Odaya girdiğimde Maverick'in uyuyor olacağını düşünmüştüm. Oysa odanın içinde volta atmakla meşguldü. Bana döndüğünde yakışıklı yüzü endişe doluydu.
"Saat gecenin biri!" diye söylendi. "Hangi cehennemdeydin sen?"
Kaşlarımdan birini kaldırdım. "Bay Wilson'ın evindeydim."
Neden öfkelendiğini ya da endişelendiğini anlayamamıştım.
"Seni defalarca aradım! Hiçbirini açmadığında meraktan öldüm, anlıyor musun?"
"Üzgünüm, telefonum sessizdeydi."
"Bu yeterli değil." Dediğinde ona şaşkınlıkla baktım. Ancak daha çok kendi kendine konuşuyor gibiydi. "Başına bir şey geldiğini sandım."
"Ama gelmedi. Ben iyiyim, Maverick."
"O herifin sana bir şey yaptığını sanınca çılgına döndüm. Az kalsın polise gidecektim."
"Ne? Sen..." Neşeyle güldüm. "Benim için endişelenmişsin."
Kaşları çatıldı. "Tabii ki endişelendim. Ben..."
Cümlesinin devamını getirmedi. Tam ona ne söylemekte olduğunu soracaktım ki bir anda bana öyle yaklaştı ki burun burunaydık. Aramızdaki yakınlık nefesimi keserken dudaklarım aralandı. Ve beni öptüğünde sahiden de öldüğümü sandım. Ölmüştüm ve kesinlikle cennetteydim. Benim gibi bir dolandırıcı nasıl cennete gitmişti bilmiyordum fakat öyleydim.
Dudaklarımın üzerindeki dudakları ellerinden bile yumuşaktı. Ve beni öyle büyük bir nezaketle öpüyordu ki daha sert öpmesi için içimden yalvardım. Ancak bunu yapmadı. Aksine geri çekildi ve gözlerimin içine baktı.
"Özür dilerim." dedi. "Sana aşığım. Bunu daha önce söylemediğim için özür dilerim."
Bunu söylediğine inanamıyordum. Bana aşık olduğuna inanamıyordum. Ona her şeyimi vermeye hazırdım ve onun da öyle olmasını umuyordum.
"Mave," Bir nefes aldım. "Sana aşık olduğumu söylerdim ancak bunu zaten biliyorsun. Her zaman öyleydim."
Gülümsedi. "Bu kısaltmayı sevdim."
Bu kez onu öpen bendim. Ve bu öpücük, öncekinin aksine son derece tutkuluydu. Yatağıma doğru ilerlerken birbirimizi öpmeyi bırakmadık. Sırtım yatakla buluştuğunda onu daha da üzerime çektim. Botlarını tekmeleyerek çıkardı. Ben de aynısını yaptım.
Ardından bir bütün olduk. Ve ilk kez, bir başkasını asla sevmeyeceğimi anladım. Her zaman o olacaktı. Her zaman. Ve aynısını onun için de umuyordum. Lütfen, bir başkasına aşık olma, diye düşündüm.
Uyuduğunu sanıyordum fakat ben yatağımın altındaki botlarına bakarken beni birden dürttü. Ona baktığımda gülümsüyordu.
"Sen benim gibi bir kovboysun."
