İçeriğe geç

Beyaz Çiçek

Bölüm 6 · 11 dk okuma

Beyaz Çiçek

Bölüm 6

6.Bölüm

Bilinmedik bir hüzün var içimde,bir gariplik...

Anladım ki,ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik..

-Can Yücel-

Rana'nın Anlatımı İle..

O gece alyayı bıçakladığım o gece!

Alya gözümün önünde yerde serili bir şekilde yatıyordu.

Belkide ölmüştü yada ölmemişti benim isteğim ise ölmesiydi.

Karnındaki bıçağı dahada canı yansın diye sert çektikten sonra bıçağı olay poşetine koyup cebime koydum,kapşonumu kapatıp oradan hızla ilerledim..

Yolun kenarında kaldırım kısmından yürüyordum.

Yolda ilerlerken bir aracın yanımda durmaya çalıştığı hissettim ve başımı çevirdiğimde yanımda son model motorlu biri vardı

BMW S1000RR'ye sahipti en hızlı motor!

Kaskını çıkarınca genç bir çocuk göründü çirkin bir çocuk.

Bana bakmaya devam ederken dudağını ısırmaya başladı sarhoş gibiydi!

"what are you looking at?"

(Neye bakıyorsun?)

Dedim.

"I saw you and what you did to that girl!"

(Seni ve o kıza ne yaptığını gördüm)

Dedi.

"Well"

(Yani)

Dedim.

"If you are mine tonight, I won't tell the police"

(Eğer bu gece benimle olursan polise söylemeyeceğim)

Dedi.

"It's okay, but let's go somewhere together first?"

(Tamam ama önce birlikte bir yere gidelimmi)

Dedim.

"okey sexy girl where to go"

(Tamam seksi kız nereye gidiyoruz)

Dedi.

"green-wood cemetery"

(Green-Wood Mezarlığına)

Dedim.

Motorun arkasına binip alkollü gencin belini kavrayıp mezarlığa yol aldık.

.

.

.

Mezarlığın giriş kapısına varınca motordan inip mezarlığa girdiğimizde;

"this place is scary"

(Burası korkutucu)

Dedi çocuk.

"It's not stinky, you coward."

(Korkutucu değil seni korkak)

Dedim.

Mezarlığa girdiğimizde -ADAL- ailesi tarafına gittik daha doğru o korkak çocuğu peşimde sürükleyerek götürdüm.

Yağmur yağmaya başlamıştı ortam çok güzeldi yağmurlu bir mezarlık havası!

"Now you leave your motorcycle to me and get the fuck out of here."

(Şimdi motosikletini bana bırak ve defol buradan)

Dedim.

"What?"

(Ne)

Dedi çocuk.

Cebimde poşete koyduğum bıçağı çıkardım ve çocuğa gösterdim.

"think about it again"

(Tekrar düşün)

Dedim. Bıçağı gösterirken.

"okey calm down the engine is yours"

(Tamam sakin ol motor senin)

Dedi korkak çocuk.

"fuck you coward"

(Siktir git seni korkak)

Diye bağırdım çocuk ilerlerken arkasından.

Mezar taşının yanına oturdum ve dedemin toprağını sevmeye başladım.

Toprağa ellerkende istemsizce mırıldanıyordum.

2.Gün Sonra..

Alya'nın Anlatımı İle..

Gözlerim yavaş yavaş açılıp kapanırken bilincim yavaş yavaş yerine gelirken gözlerim tamamen açıldığında başımda dikilen polis memurları be doktorlar bana şaşkın gözlerle bakıyorlardı.

"are you ok"

(İyi misin)

Dedi başımda duran doktor.

"yes but what happened to me"

(Evet ama bana ne oldu)

Dedim.

"You were stabbed in the stomach, don't you remember?"

(Karnınızdan bıçaklanmışsınız hatırlamıyor musunuz)

Dedi polis memuru.

"No"

(Hayır)

Dedim.

"I understand it's temporary memory loss."

(Geçici hafıza kaybı olduğunu anlıyorum)

Dedi başımda dikilen yaşlı doktor.

.

.

.

Hastaneden zar zor doktor ve polislerin sorularını arkamda bıraktıktan sonra çıktım ve iyi bir nefes aldım.

Rana yapmıştı biliyordum ve çok iyi hatırlıyordum ama eğer ranayı söyleseydim onu ikna edemezdim,kuzeyi oradan çıkaramazdım.

