"Git Peşinden Al Getir Onu Ve Sakla Kalbine."
Alya'nın Anlatımı İle..
Anerikaya iniş yapmıştık,herkes ayaklanirken ben insanların cikmasini bekledim bu kalabalığa giremezdim.
Herkes indikten sonra bende valizimi alıp uçaktan indim.
İçeriye girmeden önce kapının girişinde araçlar (taksi) vardı.
Aralarından birine camı tıkladım ve araçtaki şoför göründü.
"Hello,can I ride?"
(Merhaba binebilirmiyim?"
Dedim.
Araçtaki şoför;
"Hello you can ride of course"
(Merhaba elbette bilebilirsin)
Dediğinde valizimi arkadaki bagaja koyup araca bindim.
Ve gideceğim yeri bilmediğim için telefonumdaki konuma basıp şoföre gösterdim.
"I Will go this way"
(Şu tarafa gideceğim)
Dedim.
Şoför;
"Okey"
(Tamamdır)
Dedi ve aracı çalıştırıp ilerledi.
Newyork hayal gibi biryerdi sanki bir rüyanın içindeydim heryer ışıl ışıl sokaklarda şarkı çalan,dans eden,kahveleriyle sohbet ede ede yürüyen insanlar.
Bukadar güzellik çok fazlaydı!
Kısa bir süre sonra araç durmuştu.
"We came you fee is 5 dollars"
(Geldik ücretiniz 5 dolar)
Dedi şoför.
"Okey wait a second"
(Tamam bekle bir saniye)
Diyerek çantamdan cudanimda olan kredi kartını aldım ve cihaza okuttum.
Bursun avantajlarından yararlanmanın vakti gelmişti.
Ücreti ödedikten sonra araçtan inip bana verdikleri kağıda baktım ve evim olan binanın içerisine girdim.
Kağıtta 1.kat 8 numara yazıyordu,1.kata çıkıp daire 8'in kapı anahtar deliğine anahtarı soktum ve kapıyı açtım.
İçerisi pırıl pırıldı heryer tertemiz.
Bursun avantajı.
En azından buradaki eşyaları başka biri kullanmadığı için içim rahattı burs buna çok önem veriyordu hepsi yepyeni eşyalardı evde hersey vardı.
3+1 olan bir evdi.
Tam bana göre.
Dirket Yatağıma girdim gece yarısıydı buda demekti Türkiye şuan gündüzdü.
Yatağıma girmiştim çoktan aslında dışarıya çıkıp dolaşmak istiyordum ama yapamadım o kadar çok yorgundumki kıpırdayacak tâkatim yoktu kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım ve uykuya daldım.
.
Sabah olmuştu sabah erkenden uyanıp üzerimi giyinip sokaga çıktım ve derin bir nefes aldım yeni ülke,yeni ev ve yeni hayat.
İlk işim evimin yanındaki Cafe'ye gidip karnımı doyuracak bir şeyler almaktı.
Cafe'ye girip reyonun önüne geçtim.
"Welcome sir what do you want?"
(Hoş geldiniz efendim ne istiyorsunuz?"
Dedi garson.
"I found it nice can I have a sausage and cheese pie?"
(Hoş buldum ben bir adet sosisli ve peynirli turta alabilirmiyim?"
Diyerek cevap verdim.
"Of course"
(Tabiki)
Diye cevap verdim.
Turtamı alıp ücretini karşıladım ve yola çıkıp turtamı yiye yiye yoluma devam ettim.
Gittiğim yer -Newyork Scholarship Center- idi.
(Newyork Burs Merkezi)
Yürüdüm yol bile gururlu hissettiriyordu bir insan yolda yürüdüğü zaman gurulu hissedermi?
Yürüdüğün yol anerika olursa tabi hisseder(!)
Merkezin önüne geldiğimde içeriye güler yüzlü bir şekilde girdim ve beni karşılayan guvenlikler önce bana selam verip ardındanda üzerimi aradılar ve içeriye aldılar.
Bende adsivor'a doğru yaklaştım.
(Danışman)
"Hello, I was going to meet with teacher Maria."
(Merhaba,maria Hoca ile gorusecektim)
Dedim.
"Hello, I am doing your transaction right away. Can I have your name and surname?"
(Merhaba, işleminizi hemen gerçekleştiriyorum. Adınızı ve soyadınızı alabilir miyim?)
