"Balpetegi": Herkese selam dostlarım. Kısa bir aradan sonra tekrar sizinleyim. Bomba haberlere hazır mısınız pekiii?!
Dizüstü bilgisayarımda bunları yazarken, kapının çalmasıyla ellerim duraksadı. İşimi yarım bırakmayı hiç sevmezdim. Bir de saatin sabah dokuz olması bu davetsiz misafiri iyice çekilmez kılıyordu. Ve evet! Bunları yazmak benim işim. Ben tüm Türkiye tarafından "balpetegi" olarak bilinen Adal Sayer. İş kadını sayılmasam da oradan para kazanıyordum.
Ayağa kalktım ve istemeye istemeye kapıya doğru yürüdüm. Zilin sadece bir kere çalınması tuhafıma gitse de aldırış etmedim. Kapıyı açtım ama kimse yoktu.
Ah bu çocuklar yok mu? Sabah sabah beni deli ediyorlardı!
Etrafımı inceleyince, yerde bir a4 kağıdı gördüm. Katlanmış bir haldeydi, yazılar iç tarafta olmasına rağmen mavi mürekkebi dış taraftan görünüyordu. Epey merak etmiştim.
Bir şeyi de merak etme zaten!
Hızlıca etrafa baktım ve kimsenin görmediğinden emin olup yere eğildim ve kağıdı aldım. Tekrardan sağa sola baktıktan sonra kağıdı da alarak içeri geçtim ve kapıyı aceleyle kapattım. Tam da aksiyon filmleri için yaratılmışsın be!
Bu neydi ki şimdi? En son yaptığım haber üzerine gelen bir tehdit mektubu olabilirdi. Ama hiç kimse benim gerçek ismimi bilmiyordu ve bilmesi de imkansızdı. Bir de ev adresimi bulması imkansız ötesiydi.
Sırtımı kapıdan ayırdım ve tekrardan koltuğa oturdum. Acaba açmasam mı? Saçmalama Adal.
Ortadan ikiye katlanmış kağıdı açtım. En altta Ezhel Sarı'nın adı soyadı ve hatta imzası vardı. Ezhel Sarı!
Bütün Türkiye'nin önünde saygıyla diz çöktüğü, Türkiye'nin en büyük mafyalarından biri ve aynı zamanda iş adamı olan Ezhel Sarı. Demir Ateş'in en büyük düşmanı...
Ben kendimi bildim bileli aralarında sürekli düşmanlık vardı. İkisi yan yana gelince bütün dağlar taşlar titrerdi. Ama hiç kimse bu iki adamın neden düşmanlık yaptığını bilmezdi. Ben yıllardır bulduğum gizli haberleri yayınlıyorum. Ama bunun kadar gizlisini görmedim.
Bu adam neden bana evin adresini gönderdi ki? Peki ya ben gidecek miydim? İşim, benim hayatımdan daha önemli bir yere sahipti. Ve evet bunun çılgınca olduğunu biliyordum. İşim dışında hiçbir şeyi umursamayan, hatta kendi canını bile umursamayan bir kadındım.
Oraya gitmeli miydim?