Minho Anlatımı
Mezarlıktan ayrıldığım gibi arabama binip yola koyulmuştum. Adamlarıma, Yoongi ile Changbin'e haber verip Chan'ı aradım. 1-2 kere çaldıktan sonra açmıştı.
"Alo, Lee? Beni aramanı beklemiyordum.."
"Kes sesini de beni dinle. Kısa keseceğim zaten. Bugün saat 6'da, Seo şirketinin otoparkında bizi bekle. Hyunjin'i de yanına al. Konuşmamız gereken bir konu var."
Chan sesli bir şekilde gülmüştü. Bir süre onun gülüşünü dinledikten sonra tekrardan söze girdim.
"Chan, evet veya hayır. Bunu seçmek bu kadar zor değil biliyorsun."
"Ah evet biliyorum.. Kesinlikle geleceğim."
Daha fazla konuşmasına izin vermeden yüzüne kapatmıştım telefonu. Sinirden artık kendi kendime konuşuyordum.
"Seni kaçırdığım saatte öldürmeliydim."
Changbin Anlatımı
Minho'nun bana dediğine göre saat 6'da Seo şirketinin otoparkında Chan ve Hyunjin ile bir konu hakkında konuşacağımızı öğrendim. Ama Minho'nun sesi çok sert geliyordu.
Sinirli gibiydi sanki. Bana adamları toplayıp Yoongi ile gelmemizi söyledi. Bahçeye çıkıp, "Hazırlanın! Seo şirketine gidiyoruz. Oyalanan olur ise acımadan vururum onu."
İçeri girdiğim de Jisung ve Yongbok vardı. Pekala, yakalandık..
"Sizin burada ne işiniz var? Geçin hemen odanıza!"
"Hayır gitmiyoruz!" Diye inkar etti Yongbok. Jisung sadece susup izliyordu öylece bizi.
"Yongbok. Hadi, hemen gidin odanıza geç olmadan geleceğiz söz veriyorum." Yongbok cevap vermeden çıkmıştım evden.
Arabaya binip Yoongi'nin gelmesini bekledim. Oda geldiği gibi yola koyulduk. Arkamızdan 8 araba daha vardı. 34 kişi Seo şirketinin otoparkında, ne yapacağız ve ne hakkında konuşacağız bilmiyordum.
"Changbin, sana söylemem gereken birşey var." Dedi Yoongi.
"Söyle"
"Eğer ben oraya gidersem, sağ bir şekilde çıkamayacağım."
Kaşımı çatıp, "Ne dedin?" Dedim Yoongi'e bakarken.
"Changbin, eğer ölürsem. Jimin'e iyi bak olur mu?"
Jimin mi dedin? Ben Jimin'i nasıl.. Aish! Pekala, sadece Jimin'i koruyacağım sorun yok.
"Bir de, Rose."
"Yoongi seni döverim. Bir evde yaklaşır 40 kişi var zaten!"
"Elimden başka birşey gelmiyor ama!"
"Tamam, ama sen ölmeyeceksin tamam mı? Söz ver."
"Sen bi ilk önce bana Jimin ile Rose'yi koruyacağına söz ver, ben her türlü söz veririm"
Sabır.
"Pekala, tamam söz veriyorum."
Yoongi gülümseyip camdan dışarı bakmaya başladı. 2 saatlik yol ile Seo şirketine gidiyorduk. Kim bilir nelernolacaktı...
Chan Anlatımı
"Herkes hazır mı?"
Silahlar, mermiler, bıçaklar, bombalar.. Herşey hazır gibi görünüyordu. Hyunjin elinde bir adet tabanca ile yanıma gelmiş, gözleri kızarmıştı ağlamaktan.
"Hyunjin, iyi değilsen eğer-"
"Hayır geleceğim, o şerefsizi öldürmeden hiçbir yere gitmeyeceğim emin ol."
Başımı olumlu anlamda sallayıp adamlara döndüm. "Siz arkamızdan gelin, hiç bir şekilde kimseye gözükmeyin. Ben işaret verince herkes sıkıyor, anlaşıldı mı?"
Adamlar başını olumlu bir şekilde salladıktan sonra arabaya yöneldim hyunjinle.
Hızlı sürmeye başlamıştım arabayı Seo şirketine yol aldık. O adam ölmeden bir yere gitmiyorum. Eğer birimiz ölürsek, Minho'nun bütün sevdiklerini tek tek öldürmekten çekinmezdim.
Özellikle de Changbin'i, Yongbok'u.
Onlar ölmeliydi, onlar ölmezlerse ben ölecektim ve kaybedecektik. Bu savaşı kaybedecektik tekrardan.
Hyunjin Anlatımı
Seo şirketine varmıştık, arabayı otoparka bırakmış, aydınlık alana gelmiştik. Adamlar arabanın arkasında saklanmış işareti bekliyorlardı.