Dedi.
"Of course my name is Alya My last name is Demir Alya Demir"
(Tabii ki adım Alya soyadım Demir Alya Demir)
Dedim.
"I have created your transaction, our teacher will call you."
(İşleminizi oluşturdum Hocamız sizi çağıracak)
Dedi.
Bende içeride olan rahat gibi görünen beyaz koltuklardan birine oturdum ve maria hocamı bekledim.
Çok beklemeden hocam beni 5-10 dakika içerisinde çıktı.
"Welcome Alya, you can come in."
(Hoş geldin Alya içeriye girebilirsin)
Dedi hocam.
Bende ayağa kalkıp odaya girip sandalyelerden birine oturdum.
"How are you Alya?"
(Nasılsın alya)
"I m Fine thank you,how are you"
(Ben iyiyim teşekkür ederim siz nasılsınız)
Dedim.
"I saw you, I felt very good, have you settled in your home?"
(Seni gördüm, çok iyi hissettim, evine yerleştin mi?)
"Yes, I settled in, the house is very nice, I came here for business."
(Evet yerleştim ev çok güzel ancak ben buraya iş için gelmiştim ama)
"oh yeah we got a good job for you in a bank"
(Ah evet senin için bankada bir is buldum)
Dedi.
"great when can i start"
(Harika ne zaman başlayabilirim"
"Anytime"
(İstediğin zaman)
.
.
.
Hocamın odasından çıktıktan sonra evime döndüm ve bilgisayardan bankanın uygulamasını indirip hemen işe başladım yavaş yavaş adapte olmam gerekiyordu.
Kuzeyin Anlatımı İle..
Tarih:16 Ocak|Saat:08:21
Yatağımdan endişeyle kalktım ve duşa girmeden önce hızlıca antkdepresan ilaçlarımı içip kendime gelmeye çalıştım!
Çok Kötü bir kabus gördüğüm için kendimde değildim.
Azda kendime gelmişken kendimi duşa soğuk suyun altına attım!
Duştan çıktıktan sonra kıyafetlerimi giyip evden dışarıya çıktım.
Ve taksi çağırıp havalimanına gittim.
Havalimanina vardığımda DANIŞMAN'a gidip biletimi gösterdim.
"Benim saat 09:30'a uçağım vardıda"
Diyerek.
Biletimi verdim.
"Hemen bakalım efendim"
Dedi.
"Tamdır efendim sizi 09:20 gibi çağıracağız anonsları takip edin"
"Pekala"
Dedim.
Biletimi alıp banklara oturdum o sıradada telefonumu alıp galeriden alyanın fotoğrafına tıkladım.
Yüzüne baktım ve fısımdarcasına;
-geliyorum birtanem geliyorum-
Diyerek anonslara odaklandım.
Rana'nın Anlatımı İle..
Evimden yani mekanımdan sabah 07:00 gibi çıkıp kuzeyin evinin önüne gittim ve kuzeyin cikmasini bekledim.
1,5 saat sonra nihayet çıkmıştı elinde valiz yoktu?!
Uçağı iptalmi ettirmişti?
Sorularımı bir köşeye atıp arabasına binen kuzeyin arkasından motorumla takip ettim.
Havalimanina gelmişti valizsiz.
Motorundan inip guvenliklere;
"Otoparka götürün zarar görmesin"
Diyerek anahtarları teslim ettim.
Ardından kuzeyi hızla takip ederek içeriye girdim ayağımdaki siyah renkte topuklu botlor koşmamı engelliyordu ama ben pes etmiyordum.
Kuzey kaçırmamıştım DANIŞMAN'la konuşuyordu,konuşması bittikten sonra biletini alıp bankalara geçmişti bende DANIŞMAN'a gidip;
"Ankara-Amerika 09:30 uçağına bir bilet alabilirmiyim"
Dedim.
"Maalesef bütün koltuklar dolu"
"Allah kahretsin"
Dedim.
Ve oradan ayrılıp Amerika uçağı bekleme alanına gidip bir adama yaklaştım ve oturduğu bankın yanındaki boş alana oturup;
"Amerika ucagimi?"
Dedim.
"Evet"
"Pekala o halde 1-2 saat sonrasına uçuyorsun amerikaya"
"Anlamadım"
Dedi adam.
Deri ceketimin içinden zarfa koyulmuş parayı çıkarıp adama uzattım.
