Soğuk sonbahar günlerinden biriydi.Rüzgar şiddetle esiyordu. Sanki her yeri yıkıp dökmeye çalışıyordu. Bu gece diğerlerinden çok farklıydı. Gökyüzündeki ay kan rengiydi. Sanki ayda bir katliam töredilmiş. Saat gece 3 civarlarındaydı. Sokakta hiç kimse yoktu, her yeri karanlık kaplamışdı. Bir anda sokağın ortasında 3 kişi belirdi. Çok garip gözüküyorlardı. Zaten gecenin üçü dışarda olan kimse doğru düzgün birisi olmazdı genelde.
Buraya gelmek için neden gecenin üçünü bekledik ki Polen?- dedi Valtor mırıldanarak. Belli ki , uykusunu doğru-düzgün alamamışdı. Huysuzluğu da bu yüzdendi.
-- Sence neden olabilir, Valtor? Buraya Julianın ölümünden sonra hiç gelmedik ki, belki değişmiştir. Etrafı iyice araştırmamız, kim nerede yaşıyor öğrenmemiz gerekiyor dimi? Özelliklede Williamlar.
-- Polen haklı,Valtor. Gerçi şu lanet olası yer hiç değişmemiş ki. Julianın cesedinin bulunduğu çöplük bile yerinde duruyor.
-- "Onu çok özledim biliyormusunuz? Onun ne suçu vardı ki? Zaten şu dünyada hep suçsuzlar öldürülür dimi. Keşke intikam almak için bu kadar beklemeseydik ama ne demişler intikam soğuk yenen bir yemektir".- Dedi Valtor
-- Aslında bu bizi çok ilgilendirmiyor. Sadece güçlenmemiz çok zaman aldı. Ee şimdi napıyoruz, Polen?
-- Juliaya yapılan büyüyü hatırlıyormusunuz? Buraları biraz dolaşalım sonra Emilynin yanına gideriz. Bakalım aynı büyüden yapıp Williamları hayatını kararta biliyor mu.
-- Sence şimdi bizden başka uyanık kimse varmıdır?
-- Merak etme Valtor. Emilye haber verdim saat 4te gideceğiz. Emilyden bir günlük onlarda kalmak için izin istedim. Sonrasında buraya yakın bir yerde rahmetli akrabamın evi duruyor yarın kızından anahtarını alıp geliriz.
-- Tamam o zaman. Sence Williamın oğlu hala burdamıdır?
--Bilmem. Burda olmasa bile buluruz.
-- Buralar 3 yılda çok fazla değişmiş olmamalı. Williamlar da haberlerden gördüğüme göre hala burdalar. Hem bence oğlu yaşadığı yeri değişmiş olsaydı bu hakda bilgi olurdu. Tabii eğer başka cinayetler işleyip kaçmaya çalışmadıysa.
-- O şerefsiz oğlundan ne beklesen yapar, Luca. Zaten benim çevrem çok büyüktür. Polis bir tanıdığım var. Eğer bir cinayete daha karıştıysa ondan öğrenirim.
-- Hadi artıkkk. Emilye saat 4-te orda olacağımızı söylememişmiydin, Ayza? Geç kalıcaz .
-- Doğru, Valtor. Hadi gidelim.
-- Ayzacım Emilynin evinin tam olarak nerede yerleştiğini biliyormuyuz?
-- Bilmem? Biliyormusunuz? Ben biliyorum sizde biliyorsanız biliyor oluruz. Eğer siz bilmiyorsanız bizde bilmiyoruz. Bizim bilmememiz benim bilmeme etki etmiyo. Çünki bizim bilmemiz için hepimizin bilmesi gerek.
-- Sencede tam Ayza modunda değil mi, Valtor?
-- Evet, evet tam olarak öyle.
-- Hey siz ikiniz ne konuşuyorsuzun orda.
--Diyoruz ki, Ayzacım. Şuan gecenin 3-ü. Malum bizim beynimiz senin beynin kadar çalışmıyor. Daha anlaşılır cümleler mi kursan?
-- Hmm. Bi dakka, bi dakka. Saat gecenin 3-ü değil ki, saat 3:40. Ama o cümleyi benimde anladığım pek söylenemez
-- "Acaba Emilynin evine 20 dakikada vara bilecekmiyiz?"- diye sordu Valtor
-- Haa. Evet yaa çok uzak değil zaten.
Kısa süre sonra Emilynin evine vardılar. Şimdiye kadar Emilynin evinde sadece Ayza olmuşdu. O da kısa süreliğine. Evi gezmek fırsatı da olmamışdı. Ama belki de Luca ve Valtorun böyle bir evin varlığından haberi bile yoktu. Emilynin evi birkatlıydı ve küçük bir bahçesi vardı. Evin içi tam büyücü evi havasındaydı. Gerçi bir büyücü evinin böyle hissettirmesi şaşırılacak bir şey değildi. Salondaki kitaplıkta kalın kitaplar, garip mumlar vardı.
