9 saat sonra " Gece 2 "
Gözlerim yavaş yavaş aralanıyordu. Hala uykum vardı ama zar zor gözlerimi açtım. Kafamı yana çevirdiğim anda baş ucumda duran bandana ile yerimden sıçradım.
-"Ben bunu buraya mı koymuştum ya" dedim kendi kendime. Bandanayı alıp çekmeceye koydum ve gözüm o an bir şeye takıldı. O zarfa. Artık onun da zamanı gelmişti. Derin bir nefes aldıktan sonra zarfı elime alıp içini açtım. İçinde bir mektup vardı. zarfı kenara koyup katlanmış o mektubu açtım. Bir an öylece kaldım. Çünkü, çünkü kaybettiğim ablamın yazısına benziyordu! Ve okumaya başladım. Tam olarak şöyle yazıyordu.
MEKTUP
"Sevgili kardeşim, ben Diana. Bu mektubu bulur musun, eline geçer mi, geçmez mi, yoksa okur musun inan ki hiç bilmiyorum. Ben bu peri okulunda tam 4 yıl kaldım. Peri olanları başka bir yere gönderiyorlar. Orada da 4 yıl kaldıktan sonra serbest bırakıyorlar. Ama peri olamayanları bırakmıyorlar. Çok, çok kötü şeyler oluyor. Olurda burayı görürsen o ağaçtaki yeşil çantayı bulursan buraya gelip benim izimden gel diye o çantayı bıraktım. Senin için. Ama peri olamazsan başına çok kötü şeyler gelir. O yüzden kendini riske atma. Burayı görürsen hemen git arkasındaki sembole bak. Korkusundan hiç kimse buraya gelemez. O sembolü gören kaçar. Kendilerine güvenemezler. Biz seninle nasıl olsa kavuşuruz. Bu mektubu okuyorsan eğer ben hissederim. Okuduktan sonra sakla, sakın kimseye gösterme. Sakın kimseye güvenme. Siyah kapıların ardından uzak dur. Bir yerde beyaz inci bulursan bir yere bırak. İnciyi alanları affetmezler. O beyaz inci başına iş alır, senin sonun olur. Hoşça kal kardeşim..."
Kardeşim Elena' ya