Klasik bir cuma günüydü, zar zor kalkmış ve kendime kahvaltı hazırlamıştım. Ablam çoktan kahvaltısını yapıp işe gitmişti bile. Ben öğlenci olduğum için sabah saat 12.00'de kalkıp hazırlanıyordum ve okulum 01.00'de başlıyordu.
Hızlıca kahvaltımı yaptım, dişlerimi fırçaladım ve odama gidip kıyafetlerimi giyindim. Bugün serbest giyinmiştim çünkü bugün karne günüydü.
Saçımı tarayıp çantamı aldım ve evden çıktım.
Yan evimiz satılıktı ama sanırım biri taşınacaktı çünkü gelen kamyon koli koli eşya getirmişti. Neyse, beni ilgilendirmez dedim içimden ve okula gittim.
Okula vardığımda Eylül ve Kerem beni kapıda karşıladı.
Saat 1 olmuştu hepimiz sınıfa gittik ve sıramıza oturduk. Bir kaç dakika sonra sınıf öğretmenimiz geldi ve karneleri dağıttı. Takdir ve onur belgesi almıştım.
Okulun kapısının önünde duruyorduk. Kerem:
"Arkadaşlar kahve içmeye gidelim mi?"
Ben:
"Benim hiç keyfim yok siz gidin."
Eylül:
"Bir şey mi oldu Nisa?"
Ben:
"Hayır, yorgunum sadece."
Dedim ve eve doğru yürümeye başladım. Marketin önünden geçerken yavru bir kediye denk geldim. O kadar aç duruyordu ki dayanamayıp markete girdim, onun için sosis ve su aldım. Marketin önündeki mama kaplarını doldurduktan sonra hemen çaprazında olan evime geldim. Sanırım yan evin sahibi gelmişti.
Çantamdan anahtarı çıkardım ve eve girdim. Direkt üst kata odama çıktım ve çantamı bir kenara fırlattım. Çok mutluydum çünkü yaz tatili gelmişti. Tek sorun 12. Sınıfa geçmem... 'Neyse.' dedim kendi içimden.
Pijamalarımı giyindim ve alt kata, mutfağa inip kahvemi yaptım. Aşırı derecede yorgundum.
Kahvem olmuştu, kahvemi alıp odamın balkonuna çıktım ve kitap okumaya başladım. Tam o sırada yan balkondan kapı sürgüsü sesi geldi. Ses tam karşımdaki balkondan geliyordu.
Karşıya baktığımda benim yaşlarımda bir oğlan çocuğu gördüm. Üzerinde basit bir sweet ve eşofman altı vardı. Bizim burda ne kadar yaz olsa bile akşamları soğuk oluyor. Ve birde onunda elinde kahve vardı. Birkaç saniye göz göze kaldık.
"Bir sorun mu var?" dedi, kaşını kaldırarak.
"Yok."
"O zaman neden bana bakıyorsun?"
"Çünkü sabah evin önündeki kamyon yüzünden bütün mahalle ayaktaydı. Yeni komşunun kim olduğunu merak ettim."
"Düşündüğünden daha mı kötü çıktım?"
"Hakkında bir şey düşünmedim."
Alaycı bir gülümsemeyle kahvesinden bir yudum aldı.
"İyi o zaman."
"İyi."
Sessizlik çöktü.
Kitabıma dönmeye çalıştım ama sayfadaki tek bir satırı bile okuyamıyordum. Yan balkondaki çocuk sanki özellikle orada duruyordu.
Birkaç dakika sonra kahvesini bitirdi.
"Umarım bir daha bu kadar uzun bakmazsın, komşu."
"Sen de umarım kendini dünyanın merkezi sanmayı bırakırsın."
Kısa bir kahkaha attı.
"İlginçsin."
"Sen de fazlasıyla sinir bozucusun."
Hiçbir şey demeden balkondan içeri girdim ve kapıyı arkamdan kapattım.
Perdeyi çekerken kendi kendime söylendim.
"Yaz tatili daha yeni başladı... Umarım onu bir daha görmek zorunda kalmam."
Ama balkonlarımızın arasında yalnızca bir balkon mesafesi vardı.
Ve bunun hiç de mümkün olmayacağını hissediyordum.
~1. Bölüm Sonu~
Not: Eğer kitabın diğer bölümlerini görmek istiyorsanız takip etmeyi ve yorum yapmayı unutmayınn😊

