Ne? Sen sen ciddimisin?
Tabi ciddiyim akıllım, azdım bu gidişle oooo çocuk önce olur. Hihhhh Noyan sakın korunma dan sevişmek yok aşkım.
Tuna Tuna... Saf saf böyle seksi nasıl konuşuyorsun çocuk muahhhh. Korunulur, korunur üzerine yeterki sevişelim yavrum.
_____________________________________

Ofis'te geçen ateşli günün ertesinde Tuna Harun babasından bir telefon almıştı. Şaşırtıcı kısmı elbette bu değildi.
Tuna'nın varlığını magazinden öğrenen büyükanne ve büyükbabası onunla tanışmak istediklerini sekreterleri aracılığı ile iletmişlerdi.
Evet sekreterleri! Ne samimi ve mutlu bir aile tablosu. Meğerse Gökalp doğduğundan beri yılda bir kez bu mecburi yemekler yeniyormuş.
Harun Bey'in çekinerek ricada bulunmasına gönlü elvermeyen Tuna teklifi tabiki kabul etmişti.
Yemek yarın akşamdı ve önden bilgi almak için Tuna annesinin yanına gidiyordu.
Gökmen oğlunu kapıda kocaman bir gülümseme ile karşılamıştı. Hiç eve girmeden birlikte hediye almak için özel bir antikacıya doğru yola çıkmışlardı.
Tuna annesinin üzgün ve düşünceli halinden hiç hoşlanmamıştı.
Fıstığım neyin var? Yarınki yemek mi canını sıkan?
Gökmen kendine sarılan kolları öpmüş ve gülümsemişti.
Gökmen: Aramızda kalıcak baban duyarsa gitmekten vazgeçer.
Söz aramızda annecim.
Gökmen: Bu davet beni düşündürüyor balım. Sanki canımı yakmak için fırsatını buldular ve öfff işte biliyorsun istemediler olaylar olay annecim.
Hiç bir şey yapamazlar fıstığım. Çünkü bu sefer yanında ben varım.
Gökmen: İyiki varsın canım oğlum. Babaannen ki o kendisine büyükanne denmesini, benimse büyük Hanım dememi ister.
İğğyyy... Afedersin hiç sevmedim ben şimdiden.
Kıkırdıyan annesini öpücüklerle boğmuştu. Aklına düşen annesi ile anlık biraz canı sıkılmıştı. Son günlerde onda bir Gizem hakimdi ve yakında kokusu çıkardı.
Birlikte özel gümüş kum saati satın almışlardı.

Gökmen: Tam ona uygun ama sakın üzülme hiç beğenmeyip birde laf sokucak.
Haspam...
.
.
.
Ertesi akşam şık giyinmiş Hanzade ailesi, büyük malikanenin önünde arabadan inmem için hazırlanıyorlardı ki Tuna kendini tutamadı.
Babacım bu buz gibi soğuk evde mi büyüdün gerçekten?
Harun ve Gökmen bakışmış ve kahkayı basmışlardı.
Gökmen: Kimin oğlum be muah.
Harun: Annende evi ilk gördüğünde aynen bunu söylemişti. Tunam evde dediklerim geçerli oğlum.
Biliyorum canımı sıktıkları an kalkıcaz. Kimse canımı sıkamaz babacım.
Gökalp: Çok emin olma henüz onlarla tanışmadın.
Eve girişte kahya, içerde asıl kahya, sonra hizmetliler Tunanın içi şişmişti seremoniden.
Ve sonunda kraliyet ailes mübarek! Büyük Harun Bey ve pek muhterem zevceleri Asuman Hanımla karşı karşıyalardı.
Gökalp ve Harun kibarca ellerini öpüp çekildikten sonra sıra Gökmen' e gelince,
Asuman: Zahmet etme Gökmen! Nezleyiz bulaşmasın. Bu yakışıklı torunumuz sanırım.
B. Harun: Gel bakalım Tuna öp elimizi.
Çok isterdim fakat Babannem nezleyiz dedi, şimdi düğün arifesi hiç maceraya gerek yok! Memnun oldum beybabacım.
Gökalp küçük bir kahkaha atıp kendini zor susturmuş, dumur olan ikiliye bakıyordu. Gökmen ise şaşırsada oğlunun ona verdiği kıymeti hissetmişti.
