İkinci mektuba elim uzanıyor, ama okumak istemiyorum. Onunla uğraşmak istemiyorum ama zorundayım. Onu okuyacağım.
Nasıl bu kadar yakınımda olabilir? Aklım almıyor. Üstelik kendimi bu mektuplardan önce güvende hissediyorken.
İkinci mektubumu açıyorum.
Sevgili Kurbanım,
Mektubumu almışsın, görüyorum. Neden açmıyorsun? Neden bu kadar geç okuyorsun.
Sen beni tanımıyorsun ama merak etme, zamanı geldiğinde sana kendimi her detayıyla anlatacağım. Bu sadece göz korkutmaca.
Neden mi? Seninle uğraşmak istiyorum. O korkuyu gözlerinde görmek istiyorum. Unutma, ben korkuyla besleniyorum. Beni tanımak için ilk önce korkunu yenmen lazım.
Bende ilk öğrendiğimde iki ay kendime gelememiştim. Bizim çok ortak noktamız var Sevgili Kurbanım, çok.
Unutma, ben korkudan besleniyorum. Beni bulman için ilk önce bunu öğrenmen lazım. Şuan ikinci mektubuda okuduğumda göre savaşımız şimdi başladı.
Şunu da unutma ki, bu savaşın tek bir kazananı olacak.
Korku.
Korku.
Korku.
O korkudan besleniyor. Beni görüyor, beni dinliyor, beni biliyor.
Ne hissettiğimi biliyor, ne yapacağımı biliyor, ailemi biliyor.
Sevdiklerimi ve sevmediklerimi biliyor, beni çok yakından takip ediyor.
Bu savaşın tek bir kazananı olacak.
Ben Ay Alkan. Hem mutlu, hem üzgün biriyim. Hem korkak, ben cesur biriyim. Hem ruhla dolu, hem ruhsuz biriyim.
Ama sanırım bu savaşta ikinci tarafımı seçmem gerekecek.