"Gözlerinin siyahı zifiri karanlık gecem gülüşü ise güneşim oldu,o bana gecede güneşi gündüz de ayı yaşattı."
Çanakkale 05/04/2007
Nisanın ilk aylarıydı,hafta sonu olduğundan çocuk parkı diğer günlerden daha kalabalıktı.
Etraftaki kırmızı güllerin görünüşü kadar insanı büyülüyor du.
Pembenin sanki her tonunu taşıyan vişne ağacının altında hareket eden sarı şey küçük kız çocuğunun dikkatini çekmiş olmalı ki yeşil gözlerini kocaman açmış dikkatle sarı şeyi izliyor ve kaybetmemeye çalışıyordu.
Küçük kız yaklaştığı anda o küçük sarı topun minik bir civciv olduğunu gördü.
Küçük kız civcivi eline alıp yere eğildi ve yavaşça belini vişne ağacına yaslandı.
"Merhaba küçük civciv,arkadaş olmak ister misin?"bir süre bekledikten sonra civciv kızın avcunda zıplayıp sesler çıkarmaya başlayınca küçük kız kıkırdamasına engel olamadı.
"Tamam o zaman,ben İz peki ya senin ismin ne küçük civciv?"civciv cevap vermeyince kız bu sefer kendi aptallığına güldü.
"Tabi ya sen konuşamazsın ki o zaman," dediği gibi kocaman gözlerini kısıp civcivin masmavi gözlerine bakmaya başladı.Bir süre geçtikten sonra kız aydınlanmış bir ifadeyle gülümsedi ve tekrardan civcive döndü
"O zaman,senin ismin Maviş olsun.Tıpkı gözlerin gibi." dedi ve tekrardan kıkırdadı.
İz,Maviş'in canını acıtmamaya çalışarak yavaşça ayağa kalktı ve Maviş'le konuşurken vişne ağacının etrafında dönmeye başladı
Bir süre sonra kendisine yaklaşan iki çocuğu görünce yerinde durup onların gelmesini bekledi.
Biri kız diğeri erkek olan çocuklar İz'in tam karşısında durdular.
Kız olanın bal rengi gözleri ve açık ten rengi birbirine çok uymuş ve buna koyu kahverengi bukleleri de eklenince farklı bir güzellik ortaya çıkmıştı.
Gülümseyerek İz'e döndü kız çocuğu."Şey merhaba, acaba bizde civcivin le oynayabilir miyiz?"
Kızın iç ısıtan tebessümü ne karşı İz'de gülümsedi."Olur ama şu anda ben oynuyorum oyunumuz bitince size versem olur mu?Beraber de oynaya biliriz isterseniz."
Küçük kız tam cevap vermek üzereydi ki kızın yanındaki simsiyah gözlere ve saçlara sahip olan çocuk araya girdi"Hey seni ucube senden izin aldığımı hatırlamıyorum o yüzden hemen o elindeki tüylü yaratığı bize veriyorsun." dediği gibi İz'in elindeki civcivi kendisine doğru çekmeye başladı.
İz "Hayır vermiycem o benim!"diye çığlık attığı esnada civciv yere düşünce erkek çocuğu İz'i yere itip civcive doğru koştu.Civcivi eline alıp zafer dolu ifadesiyle kızlara bakınca yanındaki kız "Hey Ahmet eğer o civcivi o kıza geri vermezsen savunmasız ve sana ve özellikle ikimize zarar vermeyen birisini incittiğini ona söylerim ve söylersem de sonucunun ne olduğunu kesinlikle her ayrıntısına kadar bildiğini düşünüyorum.Öyle değil mi?"dediği gibi Ahmet'in omzundan bir adım geriye doğru itti.
Bunun üzerine İz "Hemen onu yere bırak seni pis çocuk."dediği gibi ağlaması daha çok şiddetlendi.
Ahmet tek kaşını havaya kaldırarak kızlara baktı."Gerçekten bırakmamı mı istiyorsunuz?" dediği gibi kız çocuğu onu hiç bekletmeden hemen cevap verdi "Hemde hemen!"
Çocuk bir süre bekledikten sonra gülümsedi ve "Tamam o zaman." dediği gibi elindeki civcivi yola attı ve civcivin yere düşmesiyle mavi bir kamyon tarafından ezilmesi bir oldu.
Bunun üzerine kuz çocuğu Ahmet'in elinden tutup koşarak oradan ayrılırken yeni arkadaşına ne olduğunu görünce çığlık atarak ağlamaya başladı.
İz orada aklama kadar bekledi fakat Mabil geri gelmeyince ve amcası tarafından götürülürken ağlamanın hiç birşeyi geri getirmeyeceğine kendi gözleriyle şahit oldu.
Çanakkale 26/02/2026
Bir yerlerden ses geliyor ama yönünü anlayamıyorum.Kadın sesi,hoş melodili bir ses sanki biraz da endişeli çıkıyor.Nerden geliyor bu ses yahu?Bir türlü bulamadım.
Sağ kolumda hissettiğim elle gözlerimi araladım.
"İz,gerçekten uyanman gerekiyo yoksa Korkut seni öldürür" tabi ya Aden.Mükemmel melodik sesi.
Siyah saçlarını yukarıdan at kuyruğu yapan kızı süzdüm.Mavi gözleri denizi,beyaz ten rengi kumsalı,saçları ise karanlık bir geceyi anımsatıyor.Tabi birleşince muazzam bir görüntü ortaya çıkmıştı.
Kafamı kaldırıp Aden'in yüzüne baktım ve onaylarcasına kafamı salladım.
