İçeriğe geç

Benimle Dans Et

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Benimle Dans Et

Bölüm 3

3.Bölüm ‘’Kırılan Kalp''

Öncelikle bölüm kontrolü yapmadım yazım hataları olabilir kusura bakmayın iyi okumalar diliyorum aşklarım 🫶

Hastaneden eve geldiğimde saat 18.00’di bir iki saat kadar uyuyup daha sonra uyandım, ardından da Beren'le saat 23.30 kadar film izlemiştik uyuyana kadar izlemeye devam edeceğini söylemişti. İkimizde salonun ortasında uyuya kalmıştık, hayal meyal hatırlıyorum beni kaldırıp odama yatağıma yatırmıştı.

‘’Elif, uyan okula geç kalıyoruz. Haydi artık.’’ Beren’nin sesini duyuyordum ama tepki veremiyordum çok fazla uykum vardı uyanmak istemiyordum. N'olur sanki biraz daha uyusam. Uyku dolu sesimle sordum. ‘’Saat kaç?’’

Kollarını göğsünde birleştirdi, ‘’Sence 07:30 kalk artık!’’

Bir gözümü açtım ve ona baktım.

‘’Sakin ol, sabah sabah bu ne sinir.’’

Üstümdeki yorganı çekiştirdi.

‘’1 saattir uyandırmaya çalışıyorum seni, uyanmıyorsun.’’

‘’Artık uyuya bilir miyim?’’ aldığım yorganı geri aldı ‘’Hayır, hemen üstünü giyiniyorsun çıkıcaz saat 08:00 De ders başlıyor.’’

Oflanarak yataktan kalktım, önce banyoya girip ellimi yüzümü yıkadım sonra da odaya geri dönüp yatağımı bir güzel toparladım. Ardından da beyaz bir gömlek, Yüksek bel İspanyol bir pantolon giydim. aynanın karşısına geçip saçımı taradım. Taradıktan sonra da açık bıraktım defterlerimi ve okumak istediğim bir kitabı da çantama koyup odadan çıktım.

‘’Hele şükür, gelebildin.’’ Beren söylenirken ben sessizce kapıya yöneldim. ‘’Ayağın nasıl?’’

‘’İyi.’’ diye geçiştirdim bu konu hakkında konuşmak istemiyordum.

Ayakkabılıklardan ayakkabımı alıp ayağıma geçirdim. Sonradan merdivenleri yavaş yavaş inerek dışarı çıktım.

🧚‍♀️

Okulun olduğu kavşakta indik otobüsten. okul binasını gördüğümde uykumdan tamamen kurtulmuştum. Okul binasına girdiğimizde derin bir nefes aldım önce kantine girdik ikimiz de bir kahve alıp masaya oturduk ben notlarımın üstünden geçerken, Beren da telefonuyla uğraşıyordu. Başımı kaldırdığımda merdivenlerden inen onu gördüm o çocuğu arabasıyla az kalsın beni ezen, sonra da beni hastaneye götüren başımda bekleyip beni evime bırakan o çocuğu. Yani Akgün'ü ama onun burada ne işi vardı ki? Burada mı okuyordu acaba? Hangi bölümdeydi? Aklımda deli sorular geçerken hiç bir şey yapmayıp sadece gözlerimle onu izledim. Bizim

masadan öte başka bir masanın yanından geçti bir kahve alıp geri döndü. Ve beni görür görmez bizim masaya doğru ilerledi beni izleye izleye bizim masaya geldi 1.70 boyuyla karşımda dikildi , siyah saçlarını özenle taramış. Kahverengi gözleriyle de beni esir tutuyordu.

‘’Merhaba,’’

‘’Aa merhaba, otursana.’’ Beren benden önce dalıp onu masaya davet etti ama onun gözleri hala üzerimdeydi.

‘Ne bakıyorsun?’ diye sormak istesem de bunu yapmadım.

‘’Merhaba,’’ diye mırıldandım.

‘’Ayağın nasıl oldu?’’ başımı eğmiş ellimdeki karton bardakla oynuyordum

‘’Daha iyi.’’

‘’Sevindim.’’

‘’ne güzel tesadüf oldu demi böyle?’’ Beren’nin sorusuyla başımı kaldırdım. Ya, Ya nasıl sevindim bilemezsiniz Berencim

‘’Bence de harika oldu.’’ Buğra da Berene katılmıştı aman ne iyi.

‘’Bilemedim,’’ diye geveledim lafı sonuçta bu tesadüfü sevmemiştim ayetten zaten tesadüfleri hiç sevmezdim.

‘’Niye öyle diyorsun? bence güzel oldu.’’ Beren'nin sorusuna dudaklarımı kıvırdım.