"Acil bir işim var al şu parayı ver bana biletini"
"Oo tamam tamam al bilet senin"
Diyerek elimdeki para dolu zarfı aldı bende ondan biletimi alıp saatin gelmesini bekledim.
.
.
.
Saat 09:20 gece guvenlikler ve anonslar;
"Amerika uçağı bekleyenler bu taraftan"
Diyerek bize yol gösterdiler,birçok kişi gösterdikleri yöne doğru ilerledi bende ilerledim ve kalabalikta zar zor kuzeyin arkasına geçip yürüdüm.
Cam panusun içinde yürüyüp uçağa binip koltuguma geçtim en azından kuzey beni tanımıyordu isim kolay oluyordu bu şekilde.
Uçakta anons sesi duyuldu.
"Sayın yolcularımız Ankara-Amerika uçağımız 5 dakika içerisinde kalkışa geçecektir iyi yolculuklar dileriz"
1 Dakika
2 Dakika
3 Dakika
4 Dakika
5 Dakika.
Sonunda süre dolmuştu uçak harekete geçmişti!
Başımı arkaya yaslayıp dışarıyı izlemeye koyuldum.
Biletini aldığım adan cam kenarında tutmuştu işini bilen bir salak olmalıydı(!)
.
.
.
Saat 22:48 geçiyordu uçak piste iniş yaptığında herkes ayaklanıp valizini aldı ve dışarıya çıktı!
Uçakta valizi olmayan iki kişi vardı kuzey ve ben.
Kuzey uçaktan inince bende ondan hemen sonra inip onu takip ettim.
Heryerde taksi vardı kuzey o taksilerden birine binip harekete geçmişti.
Nasil bu kadar hızlı oluyordu?!
Aceleyle bir taksiye binip.
"Abi şu aracı takip edicez"
Dedim.
"What?"
Diyerek yanıt verdi şoför.
Ahh tabi ya salak Rana burası Amerika Türkiye değil.
Biran Türk yanım bastı(!)
Anladimki ben turkiyesiz yapamıyorum bana göre değil diğer ülkeler.
"Excuse me, let's follow this vehicle."
(Afedersiniz şu aracı takip edelim"
Diyerek olayı çözdükten sonra kuzeyi takip etmeye başladım.
.
.
.
Araç yarım saat içerisinde durmuştu bende şoföre elimle durmasını söyleyerek aracı durdurdum ve ücreti ödeyip araçtan indim.
Kuzeyde indiğinde bir binaya girmişti bende onu takip ettim.
Kuzey bina kapısında asılı olan zillerden birine bastığında kapı açıldı ve bende kapının açılmasını fırsat bilip içeriye girdim.
Kuzey bir anda bana dönüp;
"sorry but you are following me"
(Pardon benimi takip ediyorsunuz?)
Dedi.
Elim ayağım buz kesmişti o kadar insan öldürdüm hiç birinde buz kesmemiştim ancak öldürmeyi planladığım biri tarafından yakalanınca iş ayrı oluyordu.
"Извините, я не понял"
(Üzgünüm ben anlamadım)
Konuyu kapatmasi için Rus taklidi yaptım.
"ты следуешь за мной"
(Beni takip ediyormusun)
Diyerek yanıtladı.
Hasiktir amınakoyim her dili biliyor!
"нет, мой дом здесь"
(Hayır evim burada)
Diyerek merdivenlerden çıkmaya başladım!
-Serefsiz her boku biliyor- Diyerek içimden geçirdim.
Bir kapının önüne geldiğimde anahtarla açıyormuşum taklidi yaptım.
Kuzey yanımdan gözlerini bana dikmiş bir şekilde 1.katta olan 8.Dairenin kapısını çaldı.
Kapı direkt açıldı ve o kız çıktı Alya.
"K- Kuzey"
Diyerek sarıldı kız.
"Geldim birtanem geldim"
Yanıtladı kuzey.
Iyy mıç mıç aşık çiftler migdem bulanmaya başladı.
"Gel içeriye bekleme burada"
Diyerek kuzeyi içeri aldı ve kapıyı kapattı.
Alya'nın Anlatımı İle..
Kuzeyi içeri aldıktan sonra salona geçtik ve konuşmaya başladık;
"Nasıl geldin buraya hani gelmicektin o kadar gelmem diyordun"
Dedim.