Şimdiki işim ranayi bulmak olacaktı!

Ancak önce evime gidip dinlenmem gerekiyordu bu yüzden bir taksiye binip evimin yolunu aldım.

Binanın önüne geldiğimde taksi camından bina kapısına dayanmış kapşonlu birini gördüm ve Rana olabileceğini düşündüm.

Ücreti ödedikten sonra araçtan inip kapşonlu kişinin yanına gittim.

"Sonunda geldin"

Diyerek başını kaldırdı Rana.

Rana olduğunu gördüğüm an yüzüne sert bir tokat attım.

"Orospu ne yaptığını sanıyorsun sen"

Dedim.

Rana bir eliyle yüzünü tutuyordu dengesi sarılmıştı!

Bu kadar sert tokat atabildiğimi bilmiyordum.

Rana dikleşince;

"İsteyerek yapmadım inan bana"

Dedi.

"Kes sesini sen kim oluyorsunda beni bicakliyorsun bu ne cesaret"

Diye haykırdım.

"Tamam haklısın ama o anki öfkem sana değildi kuzeyeydi"

Dedi.

"Başlatma öfkenden şimdi seninle gidiyoruz ve kuzeyi oradan çıkartıyoruz duydunmu beni"

Dedim.

"Ben kolay yem değilim Alya unuttun herhalde kuzey cezasını çe-ke-cek bitti"

Dediği anda saçından tutup kendime çektim.

"Birdaha düşün"

Dedim.

"Bırak saçımı manyak"

Dedi.

"3 e kadar sayıcam eğerki şikayeti çekmezsen seni ben öldürür icerde kaç yıl gerekirse yatarım duydunmu beni"

Dedim.

"İyi ya benimde işime gelir"

Dediğinde daha kuvvetle saçını çektim.

"1"

Dedim.

"Ölsemde çekmem"

Diyordu hareket ederek.

"2"

Dedim.

"Yok diyorum yook"

Dedi.

Her sayıda daha fazla saçını çekiyordum.

"Son 3"

Dedim.

Ve yüzüne bacak kapağımla bir tekme attım.

Yere düştüğünde saçından tuttum ve başını kaldırıp yüzüme bakmasını sağladım.

"Ne diyorsun Rana ölmekmi gidip sikayeti çekmekmi?"

Dedim fisildarcasina.

"Tamam lan gidelim çekicem şikayeti Tamam"

Dedi.

Saçını çekmeyi bıraktığımda elimde duran bir top saçı iki elime vurarak çırptım.

"Bravo bu zamana kadar kimse beni dönemedi ama sen cesur çıktın"

Dedi.

"Ha şunu bileydin"

Diye yanitladim.

"Bana bak Rana seni böyle uyarmak istemezdim ama yaptıkların yetti artık bana bunu mecbur bıraktığın icin utan"

Dedim.

"Ben intikam peşindeyim"

Dedi.

"Ama Kuzey suçsuz asıl suçlu olan onun ailesi onlar bu kötülüğü yaptığında kuzey daha dünyada bile değildi ne saçmalıyorsun sen"

Dedim.

"Ne yapayım o zaman kimden intikam alayım dedem ailem orada green-wood'da yatarken ben nasıl rahatça dolaşabilirim söyle bana Alya ne yapayım ben kendimi öldürüp onların yaninami gideyim ne yapayım"

Dedi.

"Bence sen önce bir Psikiyatrist'e git bak unutma psikolog değil Psikiyatrist senin ilaç icmen gerekiyor"

Dedim.

Sırıttı hatta kahkaha attı.

"Komik şaka espritüel insan"

Dedi.

"Aynen çok komikti"

Diyerek yüzümü buruşturdum.

Ardından yoldan bir taksi çevirip Rana ile emniyet müdürlüğüne yol aldık.

.

.

.

Emniyette indiğimizde Rana ile dışarıya çıktık ve bir süre birbirimize baktık.

"Yap lütfen Rana bu sefer sasirt beni"

Dedim.

Bana baktı sadece baktı.

"Y- Yapıcam çocukluğuma ihanet gibi birsey olacak ama yapıcam"

Dedi.

"Çocukluğuna ihanet değil cocukluğundaki acılarını unutmak için bir fırsat bu artık hergün nasıl intikam alicam diye düşünmene gerek yok sadece bir imza atacaksın ve hayatın değişecek"

Dedim.