Asuman: Buyrun sofraya yemekte tanışırız Haruncuğum. Bu arada bize lütfen büyükanne ve büyükbaba de Tuna.
Neden? Bildiğin kadarı ile soyunuz saraya dayanıyor. Ama İngiltere sarayı değil, Osmanlı sarayı öyle değil mi? Valide demiyorsak, Türk gibi babanne ve dede yeterli. Zorlama ve özenti hitaplar çok şükür Cumhuriyet ile kaldırıldı.
Harun: Oğlumuz gole doymuyor hayatım. İlk defa bu yemek keyifli geçiyor.
Masayı gören Gökmen çok şaşkındı. Deniz ürünlerini sevdiğini bilmelerine rağmen özellikle o menüden kaçınırdı kayınvalidesi.
Asuman: Servise başlaya bilirsiniz.
Gökmen dışında herkesin servisi yapılmıştı. Onun önüne kurufasulye, pilav, cacık ve soğan'dan oluşan bir menü konulmuştu.
Gökmenin düşen yüzü sonrası Harun kıyameti kopartmak için ağzını açıcaktı ki,
Afedersiniz, hahaha babannecim çok çok teşekkür ederim. Onlar benim hata oldu getirin lütfen.
Asuman: Şey...
Deniz ürünlerini annemin çok sevdiğini bildiği için şahane Bir sofra kurdurup gelini düşünen altın kalpli insan! Benim alerjiniz düşünüp tamda geldiğim mahalleye uygun bir seçmişşşşş menü ne tatlısın!
B. Harun: Yaaa çok düşüncelidir eşim sağolsun. Afiyet olsun buyrun.
Harun: İsa'nın son akşam yemeği gibi dimi annecim? SON!
Asuman: Haruncuğum çok yanlış algılıyorsun olanı. Torunun dediği gibi oldu.
Gökmen: Tabiki öyledir, Tuna ile sizin için küçük bir hediye aldık buyrun.
Asuman hanım hediyeyi açıp yüzünü buruşturdu. Tamda dün Gökmen'in dediği gibi.
Asuman: Keşke torunumu doğru yönlendirecek zevke sahip olsaydın! Gümüş sevmediğimi bilmen gerekirdi.
Harun: Anne!
Çok özür dilerim babanne! Annem uyardı babannen ne anlar kart horoz diyemedi kibar kadın tabi. Afedersin de bak şöyle bir çevir o kafanıda etrafına bak!
B. Harun: Edepsiz ne biçim konuşuyor bu çocuk.
Adam olda karını sustur sen. Heryer buna benzer eşyalar ile dolu. Terbiyesiz olan sizsiniz. Annem büyüklük göstermese ne oğlunuzu ne torununuzu görmeden ölücektiniz!
Ama yok yürüyen egolar sizi! Babacım yemekler çok kötü hiç beğenmedim. Ailenide sevmedim niye? annemi sevmeyeni niye seveyim?
Gökmen: Haruncuğum gidelim hayatım. Bir dahada cenazenizde görüşelim öptüm tatlım.
Gökalp: Offff bunlar bu gece ölmezse dahada ölmezler ha.
Asuman: Harun ayyy fena oluyorum gitme oğlum defolup gidin siz.
Harun: Ya anne bir bayılda sende rahatla iyi gelir. Sen babamın boynuzları atlatmış kadınsın. Sana hiç bişi olmaz!
B. Harun: Gidersen mirasımdan men ederim.
Götüne sok diycem, valla dedim ya. Götüne sok beybaba, babam kendi mirasını kendi kazandı hayde eyvallah.
Arabada susmuştu herkes. Sonra Gökalp gülmeye başladı.
Ya fazla mı oldu böyle kenar mahalle apzı filan, ölüp başımıza kalmasın bunlar?
Harun: Bu gece ölürlerse yüklü miras kalırdı ha.
Gökmen: Harun! Çocuklar ciddi sanıcak.
Gökalp: Bence ciddi dedi hahaha.
Bencede anne, gitti gül gibi servet gitti.
Gökmen: Hepsi deli ayol, hepsi. Harun balıkçıya götür bizi aklım yiyemediklerimde kaldı.
Harun: Emredersiniz Sultan'ım.
Bölüm Sonu....
Geçmişin intikamını almadan devam mı etseydik 🤭🤣
Tunam ağzına sağlık bebişim❤
Yeni bölümde görüşmek üzere👋