"Aa sanki niye geldin der gibi konuşuyorsun gideyim istersen"
Dedi.
"Ya yok sana niye öyle diyim şunu demeye çalışıyorum nasil ikna oldunda geldin buraya"
"Manolya hanım sayesinde o gün uçağının olduğu gün geldiğimde yetişemedim bende hemen bilet alıp geldim"
"Manolya hanimmi bak görüyormusun ne iyi kadınmış"
"Evet öyle sana selamıda var"
"Aleykümselam"
Dedim.
"Bak Alya aslında benim buraya gelmem çok tehlikeli ama şu yuzden geldim ben seniz yapamıyorum bak 2 gün ayrı kaldık dayanamadım geldim buraya hadi Alya gel benimle tekrardan dönelim evimize"
"K- Kuzey anlamıyorsun ben düzenimi kurdum artık dönemem oraya ve sen neden hala söylemiyorsun burada kalmanın tehlikeli olduğunu ya ne yapmış olabilirsinki bu kadar tehlikeli olacak"
Dedim.
Ve o anda başka birisinin sesi duyuldu.
"Adam öldürmüş olabilir"
Dedi tanımadığım kız.
Rana'nın Anlatımı İle..
Kapıyı tel toka yardımıyla açtıktan sonra sözlerini bölüp konuşmalarına daldım.
"Kimsin sen"
Dedi kuzey.
"Kuzey ne diyor bu kız ne Adam öldürmesi"
Dedi alya.
"Öncelikle küçük hanım benim adım bu kız değil Rana kuzey beni tanimiyor ama ailemi çok iyi tanır Adal ailesini"
Diyerek kuzeyi şoka uğrattım.
"S- Sen onların neyi oluyorsun"
Dedi kuzey.
"En büyük torunu oluyorum katil"
Diyerek yüzüne ayagimdaki siyah topuklu botla tekme attım.
Kuzey yere düştüğünde Alya denen kız kucuk bir çığlık attı.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen"
Diye çıkıştı bana Alya.
"Sen bu işe karışma beyaz çiçek benim işim bu şerefsizle"
Dedim ve karnına bir yumruk atacakken ayağımı tutup yere çekti beni!
Yere düştüğümde ayağa kalktı ve alyayı bir odaya götürmeye çalıştı.
Hizla ayağa kalktım ve bir tekme atıp iki kolunuda elektrikli kelepçeyle bağlayıp sandalyeye oturttum,hızlıca etrafını ip ile sardıktan sonra konuşmaya başladım;
"Hiç yakalanmam dedin degilmi ama unutma beyaz prens her suçun ilelebet bir cezası vardır"
Dedim.
Elimdeki telefondan polisi arayıp konuşmaya başladım;
"Hello I want a police team I caught a murderer now"
(Merhaba bir polis ekibi istiyorum şuan bir katili yakaladım)
Diyerek evin adresini verdim.
"N- Ne demek katil kuzey öyle bir şey yapmaz"
Dedi alya.
"Eminmisin bu çocuğun ne kadar masum göründüğüne bakma beyaz çiçek bu çocuk en adi katillerden biri benim çocukluğum kimsesizler yurdunda geçti kimin yüzünden biliyormusun bunların yüzünden"
Diyerek bağırdım.
Kuzey sessizliğe gömülmüştü gerçekler her zaman acıydı.
"Kuzey benim içimde bastırdığım duygularımı bir bilsen ve bak bu duyguların dönüştürdüğü kişiye bir bak ben oyun oynayan küçük bir kız çocuğuyum taki o gün ailen gelip benim ailemi öldürene kadar işte o gün değiştim ben o gün o tatlı kız çocuğu Rana öldü onun yerine intikam isteyen Rana geldi"
Dediğimde polisler içeriye girdiler ve sandalyede bağlı olan kuzeyi alıp aşağı indirdiler.
Salonda Alya ile ben kalmıştık.
"Rana sen ciddimisin"
Dedi alya.
"Yok şakayım ya sence ciddi olmasam polisler nedne kuzeyi alsınlar"
Diye sertçe çıkıştım.
"Demekki kuzey bu yuzden buraya gelmek tehlikeli diyordu sen burada olduğun için"
Dedi alya.
