Ann ve Lukas çok mutlulardı. Yıllar sonra çocukları olucaktı.
Soğuk kasım geldi. Evleri köyün uzağındaki gölün hemen yanındaydı. Diğer köylülerinden uzakta yaşıyorlardı. Çocuklarının doğmasına günler kalmıştı. Lukas eşini köydeki hastaneye götürüp doğuma kadar orda kalmasını istiyordu. Endişeliydi. Amma Ann kabul etmiyordu. Hastane masrafları çok yüksekti, doğum parasını zar-zor biriktirmişlerdi. Lukas yakındaki gölden balık avlar, hafta sonu ineklerinin sütü, peyniri ile birlikte köye gelip köy pazarında satardı. Çok kazanmasa da masraflarını karşılaya biliyordu. Ann de kazak, çorap örer, eşi ilə birlikte satardı. Hamile olduktan sonra gitmiyordu.
Bir gün Lukas göldeyken Ann'in sancıları tutar. Bağırarak lukası çağırır. Lukas karısının çığlıklarını nihayet duyar. Karısını alıp at arabasına oturtur. Gölün diğer tarafına geçtiğinde karısı onu durdurur:
-Dur Lukas, yetişmiyicez, beni yere indir. Lukas kabul etmiyor:-hayır hayatım, dayan, yetişicez, bana güven.
-Hayır, beni yere indir, lütfen. Lukas çaresiz kalıp kabul ediyor. Karısın bir ağaça yaslıyor. Onun ellerini sıkı tutuyor:-Dayan hayatım, şey...ben ne yapmalıyım? Sana nasıl yardım edicem? Ann:-Git, İzabel teyze ormanda mantar toplayacağını söylemişti. Şimdi ormanda olmalı, onu bulup yardım iste! Lukas:-Nasıl yani? Seni yalnız bırakamam. Ann:-Benim için git, doğucak çocuğumuz için git, lütfen, artık dayanamıyorum(bağırıyor) Lukas onun əlini bırakıp gidiyor. Ann acıdan bağırıyor. Bu zaman nereden geldiği belli olmayan yaşlı bir kadın Ann'e doğru geliyor. Ann onu görüp yardım istiyir. Kadın ona bakıp gülümsüyor. Kafasına elini sürüyor. Ann ani gelen rahatlık hissi ile uykuya dalıyor. Uyandığında o kadını yanı başında, kucağında bir bebekle görüyor. Ann bunun kendi çocuğu olduğunu anlıyor. Hemen kucağına almak istiyor. Kadın bunu anlayıp konuşmağa başlıyor:-Çok sağlıklı bir kızın oldu. Sənin kızını kutsuyorum. Kızın alnından öpüp annesine veriyor:-Adı Milu olucak, unutma! Ann:-Milumu? Milu bu yöreye ayit isim değil, neden böyle bir isim? Kadın cevap vermiyor. Ayağa kalkıp gidiyor. Anna onu durduruyor:-Teyze, sen kimisini? Affet beni, sana doğru düzgün teşekkür bile edemesin. Kadın kafasını ona taraf çevirip gülumseyerek cevap veriyor:-Ben bu gölde yaşayan kutsal ruhum.Ann çok şaşırıyor. Bu zaman Lukas İzabel teyze ile koşarak geliyor. Çocuğu gördüklerinde çok şaşırıyorlar. İzabel:-Kızim, kendinmi doğurdun? Ann:-Hayır, o yardım etti(göle doğru bakıyor) Lukas:-Canım, orda kimse yok. Bu bizim çocugumuz mu?(Bebeyi kucağına alıyor)-Nasılda annesine benziyor. Ann:-Evet, kızımız çok güzel. İzabel:-Tebrik ederim, ismini kararlaştırdınız mı? Lukas:-Evet, bir süredir düşünüyoruz. Ann:-Hayatım, ben kızımıza farklı bir isim koymak istiyorum, eğer itirazın yoksa...Lukas:-Tabiiki koya bilirsin. Ann:-Onun ismi Milu olucak. İzabel:-Milumu? Ben hiçbir şehirde böye isim duymadım. Farklı bir isim. Lukas bebeğinin alnından öpüp ufacık ellerinden tutuyor. Milu hemen onun parmağını kavrıyor.Lukas:-Yəni adını sevdinmi prenses? Milu.....Mliu.....Milu kahkaha atıyor.
