İçeriğe geç

Bermuda Üçgeni

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Bermuda Üçgeni

Bölüm 5

Ölüm

( İstersen dağlar da ağlar)

Annemin ölümüyle uyandım....

Sabah gelen telefon sesiyle uykumu yarım bölmek zorunda kaldım. Henüz uykulu olduğum için ses alarmamı aitti, yoksa birisi beni mi arıyordu ayırt edemiyordum. Nihayet uykudan tamamen ayılmasam da telefonu elime alıp baktım. Bilinmeyen numaradan birisi beni arıyordu. Sesimi kontrol edip telefonu açtım.

-- Alo?

-- Alo. Ayza Polen mi?

-- Evet , buyrun. Kimsiniz?

-- Ben hastaneden arıyorum. Anneniz...

-- Annem???

-- Malesef anneniz trafik kazasında hayatını kaybetti. Şuan morgda.

Gözlerim baya-baya dolmuştu. Ağlayacaktım neredeyse. "Tamam Ayza, sakin ol. Ağlama, ağlama." diye kendimi teselli ettim. Çabucak yüzümü yıkayıp, kıyafetlerimi değiştim. Çıkmak için ayakkabılarımı giyerken Valtor beni gördü ve sordu:

-- Nereye gidiyorsun Ayza?

-- Hastaneye.

-- Sen ağlıyormusun?

-- Ne alaka? Yok öyle bişi.

-- Niye gidiyorsun hastaneye, noldu?

-- Annem, annem trafik kazası geçirip vefat etmiş.

Konuşmakta zorlanıyordum. Ağlamamaya çalıştıkça boğazım daha da düğümleniyor acıyordı.

Valtor: Bekle kıyafetlerimi değişeyim birlikte gidelim.

-- Seni bekleyemem Valtor. Hem acımı senden çıkarmak istemem. Kendim giderim.

-- Tamam, git sen. Bende Lucaya haber vereyim, hazırlanıp gelelim.

Ben yola çıktım. Saçımı bile taramamıştım. O ses hem beynimde yankılanıyordu "Anneniz trafik kazasında hayatını kaybetti." Yol boyu kendi-kendime konuşuyordum.

Böyle bir şey nasıl olur? Ben annemi bırakamam, yapamam. Bir zamanlar elimi sıkı-sıkı tutan o ellerin kaderinde artık kara toprağa gömülmek vardı. Kaç yaşına gelirsen geleyim annemin o sıcak kucaklamasına ihtiyacım oluyordu. Ne zaman canım sıkkın olsa gidip ona sarılır, dertleşirdim. Ben onun canını sıkmak istemediğime göre ona birşey belli etmemeye çalışsam da o hep anlar kendisi gelip bana sarılırdı. Her kız çocuğunun yaşı kaç olursa olsun arkasında dağ gibi duracak babasına ihtiyaç duyardı. Babam öldüğünde ise bu görevi annem üstlenmişti. Şimdi ben napıcaktım. Tam bir öksüzdüm. Duygularımı sadece anneme karşı göstere biliyordum. Şimdi ise duygusuz birisi olmam gerekmişti galiba. Ahhh anne, beni neden bıraktın. Sen bana söz vermiştin. Her zaman yanımda duracağına, ne zaman kötü hissetsem beni teselli edeceğine söz vermiştin. Şimdi hem çok kötüyüm, hem de beni teselli edecek annem yok.

Nihayet ağlaya-ağlaya hastane morguna geldim. İçeri girdim.

Annem çok üşüyen birisiydi ve şimdi buz gibi morgda ölü bedeni yatıyordu. Morga girer girmez morgun soğuk havası benim bile üşümeme sebep oldu.

Gittim beni annemle baş-başa bıraktılar. Artık gözlerim ağlamaktan şişmişdi bile. Hıçkırarak ağlıyordum ve bu sonsuza kadar sürecekmiş gibi geliyordu. Annemle konuşmaya başladım. O sırada hala ağlıyordum. Artık göz yaşlarım yüzünü tamamen ıslatmıştı.

Anneme bakıp;

Anneeeee beni bırakma anneeee. Sana ihtiyacım var. Lütfen, lütfen gözlerini aç. O güzel gözlerini, içten gülümsemeni özledimmm. Anneeeee aç gözlerini annem beni bu yalan dünyada yalnız bırakma anneeee. Ben naparım sensizzz.

Bunun annemi son görüşüm olduğunu hatırladıkca kırık kalbim binlerce parçaya daha ayrıldı. Yere çöktüm. Kafamı dizlerimin arasına alıp ağlamaya devam ettim.Sesim, feryadım tüm hastaneyi inletmişti belkide. İçimdeki fırtınanın gücünü sesime veriyordum. Artık ses tellerim kopucak derecedeydi sanki. Ağlamamı durduramıyordum. Annemi ilk defa bu kadar soğuk görmüştüm ve bu onu son görüşümdü. Annem veda bile etmeden beni koskoca dünyada birbaşıma bıraktı.

Bir süre sonra Luca içeriye daldı. Kafamı elleri arasına aldı, göz yaşlarımı sildi. Ama bir işe yaramıyordu. O benim gözyaşlarımı sildikce ben biraz daha gözyaşı akıtıyordum. Nihayet Luca beni dışarı çıkarmayı başarmıştı. Valtorda yanındaydı.Bana su verdiler. Bağırmaktan, ağlamaktan acıyan boğazıma bir nebze de olsa iyi gelmişti. Ama bu su benim kırık kalbimdeki yangını söndürmeye yetmiyordu.

Bölüm sonu

3 yorum