Kemal müzipçe gülümsedi sevdiği adama.
Kemal: Bak bunu anladım hemen. Doktorluk işe yarıyor bak gördün mü? Malız bazı konularda ama aptal değiliz.
Cem sevdiği adamın bu konularda ilkokul üç seviyesinde oluşuna kahkahalarla gülüyordu. Kapıda girmek için bekleyen Veli ve Gökalp bölmek istemedikleri için ordan uzaklaşmıştı el ele.
______________________________________

Tuna hastanede odasında Cem'in etrafında pervane olan Kemal'e ters ters bakıyordu.
Çenesindeki baskı ile yüzünü çevirdiğinde Noyanın çok ayıplayıcı bakışlarıyla karşı karşıya geldi.
Yavrum sen şimdi bu arkadaşı af mı ettin?
Kemal: Yavrum derken?
Muhattabım değilsin doktor. Evet soruma cevap ver YAVRUM!
Cem: Yavru kuşum şimdi hal hareket üzerinden bir değerlendirmeye aldık doktor civanımı. Tabiki görümceye göstermiş olduğu hürmette belirleyici bir rol oynar.
Kemal: Noyan bu durumda bende görümce oluyorum yanlışmıyım? Şartlar eşit Cemcim.
Yooo hiçte değil! Ben Noyanımı üzüyormuyum? Asla dimi sevgilim söyle doktora.
Oooo yaktın beni Cem komser! Üzmüyorsun aşkım, Kemal kocamla iyi geçin git kendi manitanın gönlünü al.
Kemal: Satışta tek geçerim seni Kardeşim. Cemim hadi bitanem ilaç saati bir iki lokma bişi yede ilacını içirelim.
Ben içiririm sen çekil, offf nasıl cadoloz olunuyor ya! Bunun aşık bakışlarına kıyamıyorum ben Cem. Üzme kardeşimi Kemal kırarım sonra kafanı. Acıktım sevgilim bizde gidelim artık.
Gidelim güzelim, Kemal buralarda sende geçmiş olsun kayınpaçom.
Cem: Doğrusunu unutturdu hetifçioğlu bana iyi mi?
Kemal: Hadi aşkım doğrultan yedireyim.
Cem: Ney ney aşkım mı? Sen mi yediricen birde?
Kemal dudaklarını büzerek konuştu sevdiği adamla.
Kemal: isyemezsen demiyim onu.
Cem: De lan kurban olurum de. Ağzınanada ne yakıştı aferin bunlar hep artı puan.
.
.
.
Noyan, Tuna'yı eve bırakıp girmesi gereken toplantıya yetişmek için Holding'e döndü.Tuna ise Zili çalmadan anahtarları ile eve girdiğinde anne ve babasının tartıştığını duydu.
Doğan: Yok öyle afmaf Sacide hanım!
Sacide: Oda oğlum, Tuna olsaydı dinlerdin, bir şans verirdin Doğan. Öz oğlunun elin oğlu kadar değeri yok.
Doğan: Elin oğlu ne demek kadın ha elin oğlu ne?
Sacide bir anlık öfke ile konuşmuştu.
Sacide: Tuna benim canım, oda canım ben çocuğumdan vazgeçmem bunu bil.
Yere düşen anahtar sesi ile salondan çıktıklarında bir adet Tuna onlara bakıyordu gülümseyerek.
Sessizce girip annemi korkutucaktım tüh basıldık. Çok sıkıştım tuvalet duş birazdan tüm hastane maceralarımı anlatıcam.
Sacide oğluna doğru adım attı öpmek için, iki adımda çekildi Tuna.
Tuna: Öpme Sultan'ım hastaneden geliyorum. Sen öpme.... Koş Tuna koş.
Doğan: Duydu... Sacide seni Allâh bildiği gibi yapsın duydu.
Sacide: Kötü bişi demedim Doğan. Duymadı duysa benim oğlum tutamazdı göz yaşlarını.
Doğan: İnşallah öyledir, inşallah.
Tuna odasına koşup önce kapıyı kapattı, sonra hıçkırıkları tutmaya çalıştı ağzında.
Duşa girip kendini suyun altına bırakırken kendini ağlamadığına ikna ediyordu genç adam.
Duşta ne kadar kaldı bilmiyordu. Çıktığında parmakları buruş buruş olmuştu. Üzerine rahat bir tşört, hırka ve eşofman giyip dolabına yöneldi.
Telefonunu mesaj yazdıktan sonra anında gelen cevapla kenara koyup derin bir nefes aldı alt kata inmeden.
