İçeriğe geç

BENZEMEZ KİMSE SANA

Bölüm 16 · 10 dk okuma

BENZEMEZ KİMSE SANA

Bölüm 16

BKS 13. BÖLÜM 🌸

BENZEMEZ KİMSE SANA 🌸

Rita Ora - Let You Love Me 😍

Gökcan Sanlıman - Akşam Güneşi 😍

Yeni bölümden herkese merhaba!

Bol bol yorum beklediğimi belirtip, sizi bölümle ile baş başa bırakıyorum.

Keyifli Okumalar...

Murat ile sallana sallana bir şekilde yürüyüp, Cansu ile buluşacağımız kafeye geldik. Murat çok heyecanlıydı kıyamam ona. Gerçi bende öyleyim. Kuzey'i göreceğim için benim de elim ayağıma dolaşıyordu. Bende ne yapacağımı bilemiyordum. Bende kendimi unutuyordum. Bende salak salak hareketler yapıyordum.

Yani kısacası dostlarım, ben Murat'ı çok iyi anlıyordum. Sonuçta aynı dertten muzdariptik.

Son kez Murat'ı uyarma gereğinde bulunup konuştum.

"Murat bak ciddiyim, kıza yavşak yavşak hareketler yapma!"

Tam kapıdan gireceğimiz vakit, durup bana yandan baktı. Gözlerini kıstı ve kabul bu haliyle iyi gözüküyordu.

"Senin gibi bir hanımefendiye bu tür kelimeler kullanmak hiç yakışıyor mu?" diye sordu.

Imm... Yakışmıyordu sanırım. Bir şey demeyip, yürümeye devam ettim. İçeri girince, kaderin yine bana güzel bir tekme attığını anlamış oldum. Vur, vur! Hiç çekinme vurmaya devam et zalım kader!

İçerde Cansu ile beraber Kuzey'de oturuyordu. Bu ne demekti şimdi? Ben uzak durmaya çalıştıkça, herif burnumun dibine dibine giriyordu! Bu hiç adil değildi. Ben nasıl davranacağım şimdi? Hem deli gibi de özlemiştim.

Ah Kuzey ah...

Vazgeçip gitmemeye karar versem de, hain kardeşim Müslüm beni kolumdan tutup yürüttü. Tabi bu sırada en güzel (!) sözlerimi ona saydırıyordum. Ben gitmek istemiyordum oraya. Onunla oturup, benimle alaylı bir şekilde konuşmasını kaldıramıyordum. Binbir uğraşla girdiğim şirkete bile gitmek istemiyordum açıkçası. Yorulmuştum artık.

Cansu bizi görüp ayağa kalktı. Hain arkadaş, sorardım ben ona. Niye bu adamı getirmişti ki şimdi?

"Akasya kuzum hoş geldiniz!" diyerek bana uzanıp sarıldı. Yanağımı öperek, "Özür dilerim. Yemin ederim tek başıma gelecektim. Sonra seninle buluşacağımızı duyunca, 'bende geleceğim' dedi. Durduramadım üzgünüm." dedi sesinden de anlaşılıyordu ki üzgündü. Neyse ne yapalım, katlanacaktık bir süre.

Bende onu öpüp, geri çekildim.

"Tamam kuzum üzülme, katlanacağım artık." dedikten sonra yerinden kalkmayan Kuzey'e baktım.

"Sizde hoş geldiniz Kuzey Bey." dedim biraz sert bir tavırla. Başıyla bana bir selam verdikten sonra onlarla karşılıklı oturduk.

Kaba adam!

Sipariş verdikten sonra Cansu'yla sohbet etmeye başladık. Fakat ben konulara tam olarak hakim olamıyordum. Neden çünkü; Tam karşımda oturan şahıs yüzünden. Gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Bana niye bakıyordu ki bu?!

Yüzümde bir şey mi vardı acaba?

