İçeriğe geç

Beyaz Lale

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Beyaz Lale

Bölüm 2

Giriş 2

“Anne ya fındık istiyorum.” Dedi tekrar Paye. Annesi sinirle elindeki fıstık kabını onu doğru fırlattı. Tam tekrar bağıracağı sırada duraksadı ve kızının kolundaki bilekliğe baktı. “Bıktım senden Paye!” O sırada kapı açıldı ve o tanıdık ses duyuldu. “Ne oluyor burada?” Polat uykulu gözlerle mutfağa adım attı. Gözleri yerdeki fıstık poşetine takıldı. Yere eğilip poşeti tezgaha koydu.“Senin bu kardeşin fındık diye tutturdu yine!” “Tamam ne bağırıyorsun anne? Kızın canı fındık çekmiş.” Dedi Polat sakinlikle. Kardeşinin elini tuttu ve kapıya yöneldi. Anneleri sinirle peşlerinden bağırdı. “Polat bu kızı hep sen şımartıyorsun!” Polat umursamadan koltukta film izleyen Piraye'ye döndü. “Piri’ş bir şey istiyor musun?” “Yok abi siz alın kendinize ben bugünlük kotamı doldurdum. Biliyorsun rejimdeyim.” Polat gülümsedi ve anahtarlıktaki anahtarını alıp dışarı çıktı. Paye tam ayakkabılarına yönelmişti ki Polat onu kucağına alıp merdivenleri inmeye başladı. Binadan çıkınca bakkala doğru ilerlemeye başladılar. “Annem sana vurdu mu?” dedi Polat sinirle. Annesinin Paye ve ya Piraye’ye dokunmasına sinir oluyordu.“Hayır,” dedi Paye yumuşak biçimde. Polat bu sözlerin yalan olduğunu hemen anladı ama sesini çıkarmadı. Annesinin ifadesini evde alacaktı. Bakkala girdiklerinde Polat, Paye’yi hemen kenardaki sandalyeye bıraktı. Fındık paketlerinin olduğu bölüme doğru ilerleyip iki paket fındık aldı. Kasaya doğru ilerledi ve Dursun Abi’ye paketleri uzattı. “N'aber Dursun abi?” “İyidir Yankı senden?” Polat’ın ikinci ismi Yankı’ydı. Ona bu ismi annesi koymuştu bu yüzden Polat kullanmayı pek tercih etmiyordu. Zaten reşit olduğunda gidip isminden çıkarmıştı. Sadece onun değil Paye ve Piraye’ninde annelerinin koyduğu ikinci isimleri vardı. Paye Nil ve Piraye Sultan. Onlarda abileri gibi bu isimleri kullanmayı pek sevmiyordu. Polat cebinden kartını çıkartırken “Aynı abi iş güç,” dedi. Kartı okuttu ve bir eline poşetleri alıp Paye’ye yöneldi. Tam kapıya yöneldiğinde arkadan bir ses duyuldu. “Yankı şifre girsene bizimkinde temassız ödeme yok,” Polat geri döndü ve şifreyi girdi. Dursun abi’de dostça omzuna dokundu. “Bugünlük yarınlığız oğlum. Kardeşini öp sarıl. Sıkıca sarmala. Bak anamın öldüğü gün okula giderken annemi öpmeyi unutmuştum. O günden sonra bir daha öpemedim. Erteleme evladım.” Polat ödeme onaylanınca adamı başıyla onayladı ve Paye’yi uzun uzun öptü. “Kız cimcime seni çok seviyom biliyon dimi?” “Evet abişko, bende seni çok seviyorum.” “Ne kadar çok?” Diye sordu Polat merakla. “Kocaman bir lale tarlasının içindeki lale sayısı kadar.” Polat memnuyetle gülümsedi ama içinde bir sıkıntı vardı. Kötü bir şey olacaktı hissediyordu. Onlar bakkaldayken Bursa merkezdede başlayan darbe girişimi oraya ulaşmıştı. Askerler önlerine çıkanı vuruyor ve etrafta korku salıyordu. Polat’a askeriyeden çok arama gelmişti ama Polat telefonunu evde bırakmıştı. Polat her şeyden habersiz bakkaldan çıktı. Eve doğru yürürken Paye’ye aşırı klasik olan o soruyu sordu.“Büyünce ne olacaksın Payi’ş?” “Bilmiyorum…” dedi Paye sıkıntıyla. Artık bir hedef seçmeliydi ancak bu konuda çok kararsızdı.Polat gülümsedi ve onun saçına güzel bir öpücük bıraktı. Bu sırada bir grup darbeci’nin olduğu grup ortalığa mermi sıkıyordu. Bir mermi sıkıldı. Kimse fark etmedi ama o mermi bir hayali, bir hayatı, bir ruhu söndürdü. Polat Polen kalbine yediği kurşunla kanlar içinde yere yığıldı.Fındık poşeti yere düştü, Paye ve Polat üst üste kaldırıma yığıldı. Fındıklar kırmızıya boyandı. Paye gözlerini yavaşça kırptı ve ne olduğunu anlamaya çalıştı. Yerde yatan abisinden gelen kanı gördü ve ağzından yüksek bir çığlık döküldü. “ABİ!” Polat gözlerini aralamaya çalıştı. Paye’ye son kez dikkatke baktı. İlk kez sevgiyle değil veda eder gibi baktı. “Abi! Nefes al abi! Yardım edin, doktor var mı? Ambulansı arasın birisi!” Etrafına bakındı kimse yoktu. Nabzına baktı abisinin yaşıyordu.“Hayalin ne dediğimde bilmiyorum derdin ya Paye… Ask… Asker ol… Öhö! Seni seviyor…” “ABİ! Nefes al ne olursun! ABİ BIRAKMA BENİ!” Teğmen Polat Polen’in gözleri kapandı. Sonsuz bir uyku onu derinlere çekti.Paye gözyaşları içinde uğurladı abisini. Son kez yanağından öptü onu. Abisinin gök mavisi gözleri sonsuza dek kapanmıştı artık.Hayat o günden sonra Polen ailesine hiç iyi davranmadı. Yüzlerine hiç gülmedi. Polen soyadı 15 Temmuz gecesinin karanlığı ile lanetlendi. Paye Polen o gün bir yemin etti. Asker olacak abisinin sözünü tutacaktı. Vatan millet için savaşacaktı.Abisinin yanına uzandı Paye. Silahlar, bombalar, mermiler hiçbiri umrunda değildi. Abisi gibi kapadı gözlerini. “Beni de al. Abi beni bu koca dünyada yalnız bırakma…”

Bölüm sonu

1 yorum