-- Merhabalar, merhabalar. İçeri geçin. Nasılsınız görüşmeyeli?
-- Hiç aynı işte. Şuan nasıl olduğumuz soruyorsan Valtor cevaplaya bilir. Cevaplaya bilirsin dimi Valtor?
-- Evet Luca. Nasılmıyız? Uykulu.
-- Kahve istermisiniz?
--Olur Emily. Hemde çok iyi olur.
-- Tamamdır o zaman. Ben çabucak bi kahve yapıp geleyim o zaman.
Birkaç dakika sonra Emily elinde 5 kahveyle geri geldi. Bu süre içinde diğerleri de evi incelediler.
--Emily 5-ci kahve kimin için?
-- Şey... Benim bir büyücü arkadaşım var onuda çağırdım. Birazdan burda olur.
-- Bu arada evinin çok güzel bir havası var. Ne zamandır arkadaşız bi kere bile gelmemişiz.
-- Evet yaa. Keşke daha önce gelme fırsatınız olsaydı.
Emily ve diğerleri sohbet ederken birden kapı çaldı.Gelen Oliver olmalıydı.
Geldimmmm.
-- Hoş geldin Oliver
-- Hoş buldum Emily. Merhaba millet.Ben Oliver.
-- Merhaba memnun olduk.
-- Şimdi Oliver de geldiğine göre konuya geçebiliriz. Şimdi sebebi ziyaretimiz malum...
-- Valtor konuya kız isteme töreni gibi başlamasan olmazmıydı?
-- Biraz saçmaladım dimi?
-- Evet.
-- Neyse galiba siz konuya giremeyeceksiniz. Görevi ben üstleniyorum. Emily sen Juliayı az-çok tanıyodun. Bundan 4 yıl önce bir cinayete kurban gitmişdi. Öldürülmeden önce ona bir büyü yapılmış. Neyse ki, büyü tutmamıştı. Büyü Williamın oğlu tarafından yapılmıştı büyük ihtimallle.
-- Williamın oğlu?
-- Evet. Williamın oğlu. Julianın katili. Büyü üzerinde Juliayla Williamın oğlunun resmi vardı. Büyünün tam olarak ne büyüsü olduğunu bilmiyoruz. Ama Son zamanlarda Julianın üstüne karabasanlar çökmeye başlamıştı. Bizde büyü olabileceğini düşündük ve düşündüklerimizde yanılmadık. Bir hoca çağırdık büyüyü yok etti.Şimdi bizde Williamın oğluna büyü yaptırmak istiyoruz.
-- İsterseniz ölüm büyüsü yapa bilirim.
-- Olur.
-- Olmaz canım. Onun canını büyüyle değil kendi ellerimle almak istiyorum.
-- Tamam. Napalım o zaman Oliver.
-- Bilmem ama yapabileceğimiz büyüler için o şahsın saçına ihtiyaçımız var.
-- O şerefsizin saçını nerden bulcaz şimdi?
-- Çok iyi bir fikrim var Polen.
-- Ne fikri?
-- Berbe...
-- Ne berberi şaka mı yapıyosun? Aaaa şaka yapmıyosunnn. Çok iyi fikirmiş. En kolayı da zaten bu. Tebrikler Luca.
-- Luca onun gittiği berber hangisi biliyormusun?
--Bir ara görmüştüm. Reklamını yapıyordu galiba. Biraz daha araştırırım.
-- Tamam takım. O zaman bir plan yapmamız lazım.
-- Yanlış bilmiyorsam o ayda bir kere berbere gidiyor.
-- Tamam bu bizim işimize yaraya bilir, Luca. Şimdi berbere gidip onun en son ne zaman buraya geldiğini sorucaz. Ona göre bir zaman ayarlayıcaz ve Valtor berbere gidip tıraş olucak. Lucada onun yanında gidecek. Sonra Luca müsait zaman bulup bir poşete onun saçını koyucak ve bize getirecek. Bizde ona uygun büyüyü bulmaya çalışcaz. Herkes razı mı?
-- Evet bizim için bir sorun yok.
-- Oldu o zaman. Planımız da hazır. Şimdi uyuya biliriz. Emily bizim için bir yer ayırdın mı?
-- Tabii ki. Hadi gelin. Ayza ve ben birlikte, erkekler de birlikte uyur. Sorun yok dimi?
--Yok, teşekkürler.
Her kes odala çekildi. Biraz kendi aralarında sohbet ettikden sonra saat 5-6 civarlarında uykuya daldılar.