Bir süre sonra hep birlikte muhabbet etmeye başladık. Fakat Buzlar Prensi ve suratsız Kuzey sadece dinliyordu. Arada soru sorulunca cevap veriyordu o kadar. Yani kendi gibi davranmıyordu. Çoğu kez bana olmasa da güldüğüne, hatta espiri yaptığına bile şahit olmuştum. Bizim yanımızda kendini kasıyordu bu belliydi. Fakat rahatsız oluyorsa neden buraya gelmişti ki?!

Değişik.

Bunun yanı sıra bende kasıntı Kuzey yüzünden kendimi kasıyordum. Allah'ım affet bu aciz kulunu! Bugün çok laf ettim Kuzey'e. Günah yazma Yarebbim.

Amin.

Böyle olmayacağına karar kılıp, rahat davranmaya karar verdim. Sonuçta biz dışardaydık ve patronum sıfatında değildi. Sadece aşık olduğum adam sıfatını taşıyordu ve bende ona göre davranacaktım. Aslında sanki o hiç burada değilmiş gibi davranacaktım. En iyisi buydu. Aferin kız Akasya! Kendi kendime hayali beşlik çakıp, konuşulan konuya kulak verdim.

Ah Murat, Cansu'ya gelecekte ki mükemmel projelerinden bahsediyordu. Kıyamam yavruma ya! Kızın ağzının içine bakıyordu, bir umut. Gerçi bende öyleydim amma neyse. Atlatacağım bu meseleyi. Yani öyle umuyorum.

"Ee canım kardeşim, gelecekte benim ve sevgili enişten için de bir şeyler düşündün mü?" diye konuştum. Allah'ım ben neden böyle bir şey dedim ki? Hay diline Akasya!

Cansu bana manidar bir bakış attı ve gülmemek için dudaklarını ısırdı. Murat'ta şaşkınca bana döndü. Daha sonra toparlamaya çalışarak,

"Tabi ablacım. Çok güzel şeyler var aklımda sizinle ilgili." dedi garibim. O da ne dediğini bilmiyordu ki.

Ah Boran kardeşler! Sizin yüzünüzden konuşamıyorduk doğru dürüst kardeşimle. Ama gün gelir devran döner ve sizde bu duruma düşersiniz inşaAllah.

Amin.

O değilde bu konu Kuzey'in ilgisini çekmiş gibi görünüyordu. Kafasını kaldırıp dikkatli bir şekilde dinlemeye başladı.

İlginç.

Kuzey,

"Ben merak ettim açıkçası Murat. Söyle de dinleyelim." dedi. İşte şimdi tam olmuştu! Bu ne yapmaya çalışıyordu ya?!

Murat bana bakıp tam konuşacakken ben araya girip konuşmasını engelledim.

"Şimdi değil Kuzey Bey. Gelecekle ilgili planlardan bahsediyoruz. Ve bu sizi neden ilgilendiriyor ki?" diye sordum. Allah'ım ben neden kendi kendimi rezil ediyordum ki?

Kuzey hafif bir gülüşle dirseklerini masaya koyup eğildi. Tam benim karşımda olduğu için yüz yüze gelmiştik. Ah sakin ol kalbim! Lütfen çıkma yerinden.

"Beni ilgilendirmiyor zaten Akasya Hanım." deyip gözlerini kıstı ve ben yutkundum. "Sadece merak." dedikten sonra geri çekildi.

Ama ben artık anlayamıyorum bu adamın yaptıklarını?

Bu konuşmadan sonra ben pek konuşmadım açıkçası. Bu adam ayarlarımla fena halde oynuyordu. Konuşma yetimi bile kaybetmiştim a dostlar!

Bir müddet sonra Kuzey yerinden kalkıp, ayaklandı. Cansu ağabeyine bakarak,

"Gidiyor musun ağabey?" diye sordu.

Kuzey,

"Evet." deyip saatine baktı.