"Eminmisin Alya hayatim değişecekmi"

Dedi.

"Evet değişecek"

Neye dayanarak söylüyorsun bunu Alya?

"Hadi gel yapalım bitsin bu iş"

Diyerek elinden tuttum ve içeriye doğru birlikte geçtik.

İçeriye geçtiğimizde memur odasına kapıyı tıklayıp girdik.

"Hello, we were going to receive Kuzey Varan's complaint."

(Merhaba biz Kuzey Varan'ın şikayetini alacaktıkda)

Dediğimde polis memuru eliyle oturmamız için koltukları gösterdi.

Karşılıklı koltuklara oturduğumuzda Rana söze başladı;

"I complained about Kuzey Varan and now I take back my complaint."

(Kuzey Varan'dan şikayetçi oldum ve şimdi sikayetimi geri alıyorum)

Dedi Rana.

"Okay Ms. Rana, fill out this form."

(Tamam Bayan Rana, bu formu doldurun.)

Dedi formu ve kalemi uzatırken polis memuru.

Rana formu ve kalemi alıp masanın üzerine koydu ve duraksıya duraksıya doldurmaya başladı.

Her kalemi oynattiginda içimde bir mutluluk yeşeriyordu..

Rana formu doldurduktan sonra memura uzattı ve telefonunu alıp;

"Complaint to remove Kuzey Varan from Ward 7 was withdrawn"

(Kuzey Varan'ın 7. koğuştan çıkarılmasına ilişkin şikayet geri çekildi)

Dedi polis memuru.

Bizde Rana ile ayağa kalktık ve 7.kogusun bulunduğu kata çıkıp kuzeyi karşıladık.

.

.

.

.

Kuzey'in Anlatımı İle..

Semih ile iyi anlaşmıştık çok iyi temiz kalpli bir çocuktu 3 gün boyunca dertleştik birbirimizle o bana cansuyu ben ona alyayi anlattım.

Sevgili cansuya çok üzüldüm kaldığı akıl hastanesinde intihar etmesi çok kötü bir durum olmuş çocuk bundan o kadar çok etkilemişki her cümlenin sonu cansuya çıkıyordu..

Semih ile banklarda otururken bir asker koğuşa doğru yaklaştı ve kapının kilidini açıp içeriye silahı ile girdi.

"Who is Kuzey Varan?"

(Kuzey Varan kim)

Dedi.

Ayağa kalkarken;

"That's me"

(Buyurun benim)

Dedim.

"get ready you are going out"

(Hazırlan dışarı çıkıyorsun)

Dediğinde semih ile göz göze geldik

"Okay let me"

(Tamam bana izin ver)

Dedim ve ayağa kalkan semih ile birbirimize sarıldık.

"Kurtuluyorsun buradan"

Dedi semih.

"Kurtuluyorum ve sende kurtulacaksın"

Dedim.

"Kendine dikkat et çok iyi bak kendine birdahada buraya düşme"

Dedi.

"Sende kendine çok iyi bak burdan çıkmaya bak sakın bak dediklerimi unutma her umutsuzluğun sonunda bir umut yeşerir"

Dedim.

Ve tekrar sarıldık o sırada koridorda bana doğru koşan alyayi gördüğümde demirli kapıdan çıkıp birbirimize koştuk ve ortada kavuşup sarıldık.

"Çıktın sonunda artık doya doya sarılabilirim sana"

Dedi alya.

"Çıktım sevgilim seni o kadar çok ozledimki bu 3 gün 3 yıl gibi geldi bana"

Dedim.

İkimizde dayanamayıp dudaklarimiza küçük bir buse kondurduk.

"Hadi çıkalım buradan"

Diyerek kendine çekiştirdi Alya.

Bende çıkışa ilerlerken arkami dönüp bana bakan semih ile göz göz geldim ve elimi ona doğru salladım o da bana doğru elini salladı.

İyi bir hapishane dostluğu..

Emniyetten çıktıktan sonra bahçede alya bana dönüp;

"Sevgilim 5 dakika bekle olurmu hemen geliyorum"

Deyip tekrardan emniyetin içine girdiği sırada Rana bana yaklaşıp;

"Kusura bakma ailene olan öfkemi senden çıkardım nede olsa senin damarlarında onların kanı akıyor"

Dedi Rana.

