Saat baya geç olmuştu. Burcunun yeğenini bulduğumuz için yaptığımız kutlama Burcunun hafif sarhoşluğuyla bitmek zorunda kaldı. Elif yaşım küçük diye içmemişti. Bende Burcu kadar içmemiştim. Burcuyu omzunun altından tutup yalpalaya yalpaya üst kata çıkardım. Burcu yarı uyuyor yarı uyanık yatağa yattı. Bende yanıdaki odada kalacaktım. Tam üstünü örtüp gidecektim ki Burcu kolumu tuttu.
"Gitme. "
Sarhoştu ve büyük bir ihtimalle yarın sabah hatırlamayacaktı. Ama maşşallah deli kuvveti vardı. Mecbur yanına yatağa oturdum. "Hadi uyu artık. " Benimde yavaştan gözlerim kaymaya başlamıştı. Burcu kafasını dizime yasladı. Bende yatağa yaslanıp Burcunun uyumasını beklemeye başladım. Tam kalkmaya niyetlendiğimde Burcu uyumadığını belli edercesine kıpırdandı. Gerisin geri yaslandım. Uyuyakalmışım.
(...)
Sabah kalktığımda Burcunun odasında yatıyordum. Ama Burcu yanımda değildi. Ayaklandım. O sırada kapı açıldı. " Uyanmışsın. Bizde Elifle kahvaltıyı hazırlıyorduk. " dedi ve çantadan bir şeyler almaya başladı. Yüzü asık değildi. En azından yanında uyuduğum, uyuyakaldığım, için kızgın gözükmüyordu. Yada kendisinin istediğini hatırlıyor olabilirdi. Çok kafama takmadan aşağıya indim. Masa efsane gözüküyordu. Hemen bir sandalye çektim ve oturdum. Burcu da hemen yanımdaki sandalyeye oturdu. Elif de Burcunun önündeki sandalyeye geçti."Sen tek mi kalıyorsun? " dedi Burcu. "Evet, tek kalıyorum ben. Ama çok da bir şey yaptığım söylenemez. " diye cevapladı. Aklıma harika bir fikir geldi. Evimde bir kişiye daha yer vardı. Arka odalarım boştu. Birisini Burcuya birisini Elife verebilirdim. "Elif, sende bizimle gelmek ister misin? " Burcunun gözleri parlamaya başladı. Galiba bu soruyu sormamı bekliyordu. Şimdi ikimiz de Elif e bakıyordu. Kabul ederse evimde yaşayabilirdi. "Size bir ağırlık yüklemek istemem ama tabii ki sizin yanınızda kalmak isterim. " Burcu sevincinden yerinde duramıyordu. Hemen ayağa kalktı. Zaten yemiş olduğumuz kahvaltı sofrasını toplamaya başladı. Heyecanı her halinden belliydi. Elif de kalkıp içeriye bir kaç parça kıyafet almaya gidince bende Burcuya yardım etmeye koyuldum. Ne de olsa yapılacak çok iş vardı.
(...)
Elifin oturduğu evin arkasında bir karavan vardı. Elif babasının karavanı olduğunu, kendisinin kullanması için hediye ettiğini fakat daha kullanamadan babasının annesiyle birlikte vefat ettiğini söyledi. Şimdi ise ben , Elif , Burcu ve elimizdeki bavullar arabaya yerleşmeye çalışıyorduk. Yol haritamızı çıkaran Elif, bir dağ evine de uğrayacaklarını, orada daha çok eşyası olduğunu, buraya da çok uzak olmadığını söyledi. Tabii ki de kabul ettik. Arabaya yerleşince Burcu arabayı sürmek için öne oturdu. Elif de araba kullanabiliyordu ama Burcu kendisin yapmak istediğini belirtmişti. Elif de yolu tarif etmek için yanına oturunca bende arkaya geçtim. Burcu ve Elifin anlaşabilmesi beni de mutlu edıyordu.
Araba çalışıp da engebeli araziye çıkınca, dağ evine doğru gitmeye başladığımızı anladım. Önden Elifin yolu tarif edişini belli belirsiz duyabiliyordum. Kafamı cama yasladım. Burcu arkaya döndü. "İyi misin Kemal? Sesin soluğun çıkmıyor? " İyiyim dercesine kafa salladım. Sonra yola bakmaya devam etti. Fakat beş dakika sonra yavaşlamaya başladı ve durdu. Arabadan inip şöförlüğü Elife bıraktı. Elifin yanına binecek sanıyordum ama arka kapı açılınca yanıma gelmek için indiğini anladım. Yanıma geçip oturdu. "Teşekkür ederim. Gerçekten, saol. Elifi bulmamda da hatta burada kalabilmemi sağladın. Bütün hediyelerden bile daha iyi bir şey. İyi ki varsın, Kemal. " dedi ve başını omzuma yasladı. Beş dakika geçmeden uyuduğunu anlayabiliyordum. "Sende iyi varsın Burcu, iyi ki... "
(...)
Yaklaşık bir saat sonra dağ evine ulaşmıştık. Elif, eşyalarını toplamak üzere yanımızdan ayrıldı. Burcu yeni uyanmış mahmur gözlerle bakınıyordu. "Bizde inelim mi? " diye bir teklifte bulundum. Kafa sallayıp aşağı indi. Bende onun peşinden indim. Burası korluluk gibi bir yerdi ve kesinlikle kasabadan çok uzaktı. Kuş sesleri ve ormanın rahatlatıcı atmosferi... Saatlerce bu manzarayı izlerdim. Burcu da manzarayı izlemeye koyulmuştu. Bir ağacın altına doğru oturdum. Burcu da hemen yanıma oturdu. Yaklaşık bir on beş dakika sonra Elif kapıda göründü. İlk önce Burcu, sonra da ben ayağa kalktık. Elif arabaya birkaç parça eşyasını attıktan sonra ön koltuğa yerleşti. Burcu ve bende arkaya geçtik. Zaten buradan tek bir yol vardı. O da bizim kasabaya gidiyordu.