İçeriğe geç

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 4 · 2 dk okuma

BİLİNMEYEN NUMARA

Bölüm 4

BİLİNMEYEN NOT

Koridordaki o fısıltıdan sonra kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Aysel’le birlikte sınıfa girerken kolumu tutuyordu, sanki beni bıraksa biri gelip çekip alacakmışım gibi.

“Bak,” dedi, “bir şey olursa öğretmene falan söyleyeceğiz tamam mı?”

“Tamam,” dedim ama aslında hiçbir şey tamam değildi.

Sınıfa girince herkes yerini değiştirmekle, konuşmakla, gülmekle meşguldü. Bizim okulda kimse uzun süre ciddi kalamazdı zaten. Masama oturdum. Çantamı sandalyenin yanına koyarken bir şey fark ettim.

Defterimin üstünde küçük, katlanmış bir kâğıt vardı.

Kalbim bir an durdu.

Aysel hemen eğildi. “Bu senin kâğıdın mı?”

“Hayır,” dedim fısıltıyla. “Ben böyle bir şey bırakmadım.”

Titreyen ellerimle kâğıdı açtım.

Sınıfta bile güzel dalıyorsun.

Sana bakınca zaman duruyor.

“Sevda… bu romantik mi korkunç mu ben karar veremedim,” dedi Aysel.

Ben de veremiyordum.

Notun arkasını çevirdim.

Merak etme, seni korkutmak için değil.

Sadece… henüz hazır değilsin beni görmeye.

Gözlerim bir anda sınıfın içini taramaya başladı.

Kim yazmış olabilir?

Herkes sıradan görünüyordu. Kimisi gülüyor, kimisi kitap çıkarıyor, kimisi de masaya başını koymuş uyuyor gibi yapıyordu.

Aysel dudaklarını büzdü. “Bari güzel yazmış.”

“Bu mu önemli şimdi?” dedim, ama içim bir anlığına tuhaf şekilde ısındı.

Korku ve merak garip bir karışım oluşturuyordu içimde.

Sanki biri beni seviyormuş da söyleyemiyormuş gibi…

Ama aynı zamanda beni izliyordu.

Telefonumda yeni bir bildirim belirdi.

Bu sefer mesaj değildi.

WhatsApp profil fotoğrafı değiştirilmiş bir numara:

Yabancı Numara

Son görülme: şimdi

Profil fotoğrafına baktım.

Sadece… siyah bir arka plan.

Aysel sordu: “Ne oldu?”

“Bir şey…” dedim, “ama boşver. Şu an düşünürsem çıldıracağım.”

Tam o sırada öğretmen içeri girdi ve zil çaldı. Herkes yerine oturunca sınıf sessizleşti. Ama benim kafamda hâlâ aynı soru dönüyordu:

Kim bu?

Ders boyunca arkamdan biri izliyormuş gibi hissettim. Ara sıra dönüp baktım ama kimse ilgilenmiyordu. Belki de ben büyütüyordum.

Belki sadece küçük bir oyun.

Ya da…

Dersin bitimine yakın, öğretmen tahtaya yazı yazarken yan sıradaki çocuk—adı sanı belli olmayan, fazla konuşmayan bir çocuk—hafifçe bana döndü.

Göz göze geldik.

Bir an.

Sadece bir saniye.

Ama o saniyede, sanki bir şey biliyormuş gibi baktı.

Sonra başını çevirdi, hiçbir şey olmamış gibi önüne döndü.

Kalbim hafifçe sıkıştı.

Bu iş oyun olmaktan çıkıyor.

Ama bilmediğim bir şey daha vardı:

Bu hikâyede rol alan tek kişi ben değildim.

Ve oyun… henüz yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.