"Ama bak gordunmu ben suçlu değilim birdaha bana suçlu muamelesi yaparsan hakettigini yaşarsın Rana."

Diyerek yanitladigim sırada Alya yanında polisler ile birlikte geldi ve konuşmaya başladı;

"Policeman, this is the girl who stabbed me, I'm filing a complaint."

(Polis bey beni bıçaklayan kız bu şikayette bulunuyorum)

Deyip ranayi işaret ettiğinde polisler rana'nın iki kolundan tuttuklarında Rana şok olmuş gibi önce alyaya sonra bana bakıyordu halbuki alyanin bunu yapacağından haberim bile yoktu.

"N- Nasıl Alya ne yapıyorsun"

Dedi Rana.

"Yapmam gerekeni gordunmu bak kolay yemmişsin birdaha görüşmemek üzere surtuk"

Dedi alya ve benim yanıma yaklaşıp polislerin ranayi götürmesini izledi!

Alyaya dönüp;

"Senden beklemiyordum bunu sevgilim"

Dedim ve bir elini tutup yolda yürümeye başladık.

"Seni benden 3 günde olsa alı koydu ne yapsaydım cezasını çekmesi lazım"

Dedi alya.

.

.

.

Newyork'ta yağmur yağmaya başlamıştı herkes evine koşmaya çalışırken alya bana dönüp;

"Bu yağmurda ıslanmaya ne dersin beyaz prens"

Dedi.

"Sen ne dersen o derim beyaz çiçek"

Diye yanıtladım.

Ardından ellerimizi birleştirip yağmurun altına girdik!

Yağmurun soğuk suyu üstümüze yağarken ellerimizi tutup gökyüzüne baktık.

"Alya Bazı insanlar yağmuru hisseder, diğerleri sadece ıslanır."

Dedim.

" Kuzey Nasıl anlatsam? Her yağmur damlası mesela seni seviyorum olsaydı, her yeri sel alırdı."

Dedi sesini bastırmaya çalışan yağmur sesi arasında.

Alya bir şarkı mırıldanmaya başladı be sonrasında mırıldanmayı aşıp söylemeye başladı;

Bende ona ayak uydurdum ve birlikte yağmurun altında dans ederek şarkı söylemeye başladık.

Toprak yağmura, ben sana

Âşık olduk yeniden

İmkânsız gibi görünen

Bu mesele

Girdi aklıma her gece

Tanıdık bi' melodi

Sen miydin sebebi?

Söylesene

Bir kadın gelir, değiştirir seni

Alıştığın o sert, kararlı şeklini

Yüz binlerce yıldır böyledir gider

Suyun kumsala vurması gibi

Vurması gibi

Ve gök ağladı her sabah

Ben kayboldum yeniden

Şu camlardan süzülen

Tane tane

Ve hep uykuya dalmadan

Düşündüm geceleri

O yazdığın dizeleri

Ezberimde

Bir kadın gelir, değiştirir seni

Alıştığın o sert, kararlı şeklini

Yüz binlerce yıldır böyledir gider

Suyun kumsala vurması gibi

Vurması gibi

-Can Ozan-

.

.

.

.

1 Ay Sonra Alya'nın Anlatımı İle..

"Hayatim küçük valizi aldinmi içinde kitaplarım olacaktı"

Diyerek kuzeye baktım.

"Aldım Hayatim bende hadi artık çıkalım şu evden uçağa geç kalıcaz"

Diye çıkıştı kuzey.

Kuzey ile 1 aya yakın burada kalmıştık ben eğitim islemimi tamamlamıştım artık tamamen bursluydum evide kendi üzerime yaptırdım.

Artık yazları veya başka bir durumda amerika Newyork'ta bir evim yok demem;

"Tamam tamam ben hazırım hadi bakalım çıkalım"

Dedim.

Birlikte valizleri merdivenden indiriyorduk.

Kapının önüne geldiğimizde kapımın hemen yanında bir taksi çağırma butonu vardı artık.

Buraya yeni yaptirmislardi buda benim işime yariyordu.

Taksiyi beklerken binamın yanındaki pastane dikkatimi çekti.

"Kuzey yolda acıkırız pastaneden birseyler alıp geliyorum ben"

Dedim.

Pastane kapısından içeriye girdiğimde;

"Welcome girl, how are you?"

(Hoş geldin kızım nasılsın)

Dedi pastanenin sahibi olan yaşlı amca.