"Hayır beyaz çiçek hayır ben ankarada yaşıyorum kuzeyin ailesi benim ailemi buraya kimsesizlerin Gömüldüğü Green-Wood Mezarlığına gömdüğü için buraya gelmek istemedi çünkü biliyordu gelirse onu anında yakalayacaklarını biliyordu yıllardır onu aradım her ülkede aradım kaçmış olma ihtimaline karşı ama bak görki nerede buldum ankarada burnumun dibinde buldum onu"
"Ona ne yapacaklar"
Dedi alya.
"Hapishaneye atacaklar"
Dedim.
Ve alya ile birlikte çıkıp safety'e gittik.
(Emniyet)
.
.
.
Vardığımızda kuzeyi elleri bağlı bir şekilde görmüştük bunlar benim kelepcem değildi polisler kendi kelepçelerinden takmış olmalıydılar.
Alya'nın Anlatımı İle..
Kuzeye inanamiyordum nasıl böyle bir suça bulaşırdı..
Onu kelepceyle gördüğüme bile inanamıyordum bukadar masum görünen biri nasıl olurda KATİL olabiliyordu!
Polisler ve emniyet müdürlüğü
Kuzeyi prison car'a bindirip gittiler.
(Hapishane arabası)
Ben kuzeye inanıyordum ben sevgilime inanıyordum arkasından koşmaya başladım.
-duuuuur gitme ne olur kuzeyyyy ne oluuuuur beni bırakıp gitme-
Bu sahnenin şarkısı;
Bir ince pusudayım
Yolumun üstü engerek
Bir garip akşamdayım
Sırtımı gözler tüfek
Ben senin sokağına
Ulaşamam, dardayım
O mazlum gözlerine
Bakamam, firardayım
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söyleyecek idim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim
Beni vur, beni onlara verme
Külümü al, uzak yollara savur
Dağılsın dağlara, dağılsın bu sevdamız
Ama sen ağlama, dur
Beni vur, beni onlara verme
Külümü al, uzak yollara savur
Dağılsın dağlara, dağılsın bu öykümüz
Ama sen ağlama dur
Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ah, senin ellerine
Uzanamam, yerdeyim
O masum hayallere
Varamam, ölmekteyim
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söyleyecek idim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim
Beni vur, beni onlara verme
Külümü al, uzak yollara savur
Dağılsın dağlara, dağılsın bu öykümüz
Ama sen ağlama, dur
Beni vur, beni onlara verme
Külümü al, uzak yollara savur
Dağılsın dağlara, dağılsın bu öykümüz
Ama sen ağlama dur
-Eda Baba-
Kuzeyin Anlatımı İle..
Hapishane kapısının önüne vardığımızda içeriye beni aldılar ve soyup üzerimi aramaya başladılar.
Üzerime numaralı kiyafetlerden birini giymem içi verdiklerinde numarasına dikkatim çarpmıştı numara 391 idi.
Kıyafeti üzerime geçirdikten sonra beni sadece 3 kişinin olduğu koğuşa aldıklarında içeride 2si yatan 1i ise hala uyanık olup bana dolu gözlerle bakan bir çift insandı.
Adamın yanına oturup odayı incelemeye başladım.
"How are you"
Desi yanımdaki adam.
"Bad you"
Dedim.
"I bad where are you from?"
Dedi adam.
"Turkish"
Dedim.
Adam bir anda bana dönüp konuşmaya başladı;
"B- Bende türküm şuan çok şaşkınım yıllardır hiç Türk biriyle konuşmamıştım"
Dedi adam.
Yıllardırmı?
"Adin ne senin"
Diye sordu.
"Kuzey Varan ya senin?"
Diye yanitladim ismini bilmediğim adama.
"Semih benim adım"
(Yavuz Selim Demiralay'ın Suçlu Adlı Kitap Karakteri~Semih)
"Tanıştığıma memnun oldum semih neden yıllardır burdasin"
Dedim.
Yazarın Notu;
Sevgili okurum eğerki -Suçlu- kitabımı okumadıysanız bu sayfa spoilerlı olduğu için bu sayfayı geçin.
"Benim sevdiğim kız akıl hastanesinde öldü,onu ben gömdüm mezarına ardından aşık oldugum kizin bir arkadaşı vardı merve"
Dedi ve durup gözlerini kapattı.
Merve derken elini yumruk yapmıştı.