"Evet Aden, bencede ölmek için çok gençsin.Bu yüzden lütfen odam dan defol git!"dediğim gibi kafamı tekrardan yastığıma gömdüm.
"Sen bilirsin,ben karışmıyorum o zaman."kapının kapanma sesiyle gittiğini anladım ve mükemmel uykuma geri döndüm.
Bir süre sonra yastığımın altından gelen uykumu bozan iğrenç sesle tekradan uyandım.Kim olduğuna bakmadan açıp kulağıma koydum.
"İz" diye bir ses gelince görmediği halde başımı onaylarcasına sallayıp "Evet benim."dedim
Bir süre bekledikten sonra "Biliyorum geri zekalı.Sen hala yatakta mısın?Buraya gelmen için üç dakikan var."diyen Korkut'un sesi hem içeriden hemde telefondan yankılanınca yüzümü butuşturup telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.Bu adama birisi bağırınca korkutucu olmadığını söyleye bilir mi acaba?
Yatağımın yanındaki siyah ve mavinin karışık olduğu terliğimi ayaklarıma geçirip son sürat salona girdim.
Gözümün önüne gelen bir tutam saçı üfleyerek tekrar yerine düşmesini sağladım.
Yüzümdeki gerçek olmadığı her halinden belli olan gülümsemeyle Korkut'a baktım "Beni bu saatte güzellik uykumdan uyandırmanızın umarım mantıklı bir sebebi vardır Korkut Bey."bir süre içerideki sessizlik yerini korudu ta ki Arda "Aslında,"diyip sözün bitirmeyene kadar Cümlesinin geri kalanını merak eder gibi"Aslında?Aslında ne?Ne saklıyosunuz siz benden?Arkamdan bir iş çeviriyosanız ve ben bunu öğrenirsem sonu hiç iyi olmaz haberiniz olsun!O yüzden derhal bana ne sakladığınızı söyleyin.Hemen!"diye bağırdığımda kızlar kıkırdarken Korkut kafasını yukarıya kaldırmış sanırım Allah'tan sabır dileniyordu.
Deniz,"Aslında hiç birşey yok." dediğinde bütün gözler onun üzerinde toplandı,o anda Korkut dilenmeyi bitirmiş olmalı ki "Aslında bişey var," diyerek sohbetimize dahil olmuş oldu.Yok mu Korkut'a bi alkış aferin oğluşuma büyümüş de sosyalleşmeyi öğrenmiş alkış alkış.
"Birisi ne olduğunu bana açıklıcakmı yoksa ben mi öğreneyim?"
Aden bıkkınlık dolu ifadesini bana çevirince gülümseyerek ona kocaman bi öpücük attım.Seviyorum bu kızı be.
"Baban geliyo seni salak anladın mı artık?" dediğinde gözlerimi devirip boş tabağıma çevirdim kafamı çatalı mı elime alıp peynir tabağına uzanmak üzereydim ki söylediklerini yeni idrak etmiş olmalıyım ki çatalı elim den düşürdüm
Şaşkınlığım üzerine "Neden!"diye çığlık atınca masadaki herkes canavar görmüş gibi bana bakınca elimle yüzümü kapattım
"Yüzümde bişey mi var?" dediğimde Aras yavaşça Korkut'u dürttü
"Bence bunu tımarhaneye yatırmak için hâla çok geç değil ne dersin?" dediğinde masadakiler güldü ve bu beni çok sinirlendirdiği için sıcak çayın içinden çıkardığım kaşığı Aras'a fırlattım tabi bununla yetinir miyim?Tabiki de hayır!Bu yüzden ilk önce Aden'in sonra ise Sena'nın çayının içinden aldığım çay kaşıklarını teker teker alıp Aras'a fırlattım.
"Bu gerçek bi deli!Yallah tımarhaneye." dediği gibi tabağımın üzerinden aldığım tost ekmeğine gülerek baktım.Umarım çarpılmam.Kafamı yukarı kaldırıp düşüncelerimi dışa vurup "Allah'ım sen beni affet." dediğim gibi elimdeki tost ekmeğini bumerank misali Aras'a fırlattım.
"İnşallah çarpılırsın seni pis deli!"dediğinde arkamı dönmüş uzaklaşıyodum fakat tekrardan konuşunca olduğum yerde durdum ve dönüp Ayağımdaki terliğin bi tekini ona doğru fırlattım.
Umarım kafası delinir gerizekalının. sandalyesini itip bana doğru koştuğunu görünce arkama bakmadan koşmaya başladım.Banadoğru atlamış olmalı ki ikimiz o üstte ben altta olmak üzere altta kalanın canı çıksın oynuyoduk sanırım çünkü benim canım çıkmış cesedimi yıkıyolar.
Korkut'un "İkiniz de tımarhane lik siniz tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.Sizi seçerek mi yolladılar bana ya.Biri çay kaşığı fırlatır diğeri gece uykusunda yastıkla boğmaya çalışır bi başkası hastanede makinaya bağlı olduğunu bile bile makinanın fişini çeker Allah belanızı versin sizin ne diyim ben artık"diyen sesini duydum.
Beyaz ışığı görüyorum sanırım.Aa yıldızlar gözlerimin etrafında dönüyor.Bi dakika,nefes alamıyom lan ben.Belanı bul inşallah Aras.Sıcak günde buzlukta buz bulamayasın.Kel kalırsın inşallah pislik.Hem benim babam senin babanı döver.Ne diyom ya ben.Allah belanı versin Aras iyice delirdim ben.