Valizi köşeye koyup salona da sessizce oturan ikilinin yanına geçti.
Babam kavga mı ettiniz siz, ne bu haller?
Doğan kalkıp oğlunun gözlerinin üzerini okşadı hüzünle.
Doğan: He ettik, sen niye döktün incilerini kızarmış hep gözlerin.
Sacide: Tunam Cem iyi dedin annem niye ağladın?
Azcık ağladım duygu patlaması gibisinden gerisi hep şampuanın suçu. Gençler benim çıkmam lazım bir kaç gün yokum.
Doğan'ın iyice kaşları çatılmıştı. Bişiler vardı ama korkudan soramıyordu adam.
Doğan: Oooo paşam zahmet oldu haber verdin, nereye?
Cem'in evine babacım. Hastaneden çıkınca ona bakıcam.
Sacide: Ne münasabet olmaz. Buraya gelicek oğluma bakıcam ben.
Sacide Tuna'nın bakışlarındaki kırgınlığı görüyordu o yüzden bu kadar ısrar ediyordu. Doğan kapının önündeki hareketliliğe bakmak için balkona geçti.
Gökalp abim gelicekti beni almaya.
Sacide: Hayır Tuna gidemezsin saçmalama oğlum. Ne çabuk organize oldunuz hemen hayır.
Artık ikiside duyduğunu biliyordu, anlamışlardı bir birlerini. Uzatmanın anlamı yoktu mevzuyu.
Büyütmek istemiyorum, sizin aranızı açmakta o yüzden bırak kalamam artık. Şimdi olmaz duyduklarımdan sonra olmaz sessizce izin ver.
Sacide: Tuna Tunam, ağzımdan kaçtı bak annene ölürüm senin için oğlum.
İlkokul öğretmenim demişti ki, dil kalpte olmayanı dile dökemez Sultan'ım.
Sacide: Kalbimde yok kalbimde sen varsın Tunam şimdi gitme sakinleş ben kendimi sana anlatmadan gitme.
Babam duymasın Sultan'ım iş büyür lütfen.
Doğan: Tuna gitme o vakit oğlum. Boş laflar için babanı da bırakma.
Ama Sultan'ım haklı baba. O oğlun en azından dinlemeyi hak ediyor. Ben burdayken sen adım atamıyorsun. Belkide.... Herkes olması gerektiği evde olmalı bir süre.
Doğan: O o hakkı hak etmiyor. Kendini büyüten insanların canını yakan oğlum olsa tanımam. Senin kalbini kıran eşim olsa...
Baba yapma babam. Bak oda çok üzgün arada sıkışıp kaldı. Çözeriz hocam biz neleri çözmedik ki. Yakında zaten evlenip gidicem az erken oldu sayalım.
Sacide: Hiç mi hakkım yok oğlum bırakıp gidiyorsun bir lafıma. Pişmanım ağzımdan çıktı, baban babana kızgındım.
Hakkın ödenmez daha büyük kırılmadan bırak sarayım kırgınlıklarımı araşırız hadi eyvallah.
Doğan ve Sacide itiraz dahi edemeden çıktı önce evden, sonra bahçeden. Bu bir veda mıydı oda bilmiyordu. Bildiği tek şey bu Hayrinin başka bir planı olduğuydu.
Gökalp: Abim nereye gidelim?
Abi sakin bir yere gidelim, sana sormam gereken şeyler var.
Gökalp: Benim eve gidiyorum orda oturup konuşuruz gel bir öpeyim önce ikimizinde buna ihtiyacı var gibi.
Öp bakalım yakışıklım. Muahhh... Noyana haber vereyim merak etmesin.
Gökalp: Gidince ararım ben fındığımı aferin kocalar habersiz bırakılmaz.
İlahi abim ya, beni bu halde bir sen güldürürsün iyiki abimsin.
Gökalp öpücük atıp çalıştırdı arabayı. Yol boyunca ikiside sessizdi, fırtına öncesi sessizlik gibi.
Bölüm Sonu....
Valla Sacide hanım zevzeklik dışında kötü bişi yapmadı. Hayri piçi kadını manipüle ediyor önden uyarayım.
Sonuç evlat, kadına hak veriyorum.
Tuna kişilerden şüphelensin istedim çünkü öbür türlü Noyanla çok büyük kaos yaşaması kaçınılmazdı.
Bakalım deli yazarınızınız aklından kaç tilki geçiyor?
Yeni bölümde görüşmek üzere 👋