Saat 21.57 idi. Herkes bie işle meşguldü. Elimdeki telefonu koltuğun üstüne bırakarak koltukta doğruldum. Mert'in bakışları bana döndü.
*Birşey yok iyiyim acıktım sadece
-Lan Yağız kalk bakayım bize sandviç yap ama insan gibi yap geçen seferki gibi benimkini farklı değil.
(Yağız)-Tamam be
*Geçen sefer ne oldu ki
-Bu 47 kromozomlu domuz bana baba oluyorum diye tuzla şekeri karıştırıp sandviçin içine koymuş.
Baba kelimesini duyduğumda içim hüzün ile doldu. Biz evladımızı kaybetmiştik bir çocuğumuz olacak diye ne kadar sevinmiştik oysaki.
*Anladım
Dedim. Oturduğum yerden ayaklandım
-Ne oldu güzelim iyi misin?
*Tuvalete gidiyorum Mert gelecek misin
Yüzünde çapkın bir gülümseme belirdi
-İstersen gelirim yani benim için hava hoş
*Mert otur oturduğun yerde
__________________________________________________________
İşimi halledip çıktım tuvaletten aynadaki yansımam sanki bitkin yorulmuş bıkmış bir Sıla'yı görüyordum. Göz altı torbalarım belirginleşmiş kaşlarımı almam gerekiyordu. Eve döner dönmez direk bir manikür pedikür yaptıracaktım. Tırnaklarım beter haldeydi. Saçlarımı tepeden topuz yapıp içeri doğru ilerledim. Çocuğunu düşüren bir anne olarak oldukça iyiydim. İçeri gittiğimde herkes balkona toplanmıştı.
*Ne oluyo
(Arda)- Bir kaç araba geldi Mert'te bakmaya gitti.
*Siz niye gitmediniz tek gönderdiniz ya kocamı
(Yağız)-Gelmemizi istemedi yenge gelirsek hepimizi sikermiş öyle dedi malum göt korkusu biz de ki de
Gözlerimi devirdim ve Yağız'ı kenara iterek öne doğru ilerledim. 2 araba vardı ve yaklaşık 10 tane de adam benim saftirik kocam niye tek gitmişti?
Gelen silah sesiyle hepimiz kafamızı aşağı eydik.
*MERTTTTT!
Acı çığlığım kulakları sağır ederken bu benim umrumda değildi. Hızla balkonun merdivenlerinden inerek Mert'in yanına doğru koşmaya başladım. Arda yağız ve Kevser arkamdan geliyorlardı. Yaklaşık 10 adam dediğim kişiler sadece 6 kişi idi. Ama dağların oraya nişancı yerleştirmişlerdi. Gözümden kaçmamıştı.
*MERT
Diye bağırdım herkesin gözü bana döndü.
-Sıla git yaklaşma
*Hayır seni bırakmayacağım lütfen buraya gel bunlar kim
-SILA SANA GİT DEDİM
*BANA BAĞIRMASIN ANLADIN MI ŞİMDİ BURAYA GEL
Gözlerim karşımızdaki adama döndü. Hızla belinden bir silah çıkarıp Mert'e doğru tuttu.
TEK BİR KURŞUN SESİ
BÜTÜN DÜNYAYA YETEBİLECEK ÇIĞLIKLARIM
Ortalık kan gölü olurken Mert'te üstüme siper olmuştu. Ellerimi kulaklarıma götürün tiz bir çığlık attım. Üzerimde hissettiğim boşluk yukarı bakmama neden oldu. Mert gitmişti. Gelen adamların hepsi yerde cansız bir şekilde yatıyordu. Mert ise ormanlık alana götüren bir adam vardı. Ve en acısı da başına silah dayamışlardı. Kevserin geldiğini hissettim o an Yağız ve Arda yerdeki adamlarının kontrol ediyordu.
(Kevser)-Sıla gel içeri geçelim bizimkiler halleder
*Olmaz Kevser olmaz ben sevdiğim adamı orada başına silah dayanıp bırakmam gerekirse ölürüm ama bırakmam
Hiç bir şey demedi Kevser yerde yatan adamların birinin silahını alıp hızla ormanın derinliklerine doğru ilerledim. Ya ölecektik yada öldürecektik başka vir açıklaması yoktu bunun. Hışırtıları duyduğumda olduğum yerde durdum. Arkamı döndüğümde bizimkilerin orasa olduğunu gördüm.
*Sakın sesiniz çıkmasın yemin ediyorum ki gebertirim
(Yağız)-Emredersin yenge
(Arda)-Sarmaşığım sen iyi misin
Evet Arda ve Kevser sevgililerdi. Kevser yeşili çok sevdiği için Arda ona sarmaşığım diyordu ama bu Kevser'in hiçte hoşuna gitmiyordu.
(Kevser)-Eğer ki bana bir daha sarmaşığım dersen o silahı alır götüne sokarım duydun mu beni
(Arda)-Yeter ki sen sok sarmaşığım ben senin bana yapacağın her şeye razıyım
*SUSUN ARTIK!
(Yağız)-Ne kadar cıvıklar görüyorsun demi yenge
*Lan susun yeter
Hepsi onaylayan bir mırıltı çıkardı. Yavaş yavaş yaklaşmıştık. Çalıların arkasından baktığımda ise Mert'i oturtmuş başına silah dayamışlardı. Karşısında da bir adam konuşuyordu.
(Şahıs)-Babanın bize çok borcu var. Ve bu borcu ödemedi. Maalesef onu bulamadık bizde oğlunun canını almaya karar verdik. Aslında diğer oğlunun canını da alabilirdik ama seni seçtik.
Duyduğum şeyler hakkında şok olmuştum. Mert'in bir kardeşi mi vardı. Ama konumuz bu değildi. Sessiz kaldı Mert elbette babasını korumuyordu ama ne diyeceğini de bilmiyordu.
(Şahıs)-Selahattin çek tetiği oğlum bir beynini dağıtmak lazım. Kürşat Demirci'ye yanlış yapılmaması gerektiğini bir öğrensinler.
Hızla öne çıktım beni görmüş olacak ki bakışları üzerimde gezindi.
(Şahıs)-Ooo karın da gelmiş neydi ismi Sevda falan mıydı her neyse kocanın yanında sen de mi ölmeye geldin. Çok bekletmeyelim seni geç kocanın yanına ikinizi birden öldürsün. Hızla yerde yatan adamlardan aldığım silahı karşımızda ki şahısa tuttum ismini az önce duymuştum. Kürşat Demirci idi.
*Kocama zarar vermene asla izin vermeyeceğim
(Şahıs)-O ne kadar da güzel bir aile tablosu. Selahattin sık kafasına gitsin oğlum. Bir bayana göre fazla cesaretli cümleler kuruyor.
Bayan kelimesi götüne girsin çıkmasın inşallah.
*Sık hadi yapabilecek misin
Cevabı beklemeden tetiğe bastım. Karşımda ki Kürşat Demirci hızla yere yığıldı. Selahattin denilen bokun silahı bu sefer bana döndü. Elimdeki silah hızla yere düştü. Ben ilk cinayetimi işlemiştim.
(Selahattin)-Sen sen nasıl abimi öldürürsün ben de senin canını alacağım.
Selahattin tetiğe bastı ama kurşun bana değil önüme geçen Arda'ya geldi. Kevserin hızla buraya geldiğini hatırlıyorum Mert ve Yağız'ın Arda'yı kucağına alıp eve doğru götürdüğünü hatırlıyorum. Ben ve Kevser'in arkadan geldiğini ve Kevser'in ağlamasını hatırlıyorum.