"Bir yere gitmem lazım işim var."

"Tamam ağabey. Bizde biraz daha oturup kalkacağız zaten."

Bende Cansu'ya bakıp,

"Ah evet. Kalkarız birazdan." dedim. Peki bu Kuzey nereye gidecekti? Deli gibi merak ediyordum. İçim içimi yer dururken, Kuzey gözlüğünü taktı ve kardeşinin başına bir öpücük kondurup, o güzel, güçlü ve heybetli varlığı ile yürüyüp gitti gözlerimin önünden.

Bende derince bir iç çektim...

♤☆♤

Gece geç vakit yattığım için, sabah apar topar evden çıktım. Doğru dürüst giyinememiştim bile. Yani onu bırakın, bir şey yemeden çıktım evden. Beyaz bir tişört ve siyah kotumu giydim. Saçlarımı hiç ellemeden kendi haline bıraktım. Hem uğraşacak vaktim yoktu. Ayrıca dün gece banyo yaptığım için epey kabarık duruyordu ama oldukça hoşuma gitmişti. Bunları düşünmeyi bırakıp hızla bir taksi durdurup bindim. Şu taksilere verdiğim paralar öyle bir koyuyordu ki... Ama bu sefer böyle olsun.

Hemen şirkete gitmem gerekiyordu. Kuzey'in çok önemli bir toplantısı vardı ve sabahın köründeydi. Neden? Çünkü; Adamlar yurtdışına çıkacakmış. Bla bla bla... Bu işler beni çok yoruyordu dostlarım ama siz beni biliyorsunuz. Ben hiç kolay şeyler yapmam ki! Nerde zor iş varsa Akasya gider ona yapışır.

Şekil A da göründüğü gibi. Kuzey benim için neredeyse imkansız gibi bir şey. Fakat ben vazgeçmeyip, inatla olur kılmaya çalışıyorum. Tamam arada bende yoruluyorum fakat eminim ki bu yolun sonunda istediğimi alacaktım.

İnşallah.

İçimde ki düşünceleri bırakıp, taksiden indim. Neyse ki taksideyken kendime biraz çeki düzen verebilmiştim. Şimdi daha iyi gözüküyordum ve kendimi daha iyi hissediyordum. O değilde ben kahvaltı yapmamıştım. Mümkün değil o toplantıya sağlam kafayla giremezdim. Ne yapıp edip, bir şeyler yemeliydim.

Masama oturup, üstüme giydiğim kot ceketimi çıkardım. Not defterimi ve toplantı için gerekli olan dosyaları alıp, hızla Kuzey'in odasına doğru yürüdüm. Kapıyı heyecan içinde çalıp, onay aldıktan sonra içeri girdim. Allah'ım ben bu adamı her gördüğümde bana kal mı gelecekti?

Bende senin bir kulunum Yarebbim!

"Günaydın Kuzey Bey. Dosyalar hazır. İsterseniz bir kez daha üstünden geçin." dedim.

Kuzey yerinden kalkıp bana doğru yürüdü ve bacaklarımı bir titreme aldı.

"Günaydın Akasya Hanım. Ben bakarken kahvemi getirin ve hızlı olun." dedi. Ben ise hala ilk cümlesine takılmıştım.

Bana ilk defa sesli bir şekilde cevap vermişti! Her söylediğimde sadece bir baş selamıyla geçirirdi. Şimdi ise karşılık veriyordu.

Ay ben kendimi nerelere atayım?!

Hangi uçurumdan düşeyim?!

Ben her vazgeçmeye çalıştığımda bu adam mahsus mu yapıyordu? Bilerek mi yakın davranıyordu?

Eğer öyleyse bu çok adiceydi. Ben bunu hak etmiyordum.

"Akasya Hanım?" İsmim bir uğultu gibi geliyordu kulağıma. Hep kahvaltı yapmadığım ve kendimi ihanete uğramış gibi hissettiğim içindi bu.