‘’Bilmem, tesadüfleri sevmem biliyorsun.’’

‘’Bilmez miyim?’’ Saatine baktı ‘’Benim dersim başlıyor gitmem gerek.’’

‘’Tamam,’’ Buğraya döndü ‘’Buralardaysan görüşürüz, çok memnun oldum tanıştığımıza.’’

‘’Bende. Buralardayım ben. Sen geç kalma dersine.’’ Aman ne de düşünceli, kıkırdadım

Beren bize el sallayıp kantinden çıktı.

‘’Bir şeye mi gülüyordun?’’ diye sordu Sana ne sanki!

‘’Yoo,’’ diye gıcıklık yaptım.

‘’peki.’’ Deyip telefonuna gömüldü. Bende notlara bakmaktan sıkılmıştım. Bende telefonumu ellime alıp önce Whatsapp’a baktım, Adem abiden mesaj vardı. Adem abi: benim iş yerimde çalışan bir abimdi bugün gelecek malla ilgili mesaj atmıştı. Bide İlayda'dan mesaj vardı o da lise arkadaşımdı: durumları oldukça iyiydi paraya ne zaman ihtiyacım olsa bana veriyordu sağ olsun. Beni özlediğiyle ilgili mesaj atmıştı. Sonrada İnstagram’a girdim öyle fazla takipçim yoktu Eee haliyle bildirimin falan da yoktu direk keşfette girdim önüme çıkan videoları izlemeye başladım. İnstagram'ın en sevdiğim özelliği buydu sanırım video izlemek. Pardon düzeltiyorum komik video izlemek. Bir kedi videosu çıktı karşıma musluğun dibinde, musluktan akan suyu şapırta, şapırta içiyordu. Normalde hayvanları çok seven biri değildim buna rağmen gülümsedim. Çok tatlı bir videoydu. Beni izleyen gözleri hissetmemle başımı kaldırdığımda Buğra'nın bana baktığını gördüm. ‘Neye gülüyorsun?’ der gibi bakıyordu, ‘’Ne?’’ diye çıkıştım ‘’ne bakıyorsun?’’ Yaptığı şeyi yeni fark ediyormuş gibi gözlerini devirdi ‘’Hiç,’’ telefonumun ekranını kapatıp masaya koydum. ‘’Niye öyle bakıyordun?’’ gözlerini kaçırdı, ‘’ dedim ya hiç,’’ ellerimi teslim olursuna kaldırdım. ‘’Peki,’’ deyip telefonumu ellime almıştım ki ‘’Aslında şey...’’ sabrımın son demlerini yaşıyormuşum gibi nefes verdim ‘’Şey ne?’’ gözlerini gözelerimden kaçırdı sanki söylemeye çekiniyor gibiydi. ‘’Sevgilinle mesajlaşıyorsun sandım.’’ Burnumdan Güldüm.

‘’Çok pardon da, bundan sana ne!?’’ Sorum gayet açık ne netti. onu ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokmaması gerekirdi. Gözlerini kaçırdı, ‘’Rahatsız ettim kusura bakma.’’ Deyip masadan kalktı ve gitti ben ise arkasından sadece bakakaldım. Onu kırmış veya üzmüş olabilirdim lakin gerçekten insanın hayatıma burnunu sokmalarından nefret ederdim! Ki onu ilgilendiren bir şey de yoktu. Ayetten sevgili mesellerinde aşırı sanırım bozulurdu, sonuçta benlik bir şey değildi ve insanların durmadan bunları sorgulaması sinirlerimi zıplatıyordu. İlk Beren'le onun evine yerleştiğimde beni gören bir teyze de kafayı benimle bozmuştu, oğlumla evlen diye tutturmuştu. Saygımı kaybetmeden onlarca kez nazikçe reddetmiştim baktım yolum bir yere varmıyor, bende sinirli halimle karşısında diklenip açık açık istemediğimi söylemiştim bağıra bağıra, sonradan vazgeçmişti benden. Ama arkamdan terbiyesiz, saygısız diye anılmıştım. Çünkü insanlar böyleydi, işlerine geldikleri gibi davranırlardı. Ah insanoğlu değişse biraz keşke... Telefonuma baktığımda ders saatimin başladığını gördüm hızla defterimi çantama koydum, boşalan kahve kutusunu da ellime aldım. Kapının önündeki çöp kutusuna atıp. Çıktım kantinden merdivenleri hızla çıkıp sınıfıma geçtim.

Bölümle ilgili görüşlerinizi buraya bırakabilirsiniz ✨

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bu Elif de çok tersliyor Buğra'yı. Kıyamam onaa canım Buğra'mm

    1Yanıt