İçeriğe geç

Bilinmezlik

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Bilinmezlik

Bölüm 2

Yeni Arkadaş

Dakikalardır hatta belki de saatlardir yürüyordu. Meşalesi sönmek üzereydi. Tünelde dümdüz ilerliyordu. İlginç bir şekilde tünelde hiçbir şekilde sapma yoktu. Alev belki dağın diğer tarafından çıkarım diyerek durmadan ilerliyordu.

Susamıştı ama çantasına su koymayı unutmuştu. Sonra aklında çantasına göz atmak geldi. Fermuarı açtı. İçinde sakar olduğu için asla yanından ayırmadığı yara bandı, bir paket bisküvi, bikaç defter, bir okuma kitabı, kalem, silgi gibi sıradan okul eşyaları vardı. Biraz dinlenmek için oturdu. Ve çantasını boşalttı. Defterler ve kitap nehrin içinden geçerken ıslanmıştı. Bisküviler pakette olduğu için sağlamdı. Birazını yedi. Tam çantasını toplayacakken bir şey fark etti. İçinde bir not vardı. Kağıda yazılmasına rağmen ıslak değildi. Yakın zamanda koyulmuş olmalıydı. Ama biri not vermek için ona yaklaşsaydı fark ederdi. Açtı. Kağıdın rengi hafif yeşile çalıyordu. İçinde italik özenli bir el yazısıyla şu cümle yazıyordu:

"Merak etme, hedefe yaklaşıyorsun..."

Kim bu yazıyı yazmıştı? Not çantasına nasıl girmişti? Acaba biri onu mu izliyordu? Daha da önemlisi, hedefle neyi kasdediyordu?

Cevabı bulmak için yürümesi gerektiğini düşündü. Oturduğu yerden kalkıp silkelendi. İlerlemeye devam etti. Alev saati merak etti. Acaba kaç saattir buradaydı? Koluna baktı. Saatin akrep ve yelkovanı yani prens ve prenses kaybolmuştu. Artık saati bilmek imkansızdı.

Biraz daha yürüdü. Ve tünelin ucunda bir ışık gördü. Koşmaya başladı. Işık çok parlaktı. İçindekileri göremiyordu. Ama iki insan silüeti seçebildi. Birinin elbisesi vardı. Kız olmalıydı. Diğerinde de kraliyet elbisesine benzer bir takım vardı. Alev bu silüetleri bir yerden hatırlıyordu. Kendini ışığın içine attı.

Alev birden gözlerini açtı. Sanki ışığın içinden geçerken bayılmıştı. Sırt üstü uzanıyordu. Küçük taştan bir mağaradaydı. İçinde hiçbir şey yoktu. Dışarı çıkacaktı ki çantasını kaybettiğini fark etti. Yanında aynı yeşile çalan kağıttan ikinci bir not vardı.

"Hedefe vardın sayılır. Ama artık bizden birisin. Bize aitsin."

Çok garipti. Yazı önceki nottakine benzemiyordu. Başka biri yazmış olabilir miydi? Hedefe çok yaklaştığını söylüyordu. Bu iyi miydi? Yoksa kötü mü? Daha da garibi bizden birisin diyerek neyi kasdediyordu? Ayrıca o kimseye ait değildi. Bu düşüncenin getirdiği hafif öfkeyle kalktı. Mağaradan çıktı.

Etraf karanlıktı. Ama en azından açık havadaydı. Önünü göremiyordu. Üstelik eşyalarını kaybetmişti. Ayağına bir şey çarptı. Yarı korkuyla önündekini eline aldı. Biraz hareketliydi. Kürkü vardı. Birden ışık saçmaya başladı. Alev korktu. Ama elindeği garip yaratığı bırakmadı. Onu inceledi.

İki tane büyük kömür karası gözleri vardı. Kürkü gök mavisi ve siyah olmak üzere iki renkti ve mozaik desenliydi. Alev bu varlığa ısınmaya başladı. Ve incelemeye devam ederken 4 tane kabarık kürkünün içinde gizlenen pati benzeri ayaklarının olduğunu fark etti. Nasıl yürüdüğünü görmek için onu yere bıraktı. Yaratık bir iki adım attı. Ve birden kanatlarını açarak havalandı. Alev'in eline kondu. Gagası bir baykuşunkini andırıyordu. Patileri kedi veya köpeği. Kanatları minik bir serçeyi. Kürkü ise sibirya kurdunu. Ama daha da önemlisi ateş böceği gibi ışık saçmasıydı. Onu kullanarak ilerleyebilirdi. Birden sağ ön ayağında bir not fark etti. Aldı ve açtı.

"Sakın onun sana gönderdiği notlara güvenme. Sana bu uçucuyu yol gösterici olarak yolluyoruz. Adı Remil. Merak etme güvenilirdir."

Demek bu yaratık bir uçucuydu. İlk defa böyle bir şey görüyordu. Ama asıl sorun bu değildi. Bu notlar farklı kişilerden geliyordu. Yazıların farklı olmasının nedeni buydu. İlk not "O"ndan gelmişti. O kimdi? Neden ona güvenmemeliydi? Neden bu yaratığı gönderen kişinin tarafında olmalıydı?

"Pekala Remil artık iki kişiyiz."dedi.

Remil'in saçtığı ışık fazla değildi. Sadece adım attığı yeri görebiliyordu. Etraf hala karanlıktı. Rastgele ilerlerken aklındaki soruların cevabını bulmaya çalışıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.