İçeriğe geç

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 5 · 3 dk okuma

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 5

5.Bölüm

Yeni Gelen

Ertesi sabah okula giderken Nil’in söyleyeceği şeyi düşünüyordum.

Dün bana gösterdiği fotoğraf hâlâ aklımdaydı.

O adamın yüzünü ne kadar düşünsem de bir türlü zihnimden silemiyordum.

Belki gerçekten babamdı.

Belki değildi.

Ama annemin tepkisi bana yeterince şey söylemişti.

Bir şey vardı.

Ve ben o şeyin ne olduğunu bulacaktım.

Okulun kapısından girdiğimde Nil’i her zamanki yerinde gördüm.

Beni görür görmez yanıma geldi.

“Bugün sana anlatacağım.”

“Ne buldun?”

“Önce sınıfa çıkalım.”

“Nil, sabrım kalmadı.”

“Benim de.”

Gülerek koluma girdi.

Sınıfa çıktığımızda herkes kendi arasında konuşuyordu.

Ben çantamı sırama bırakırken Nil telefonunu çıkardı.

“Fotoğrafı bulduğum hesabı buldum.”

“Kim?”

“Eski bir avukatlık bürosunun hesabı.”

Kaşlarımı çattım.

“Annemin çalıştığı yerlerden biri mi?”

“Bilmiyorum.”

Telefonu bana uzattı.

Ekranda yıllar öncesine ait birkaç fotoğraf vardı.

Annem.

Aynı adam.

Ve birkaç başka insan.

Fotoğrafların tarihleri birbirine yakındı.

“Bunlar nereden?”

“Eski arşiv.”

“Peki adamın adı?”

Nil ekrana baktı.

“Tam göremedim.”

“Nasıl yani?”

“Fotoğrafın altında sadece baş harfleri var.”

“Hangileri?”

Nil cevap verecekken sınıfın kapısından öğretmen girdi.

“Telefonları kaldırın.”

Nil telefonu kapattı.

“Ders çıkışı anlatırım.”

Başımı salladım.

Ama artık ders dinlemem imkânsızdı.

Öğle arasında okulun bahçesine çıktığımızda herkesin aynı şeyi konuştuğunu fark ettim.

“Yeni biri geliyormuş.”

“Başka şehirdenmiş.”

“Üst sınıfa gelecekmiş.”

“Adı neymiş?”

“Bilmiyorum.”

Nil bana baktı.

“Duydun mu?”

“Yeni öğrenciyi mi?”

“Evet.”

“Ee?”

“Merak etmedin mi?”

“Hayır.”

“Yalan.”

“Gerçekten umurumda değil.”

Nil güldü.

“Senin hayatında romantik hiçbir şey yok diye böyle konuşuyorsun.”

“İyi ki yok.”

“Bir gün birine âşık olursan ne yapacaksın?”

Omuz silktim.

“Olmam.”

“Kesin?”

“Kesin.”

Nil kahkaha attı.

“Bunu kayda alıyorum.”

Telefonunu bana doğru tuttu.

“Kayda aldım.”

“Sil şunu.”

“Hayır.”

Gülmeye başladık.

O sırada okulun önünde bir araba durdu.

Kimse özellikle ilgilenmedi.

Ta ki arabanın kapısı açılana kadar.

Bir çocuk indi.

Koyu renk bir mont giymişti.

Omzunda okul çantası vardı.

Etrafına kısa bir bakış attı.

Sonra okulun kapısına doğru yürüdü.

Nil bana dirseğiyle dokundu.

“Bak.”

“Ne?”

“Yeni gelen.”

Başımı çevirdim.

Çocuğu gördüm.

Ama yalnızca birkaç saniye.

Sonra zil çaldı.

Herkes içeri girmeye başladı.

Ben de Nil’in peşinden yürüdüm.

Yeni çocuğun kim olduğunu merak etmemiştim.

En azından o anda.

Çünkü hayatımın başka sorunları vardı.

Babam.

Annem.

Kalbim.

Ve cevabını bulmaya çalıştığım onlarca soru…

O gün Kayra’nın adını ilk kez duydum.

Ama onun hayatımın ne kadar büyük bir parçası olacağını bilmiyordum.

Hatta birkaç ay sonra, gecenin bir yarısı telefonumun ekranına bakıp onunla konuşmak için başka bir isim kullanacağımı söyleselerdi…

Muhtemelen gülerdim.

Çünkü bazı hikâyeler başlamadan önce insana imkânsız gelir.

Ders çıkışında koridorda yürürken Kayra’yı bir kez daha gördüm.

Bu kez daha yakındaydı.

Yanında birkaç öğretmen vardı.

Yeni sınıfına götürüyorlardı.

Başını kaldırdı.

Gözleri benim bulunduğum tarafa doğru geldi.

Bir an göz göze geldik.

Ben hemen başka tarafa baktım.

Kalbimde tuhaf bir hareketlenme oldu.

Bunu önemsemedim.

“Eftelya?”

Nil’in sesiyle kendime geldim.

“Efendim?”

“Az önce çocuğa baktın.”

“Bakmadım.”

“Baktın.”

“Tesadüfen.”

“Tabii.”

Gözlerimi devirdim.

“Abartma.”

Nil gülümsedi.

“Daha ilk günden savunmaya başladın.”

“Kimseyi savunmuyorum.”

“Tamam.”

Birlikte merdivenlerden aşağı indik.

Ben o sırada tek bir şey düşünüyordum:

Kayra.

Adını neden hatırladığımı bile bilmiyordum.

Belki de sadece yeni olduğu için.

Belki de göz göze geldiğimiz için.

Belki de…

Henüz hiçbir anlamı yoktu.

Ama o günün akşamında, odamda ders çalışırken telefonuma Nil’den bir mesaj geldi.

Nil:
Kayra hakkında bir şey öğrendim.

Telefonu elimde tuttum.

Birkaç saniye sonra cevap yazdım.

Ben:
ne?

Nil’in cevabı gecikmedi.

Nil:
bu çocuk buraya normal bir sebeple gelmemiş.

Kaşlarımı çattım.

Ben:
ne demek o?

Üç nokta belirdi.

Sonra kayboldu.

Tekrar belirdi.

Ve sonunda tek bir mesaj geldi:

Nil:
yarın anlatacağım.

Telefonu yatağın üzerine bıraktım.

İçimde istemsiz bir merak oluşmuştu.

Kayra kimdi?

Neden bu kasabaya gelmişti?

Ve neden Nil, onun hakkında konuşurken sanki çok önemli bir şey biliyormuş gibi davranıyordu?

Henüz bilmiyordum.

Ama bazı insanların hayatımıza girişi tesadüf gibi görünür.

Sonradan anlarsın ki…

Asıl hikâye, onlar geldiğinde başlamıştır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.