Çiftliğe vardığımızda gerçekten çok yorulmuştum, çünkü roketin üzerinde hala bataklık kirleri olduğu için zar zor yürüyebiliyordu, eminim roket de en az benim kadar yorulmuştu...
Önce roketi yıkamak için 4 kova su getirdim, elbette bu 4 kova yetmeyecekti ama olsun.
"Bi şey unutmuştum ama ne?..."
İlk kovayı direkt dökmeye başladım böylece çamurların birazı akmıştı, şimdi sıra sabun sürmedeydi.
Önce roketin vücudunu bi güzel köpürttüm sonra da saçına geçtim, saçı vücudundan daha kirliydi.
"Ah ne unuttuğumu hatırladım, "tabi ki tarağı unuttum hep saçını hem de vücudunu taramam gerek,
"Bi düşüneyim tarağı nereye koymuştum. Galiba eyerlerin olduğu odadaydı,"
Kısa bi aramadan sonra tarağı bulmuştum, koşarak roketin yanına gittim, ıslak bi şekilde üşütmesini istemezdim.
Hemen taramaya başladım, ama tarama işlemi gerçekten çok uzun sürmüştü ve belim gerçekten çok ağrıyordu.
Roketin de gözlerinin neredeyse kapanmak üzere olduğunu fark ettim.
-en iyisi bu kadar yeter dimi roket? Sende yorgunsun
Hemen son iki kovadaki suyuda roketin üstüne döktüm, ter temiz olmuştu...
"Bu gece soğuk olacak gibi, at battaniyesi getirsen iyi olur"
Roketi ağıl'a götürdüm ve üstüne hemen battaniye çektim, ağıl ne kadar sıcak olsa da en yüksek camı açık bırakıyorduk.
-iyi geceler roket, tatlı rüyalar gör...