"Bu merve ben sevgilimin mezarının yani başındayken bana gelip -artik o da yok sevgili olmamız için bir neden yokki- Dediğinde o anlık gözüm dönmüştü bu yüzdende o kızı oracıkta öldürüp kendimi polise ihbar ettim ölmeyi denedim başarısız oldum oradan kaçabilirdim ama benim için hayat artık toprağın altındaydı"
Dediğinde gözünden yaşlar akmaya başlamıştı.
Elimi omzuna koyup nazikçe vurdum.
"Kaderinde varmış be kardeşim kaç yıl kalacaksın daha burada"
Dedim.
"1 ay sonra çıkıyorum ama birini öldürmem gerek"
"N- Neden"
"Dışarı çıkamam ben Cansu toprağın altındayken ben toprağın üstünde."
Dediğinde nefesi kesilir gibi olmustu.
Cansu demek sevdiği kızın adı. Cansu ve Semihin büyük aşkı vaayy be ulan dünya yanan bir aşkı daha söndürdün demekki.
Adaletsiz koca şişko dünya.
"Bak kardeşim ben seni sevdim sen iyi birisin ama bak sakın ha birini öldürmeye kalkma çık buradan git bir Psikiyatrist'e tedavi ol bende gidiyorum gayet iyi geliyor tabi artık gidebileceksem"
"Biliyormusun Cansu Psikiyatrist idi beni tedavi ettirmeye kalkıştı ya sonra ne oldu kendi delirdi haa buarada ben iyi biri değilim ben bir seri katilim sence katiller iyi birimi oluyor"
Seri katilmi?
Çocuk'ta ne ararsanız var!
"Semih bak katilde olsan sen bir insansın her insanin içinde azda olan bir noktadan bile küçük olsa sevgi vardır ben buna inanıyorum"
Diyerek avutmaya çalıştım.
Ben bu sözümü kullandıktan sonra koğuş koridorundan Alya ile Rana bize doğru yaklaştılar.
"Kuzey"
Diyerek demirliklere yaklaştı Alya.
Bende hızla ayağa kalkıp demirleri tutan ellerini sımsıkı kavradım.
"Seni buradan çıkarıcam merak etme kalmicaksin burada"
Dedi alya.
"O biraz zor ben şikayetimi çekmeden hayatta çıkamaz buradan hatta o pic ailesi yüzünden müebbet bile yiyebilir"
Dedi Rana arkadan.
"H- Hayır lütfen Rana kuzeyi şikayet etme kuzey birsey yapmadı bütün o kötülükleri ailesi yaptı lütfen"
Dedi alya.
"Beyaz Çiçek ben yıllardır kuzeyin intikam alması için bekledim"
Dedi Rana.
"Anlamiyormusun sen birsey yapmadı diyorum yapmadı"
Diye bağırdı alya.
Rana önce alyaya sonra bana baktı bize tiksiniyormuş gibi bir ifadeyle bakıyordu!
"Bana bak Rana istiyorsan en üst düzeylere savcılara,hakimlere kime şikayet edersen et ama şunu bil ben senin ailene bir bok yapmadım"
Dedim.
Rana'nın gözleri dolu dolu oldu ve titreyen sesiyle konuşmaya başladı;
"Hepsi senin yüzünden oldu hepsi"
Diyerek koşar adımlarla kogusu terk etti Rana.
Alya rana'nin arkasından bakarken bana dönüp;
"Onu anlıyorum ben çok acı çekmis yurtta büyümüş ama ben onu ikna etmeye çalışacağım merak etme sevgilim"
Dedi alya.
Biran baka kaldım!
"S- Sevgilim"
Dedim.
"Evet sevgilim"
Diyerek doğruladı alya
Yüzümde kocaman bir gülümseme belirdiğinde konuşmaya başladım;
"E- Evet evet ben senin sevgilinim sende benim sevgilimsin evet"
Heyecandan konuşamıyordum bile.
"Biz sevgiliyiz"
Dedi iki elini yüzüme koyup.
Ve tekrarladi.
"Kuzey biz sevgiliyiz"
Evet tanrım sonunda evet alya ile ben artik sonsuza dek sevgiliydik ve hiç ayrılmayacaktık.
Kendimi durduramayıp dudaklarımı alyanın dudakları ile birleştirdim!
Ve orada o koğuşta biri demirlerin arkasında biri demirlerin dışında olmak üzere Birbirimizin tadını tattık.