"Fine, and You"

(İyiyim sen nasılsın)

Dedim.

"I'm fine girl, let's see what you want"

(Ben iyiyim kızım ne istiyorsun bakalım)

Dedi.

"4 borek"

(4 börek)

Dedim.

"We are going back to Turkey"

(Biz geri Türkiyeye dönüyoruzda)

Dediğimde pastanenin sahibi bir an durdu ve bana hüzünlü gözlerle baktı.

"at least be careful"

(Dikkatli olun bari)

Dedi dolu gözlerle.

Elinden börekleri alıp ücretini verdikten sonra;

"Take care of yourselves"

(Kendinize iyi bakın)

Dedim ve pastaneden çıktım.

Taksi çoktan gelmişti,kuzey aracın içinden bana bakıyordu.

"Sonunda gelebildin hiç gelmiceksin sandım"

Dedi ben araca binerken.

"Geldim işte adamla vedalastım"

Dedim.

O sırada taksici şoför;

"Where should I go"

(Nereye gidiyoruz)

Dediğinde kuzey;

"to the airport"

(Hava alanına)

Dedi.

Bir elimle kuzeyin elini tuttum ve başımı omzuna yaslayip hava alanına ilerledik.

.

.

.

Hava alanına geldiğimizde kuzey ücreti ödeyip araçtan indi.

Ben ondan önce inip valizleri aldım ve içeriye geçtim!

Kuzey arkamdan yavaş adımlarla gelirken;

"Hadi ama bak uçağı kaciracagiz"

Dedim.

"Daha var acele etme hem saat kaç"

Diyerek çıkıştı kuzey.

Kolumdaki saate baktım ve saat 12:14 geçiyordu uçağımız ise 12:20 geçeydi!

"Kuzey saat 12:14 uçak 20 gece kalkacak"

Dedim.

"N-Ne"

Dediğinde yüzünde komik bir ifadw vardı.

Güldüm.

.

.

Sonunda havalimaninın içine girdiğimizde DANIŞMANA gidip biletlerimizi gösterdik.

"Here you go sir, they will call you in a few minutes."

(Buyrun efendim, birkaç dakika içinde sizi çağıracaklar)

Dediğiginde.

"Okey"

(Tamam)

Deyip banklara geçip oturduk ve kuzey yanıma oturduğunda soluk soluğa kalmıştı.

Bir nefes alıp bir nefes veriyordu.

"Sen iyi misin?"

Dedim.

"Bilmem"

Dedi soluk nefeslerin arasından.

Ayağa kalktım ve ürünlerin satıldığı yerden bir su alıp tekrardan kuzeyin yanına döndüm.

"Al iç şunu"

Diyerek su şişesini uzattım.

Su sişesini elimden hızlıca alıp kafasına dikmeye başladı!

"Ah canım benim nasıl susamissin"

Dedim.

Suyu bitirdikten sonra;

Bir Anons sesi duyuldu!

"Dear passengers, our flight from America to Ankara is about to take off."

(Değerli yolcularımız, Amerika'dan Ankara'ya uçağımız kalkmak üzere.)

Diyerek bizi uçağa doğru yonlendirdiler görevliler.

Ayağa kalktık ve valizlere yüklenip uçağa doğru ilerledik..

Cam panusun içinden uçağa doğru ilerledik;

Uçağa bindigimizde valizlerimizi koltuğumuzun üst kısmına yerlestirdik ve koltuklarımıza oturduk.

Uçak harekete yavas yavaş geçmişti.. Cam Kenarını seçmiştik numaralarımız ise 17~18 idi.

Elimle kuzeyin elini tuttum ve gözlerimi kuzeyin gözleri ile karşı karşıya bıraktım.

"Kuzey"

Dedim.

"Efendim canım"

Dedi.

"Seni çok seviyorum"

Dedim.

"Bende seni çok seviyorum alyam seni çok ama çok seviyorum"

Dedi.

Elimi kuzeyin elinden çekmeden başımı kuzeyin omzuna yasladım oda kafasını benim başıma yasladı.

"Alya sen olda,ister yâr ol,ister yara lütfunda başımın üstüne kahrında"

Dedi kulağıma doğru fisildayarak.

(Sözün sahibi Şems-i Tebrîzî)

.

.

Bu bölüme Özel Bir Söz;

Dünyanın En Zor Hissi;

Kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.

Dostoyevski

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.