Minholar da sonunda gelmişti. Arabayı park edip yanımıza geldiler, arkalarında adamları.. Bizim sayımız onlarınkinden fazlaydı. Kolaylıkla kazanırız diye düşünüyordum.
Minho bir süre bekledikten sonra konuya girdi.
"Fazla uzatmaya gerek yok. Üç soru soracağım, siz ise evet veya hayır diyeceksiniz anladınız mı?"
Chan gülümseyerek başını olumlu anlamda salladı.
"Pekala, ilk sorum şu. Jake, Sunghoon, Sunoo ve Mina'yı öldürülme sebebi neydi sen biliyor musun?"
"Evet biliyorum, niye bunu sordun?" Dedi Chan.
"Sevdiklerimi elimden almak istediniz yani.." Dedim.
Chan sadece gülümsedi.
"Tamam, ikinci soruyla devam edelim. Babamla Annem ölmedi değil mi?"
Chan kaşını çatıp, "Ne alaka? Ben öldürmedim."
"Yalan söyleme. Öldürdün mü, öldürmedin mi?"
Cevap gelmedi. Yumruklarımı sıkıp, "Jeongin nerede?" Dedim.
Chan'ın ifadesi birden değişti.
"Ne-"
"Cevap ver! O nerede?"
Ben öne atılıp, "O öldü Minho! Neyin kafasını yaşıyorsun?!!" Dedim.
"Kes sesini, Jeongin ölmemiş!"
Yoongi ile Changbin şok içerisinde bana baktılar.
"Jeongin nerede.."
Cevap vermiyordu Chan, sinirle elime silahı Chan'a doğrultum. Bununla birlikte diğerleri de aynısını yaptı. Şuan herkes biribirine tutuyordu silahı.
"Jeongin benim kardeşimmiş.." Dedim gözlerim doluyken. "Jeongin doğduğu gün benim kucağımdayken Ailem fotoğrafımızı çekmiş! Jeongin benim kardeşim!"
Evet aynen böyleydi. Yongbok değil, Jeongin benim kardeşimdi.
Chan bu duruma gülüp geçerken, "O zaman seni kardeşinin yanına gönderiyim ha?" Dedi dalgaya vurarak. "Jeongin yok, O öldü!"
Changbin, "Ama Jeongin'in öldüğü gün Jennie, hemşire ile geldi ve Jeongin'i alıp gitmişlerdi. Jeongin'in mezarını da bulamamıştık."
Chan'ın terleri akmıştı stresten. Hiçbir şekilde bir şey söyleyemiyordu.
Birden Chan elini kaldırması ile adamlar ateş etmeye başlamışlardı.
Bunun üstüne Yoongi vurulmuştu. Minho ve Changbin arkaya kaçarken,
"Yoongi!!" Diye seslendi Changbin.
Yoongi acıdan gözlerini sıkıca kapatırken, Minho'nun adamları da ateş ediyordu fakat sayıları azdı.
Chan bunun üstüne Yoongi'ye yaklaşıp başından nişan almış, ve bam..
Artık Yoongi hareket etmiyordu, gözleri açık kalmış, göz yaşı gelmişti. Changbin Yoongi'nin yanına gelmek istedi ama Minho engel oldu ona. "YOONGİ!" Diye bağırabildi sadece Minho.
Şiddetle ağlıyordu. Yoongi söz vermişti Minho'ya ölmeme konusunda söz vermişti. Ama nafile, O ölmüştü.
"Changbin! Changbin hadi gidelim ne olursun!.." Diyip arabaya soktu beni, ve kendisi de arabaya binip hemen uzaklaştılar oradan.
Ben ise onlar gidince Yoongi'ye yaklaştım, gözleri açık kalmıştı. Ellerimle yavaş yavaş kapattım gözlerini ve Chan's dönüp, "Planın işe yarıyor gibi Chan.."
Chan ise gülümseyip, "Tabi ki işe yarayacak. Jennie ile konuş Jeongin'in durumunu öğren." Diyip gitmişti Chan..
Adamlarımız Minho'nun ölmüş olduğu adamlarını tek tek arabaya yerleştiriyordu. Arabayı çukura atacaklardı büyük ihtimal.
Artık yaklaşmıştık. Bu hikaye bitiyordu. Minho'nun hayatı bitiyordu. Bitiyordu bu kabus, O öldükten sonra.. Yongbok ile güzel bir hayatımız olacaktı.
Bunları düşünürken istemsizce gülümsedim. Daha sonra ise oradan ayrıldım. Diğer adamlarımız, Minho'nun eski evini basmışlardı. Büyük ihtimal oradakiler de ölmüştü.
Arabama binip Minho'nun evine yol aldım. Oyun daha yeni başlıyordu.
Geçmiş olsun. Fazla müsait olamadım, bu kadar yazabildim idare edin lütfen.