İçeriğe geç

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 3 · 3 dk okuma

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 3

3.Bölüm

Eski Bir Fotoğraf

Ertesi sabah uyandığımda aklımda tek bir şey vardı.

Babam.

Aslında yıllardır hayatımın içinde olmayan bir insanın, zihnimde bu kadar yer kaplaması saçmaydı.

Onu tanımıyordum.

Sesini hatırlamıyordum.

Nasıl güldüğünü bilmiyordum.

Bana hiç sarılmış mıydı, onu bile bilmiyordum.

Ama annemin dün akşamki sözleri, yıllardır kapalı tuttuğum bir kapıyı aralamıştı.

“Bazen bilmemek, bilmekten daha güvenlidir.”

Neden?

Benden neden saklıyordu?

Ve telefonda konuştuğu kişi kimdi?

Yatağımdan kalkıp aynanın karşısına geçtim.

Gözlerimin altında hafif morluklar vardı.

Gece doğru düzgün uyumamıştım.

Telefonumu elime aldım.

Nil’den üç mesaj gelmişti.

Nil:
uyandın mı

Nil:
eftelyaaa

Nil:
yaşıyor musun

Gülümsedim.

Ben:
uyandım

Cevap anında geldi.

Nil:
bugün okuldan sonra bana gel

Ben:
niye

Nil:
sana bir şey göstercem

Ben:
ne

Nil:
söylemem

Ben:
sen de annem gibisin

Nil:
😂

Telefonu kapattım.

Aşağı indiğimde annem mutfakta kahve içiyordu.

Bana baktı.

“Uyuyabildin mi?”

“Evet.”

Yalan söylemiştim.

Annem bunu anlamış olacak ki birkaç saniye yüzüme baktı.

Sonra hiçbir şey söylemedi.

Masaya oturdum.

“Anne?”

“Efendim?”

“Babamı hiç özledin mi?”

Elindeki fincan havada kaldı.

İşte o an anladım.

Bu soruyu beklemiyordu.

“Bu nereden çıktı?”

“Merak ettim.”

“Eftelya…”

“Gerçekten sadece merak ettim.”

Annem fincanı masaya bıraktı.

“Bazen insan bazı insanları özlemez.”

“Hiç mi?”

“Hayır.”

“Peki neden?”

Annem gözlerimin içine baktı.

“Çünkü bazı insanlar özlenecek kadar güzel anılar bırakmaz.”

İçimde bir şey kıpırdadı.

“Bana kötü bir şey mi yaptı?”

Annem cevap vermedi.

Bu kez sessizliği, cevaptan daha ağırdı.

“Anne?”

“Okula geç kalacaksın.”

Yine aynı şey.

Yine kaçış.

Sandalyeden kalktım.

“Bir gün bana anlatacaksın, değil mi?”

Annem başını eğdi.

“Belki.”

“Ne zaman?”

“Hazır olduğunda.”

“Ben hazırım.”

Annem bana baktı.

“Hayır.”

O tek kelimeyle konuşma bitmişti.

Okulda Nil beni kapıda bekliyordu.

Beni görür görmez kolumdan tuttu.

“Gel.”

“Nereye?”

“Önce bunu gör.”

Telefonunu açtı.

Ekranda eski bir fotoğraf vardı.

Bir adam.

Yanında genç bir kadın.

Ve kadının kucağında küçük bir kız çocuğu.

Fotoğraftaki kadın annemdi.

Kız bendim.

Ama adamı tanımıyordum.

Fotoğrafa birkaç saniye boyunca bakakaldım.

“Bunu nereden buldun?”

“İnternetten.”

“Annemin eski bir fotoğrafı mı?”

Nil başını salladı.

“Evet.”

Adamın yüzüne tekrar baktım.

Kalbim hızlandı.

“Bu…”

Cümleyi tamamlayamadım.

Nil bana baktı.

“Bence baban.”

Telefonu elimden aldım.

Fotoğrafı büyüttüm.

Adamın yüzünde tuhaf bir ifade vardı.

Gülümsüyordu.

Ama gözleri gülmüyordu.

Sanki fotoğraf çekilirken bile başka bir şey düşünüyordu.

Fotoğrafın altında bir tarih vardı.

2009.

Ben doğmadan birkaç yıl önce.

Telefon ekranına bakarken parmaklarım titremeye başladı.

“Eftelya?”

“İyiyim.”

“Yüzün bembeyaz oldu.”

“İyiyim dedim.”

Ama iyi değildim.

Çünkü fotoğrafın arkasında daha önce hiç görmediğim bir şey vardı.

Küçük bir not.

Fotoğrafın köşesinde el yazısıyla yazılmıştı:

“Her şey bittiğinde bile seni bulacağım.”

Boğazım düğümlendi.

“Nil…”

“Efendim?”

“Bu fotoğrafı kim paylaşmış?”

Nil ekrana baktı.

“Bilmiyorum.”

“Bul.”

“Nasıl?”

“Ne olur.”

Nil başını salladı.

“Tamam.”

O an telefonum titredi.

Annemden mesaj gelmişti.

Anne:
Bugün okuldan sonra hiçbir yere gitme.

Mesajın altına bir tane daha geldi.

Anne:
Doğrudan eve gel.

Bir süre ekrana baktım.

Sonra Nil’e döndüm.

“Annem bir şey biliyor.”

“Ne?”

“Bilmiyorum.”

Ama içimde ilk kez güçlü bir his vardı.

Belki de bütün bu yıllar boyunca yanlış soruyu sormuştum.

Belki soru:

“Babam nerede?”

değildi.

Asıl soru şuydu:

“Babam neden benden saklanıyor?”

Ve o gün, ilk kez cevabı gerçekten öğrenmeye karar verdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.