Kuzey ♡ Alya
Tek Gerçek Aşk..
.
.
.
.
.
Alya'nın Anlatımı İle..
Kuzeyin dudaklarından ayrılmak istemiyordum o kadar hoş bir dokusu vardiki dudaklarının tenime degmesine katlanamıyordum.
Hayatımın en güzel öpücüğüydü bu ve güzel olmasının asıl sebebi ise o dudakların sahibi kuzey olmasıydı.
Bu öpücüğü istemeye istemeye son verdikten sonra ellerimi yüzünden çekmeden.
"Seni buradan kurtarıcam aramızda hiçbir engel kalmayacak"
Dedim ve son kez ellerine ekledikten sonra ellerimi zorla çektim!..
Koridorda arkama baka baka ilerlerken kuzey;
"Seni çok seviyorum seni herseyden çok seviyorum"
Diye bağırdı.
Kuzeyin Anlatımı İle..
"Seni çok seviyorum seni herseyden çok seviyorum"
Diye bağırdıktan sonra zenci güvenlik gelip;
"hey what's going on here"
(Hey neler oluyor burada)
Dediğinde.
"that girl is my lover"
(O kız benim sevgilim)
Dedim.
"Wow, have you ever done anything?"
(Vay hiç bir şey yaptınmı)
Dedi kahkaha şeklinde gülerken zenci polis.
"It's a shame but it's really a shame"
(Çok ayıp ama gerçekten çok ayıp)
Dedim.
Alya'nın Anlatımı İle..
Emniyetten çıktıktan sonra dışarıda gözüm rana'yı aradı.
Onu ağaca elini koymuş bir şekilde gördüğümde yanına gittim ve omzuna dokundum.
Korkmuş bir şekilde arkasını döndüğünde beni görünce rahatladı.
"İyi misin?"
Dedim.
"İyi olmaya çalışıyorum"
Dedi.
"Ailenin başına gelen o duru-"
Derken sözümü kesti.
"Ya bırak kuzeyi şikayet etmemem için bana iyi ayakları uyduruyorsun yemem ben bu ayakları kızım"
"Sen ne saçmalıdığını sanıyorsun ben sana yardım etmeye çalışıyorum sana derdimi anlatmaya çalışıyorum"
Dedim.
"Tamam kusura bakma sen bana birsey yapmadın ama herkes bana çok şey yaptı insanlara güvenemiyorum artık"
Dedi.
"Bak ben kuzeyi çok seviyorum görüyorsun ben albinoyum bana engelli,sorunlu dediler ben hep sonuncu oldum hiçbir zaman 1 olmadım ben kimse yanımda yokken bir anda geldi Kuzey hani şey gibi gecenin son saatlerinde güneş yavaş yavaş doğmaya başlar ya o misal kuzeyde benim gibi albino olduğu için beni anladı bana yardım etti bu zamana kadar çok iyi anlaştık artık ikimizde şarkıcıyız konserlerimiz oluyor sana ne demeye çalışıyorum Rana biliyormusun herzaman bir umut var umudunu yitirme ama Kuzey içeride kalırsa benim için umut artık olmicak bitecek lutfen Rana iyice düşün sencede kuzeyin ailesinin yaptığı buyuk bir hata yüzünden onların torununu cezalandırmak doğrumudur?"
..
Bir süre durup düşündü ve bana dönüp;
"Teşekkür Ederim"
Deyip sarıldı.
Ve kulağıma doğru.
"Bana nasıl bir sürtük olduğumu hatırlattığın için"
Dediğinde ağzımdan -ne- dediğim andan sonra ani bir şekilde karnımda bıçağın keskinligini hissettim.
Rana sarılmayı bırakmıştı ama bir eli belimi tutuyordu!
"Ben bir suikastçıyım alya çocukluğumdan beri bunun dersini aldım niyemi söyleyim intikam için intikam"
Son duyduğum söz;
İntikam!!
İntikam!!
İntikam!!
Bilincimi kaybedip yere düştüğümde Rana karnımda asılı kalan bıçağı sert bir hamleyle alıp çektiğinde nefesimin kesildiğini hissettim ve gözlerimi karanlığa gömdüm..
-sence bir şans daha vermelimiyim portuga?
-insanlar asla değişmez Zeze
-ama o...
-o'da Zeze o'da..
Şeker Portakalı