"Akasya!" diyen oldukça sert ve sinirli sesle kendime geldim.

"Ah! Çok afedersiniz Kuzey Bey. Ben... Ben dalmışım. Hemen dediğinizi yapıyorum." dedikten sonra kendime küfrede küfrede hızla çıktım odadan.

Adam Allah bilir benim hakkımda ne düşünüyordu. Kesin deli olduğumu düşünüyordur. Gerçi bende azıcık delilik olabilir ama o da nazar boncuğum olsun.

Yaptığım kahveyi dikkatli bir şekilde alıp, Kuzey'in odasına girdim. Masasına koyup,

"Afiyet olsun Kuzey Bey. İstediğiniz bir şey yoksa çıkabilir miyim?" diye konuştum yüzüne bakmadan.

"Var." diyen Kuzey'le kafamı kaldırıp yüzüne baktım.

"Tabi buyrun."

Kuzey,

"Başım ağrıyor benim. Birlikte bakalım şu dosyalara." dedi.

"Tabii ki!" dedim ve bu sırada Kuzey yerinden kalkıp, odasında bulunan masasına oturdu. Ben de peşinden gidip, yanına oturdum. Başka bir amacım yok, hemen adama yakın olmak için yanına oturdu demeyin. Daha iyi bakmak ve anlamak için yanına oturdum.

Yani fırsatçı değilim ben!

İncelediğimiz bir kaç sayfadan sonra hayatımın en utanç verici olayını yaşadım. Kahvaltı yapmadığım için, karnım yüksek bir sesle guruldadı. Evet evet öyle oldu.

Allah'ım rezil oldum!

Yer yarılsaydı da içine girseydim.

Ah ah...

Kafamı eğip, elimi karnıma koydum. Şimdi sırası mıydı?!

Kuzey ne düşünüyordu acaba diye düşünmeye başlarken Kuzey konuşmaya başladı.

"Kahvaltı yapmadınız sanırım?" diye sordu hafif bir gülüş ile.

Ben ise sessizce durup ellerimle oynamaya başladım. Ne diyecektim ki?

"Şey... Evet." dedim kısık bir sesle.

Kuzey,

"Anlaşıldı." deyip yerinden kalktı. Ne yapacaktı acaba?

Masasına yürüyüp ceketini giyindi ve bana baktı.

"Hadi kalk ben de yapmadım. Şurada ki kafeye gidip, hem kahvaltı yapalım hem de şu dosyaları hallederiz." dedikten sonra ben şok içinde ne yaptığımı bilmeden, başımı olumlu bir şekilde sallayıp yerimden kalktım.

Sanırım hayal falan görüyordum. Kuzey ciddi ciddi kahvaltıya gidelim mi dedi?!

Aman Yarebbim evet öyle dedi! Sizi yormayıp, kendi kendime cevabımı verip odasından çıktım. O da ardımdan çıktı. Ceketimi aldıktan sonra beni asansörün önünde bekleyen Kuzey'in yanına gittim ve beraber asansöre bindik. Daha sonra ise kafamda binbir düşünce ve yüreğimde uçuşan kelebeklerimle şirketten çıkıp gideceğimiz yere doğru yol aldık.

♤☆♤

Sessiz ve benim açımdan gergin geçen yolculuktan sonra oldukça güzel bir mekana geldik. Kuzey gayet rahat görünüyordu. Eh tabi onun kalbi çıkacakmış gibi atmıyordu sonuçta.

Oturduktan sonra siparişimizi verip, beklemeye başladık. Tabi bu arada dosyaları da alıp, incelemeye başladık.

Gerçi o dosyaları, ben de onu inceliyordum. Aşk gerçekten çok acımasızdı. Ben burada ona içim giderek bakarken, o benim farkımda bile değildi. Kendi kendime moralimi bozmaya başlarken gelen kahvaltı buna engel oldu. Yoksa daha da düşünür, belki de ağlardım.

"Burada bir, iki yerde hata var. Bunu kim düzenlemişti?!" diye soran Kuzey'le elinde ki dosyaya baktım.

Bunu Şahan yapmıştı.

"Şey bunu Şahan Bey düzenlemişti." dedim.

Kuzey ağzından,

"Sorumsuz it herif!" diye bir şeyler homurdandı. Zaten Şahan'ı pek sevmiyordu niyeyse. Bir de bunlar kuzendi.

İlginç.

Bir süre sonra ben güzelce karnımı doyurmuştum. Bu konuda hiç kasmadım kendimi. Bir güzel yedim. Zaten bir yemek, iki Kuzey deyince benim için akan sular duruyordu. Fakat Kuzey aç olduğunu söylemesine rağmen bir şey yememişti. Beğenmedi galiba. Ama bence çok güzeldi. Yemeğin iyisi kötüsü mü olur?

Kuzey dosyaya bakmaya devam ederken telefonu çaldı. Masanın üstünden alıp, cevaplayarak kulağına koydu.

"Buyrun Ömer Bey." diye konuştu.

Bende tüm dikkatimi ona verip dinlemeye başladım.

"Evet yarım saat sonra... Şuan şirkette değilim... Oraya geçin geliyoruz." deyip telefonu kapattı. Bana dönüp, "Kalkalım artık toplantı başlayacak." dedi.

Ben hemen yerimden kalkıp,

"Tabii ki kalkalım." dedikten sonra Kuzey hesabı ödemiş ve bu güzel mekandan ayrılmıştık. Çok zevkli bir adamdı Kuzey. Boşuna aşık olmadım ben bu adama. İnşaAllah yine Kuzey'le birlikte buraya gelirdik.

Amin.

♤☆♤

Hep olduğu gibi yine sessiz geçen yolculuktan sonra arabadan indik. Yan yana şirkete doğru yürüyünce, içimde ki konuşma isteğini tutamayıp konuştum.

"Ben teşekkür ederim Kuzey Bey. Beni düşünüp, kahvaltıya götürmeniz çok hoş bir davranıştı." dedim tatlı olduğunu düşündüğüm sesimle.

Konuşmamla Kuzey'in bariz bir şekilde gerildiğini gördüm. Ne oldu ki, yanlış bir şey mi demiştim acaba?

Konuşmayıp, asansöre bindi. Bende binince kapıyı kapatıp çalıştırdı. Niye susuyordu?

Kendimi yine tutamayıp konuştum.

"Kuzey Bey?"

Kuzey burnundan soluyup bana baktı. Kötü şeyler söyleyecekti, hissediyordum.

"Bak Akasya ben senin için yapmadım. Teşekkür etmene gerek yok. Acıkmıştım ve senin de aç olduğunu anladığım için birlikte gittik. Hepsi bu!" dedi. Bundan sonra ise dedikleri, beni yine paramparça etmişti.

"Bunun altında bir şey arama sakın! Lanet olsun 'benden uzak dur' dedikçe ya dibimdesin, ya da ben sana çekiliyorum." Gözlerim dolmaya başlarken, o acımasız sözlerine devam etti.

"Her ne yapmaya çalışıyorsan vazgeç artık! Bu iş olmayacak!" dedi ve bana bakmadan duran asansörden çıkıp gitti.

Beni paramparça ve çaresiz bir halde bırakarak...

Bölüm Sonu...

Bölümü beğendiniz mi?

Kuzey yine yaptı yapacağını. Bu sefer Akasya ne yapmalı sizce?

Sonra ki bölümde görüşünceye dek, kendinize iyi bakın.

Allah'a emanet olun.

INSTAGRAM:

mavilinin_incileri

WATTPAD:

Mavili_Yazarr41

Sevgiler, Mavili Yazar. 🌿

Bölüm sonu

4 yorum