İçeriğe geç

Benim Değil Onun Hikayesi

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Benim Değil Onun Hikayesi

Bölüm 3

Adını Bile Bilmeden

Bölüm 2

Yanımdaki Çocuk

Onu ilk gördüğümde beşinci sınıftaydım.

İstanbul’dan Manisa’ya taşınmışlardı. Eren de bizim okula gelmişti.

O gün Türkçe dersindeydik.

Öğretmenimiz sınıfa yeni bir arkadaşımızın geldiğini söylediğinde, bütün dikkatlerimiz kapıya çevrilmişti.

Ben de baktım.

Ama diğerlerinden biraz farklı baktım.

Gözlerimi ondan alamadım.

İlk bölümde anlattığım o birkaç saniye işte tam olarak o zamandı.

İçimde bir ses, hiçbir açıklaması olmadan,

“İşte bu.”

dedi.

O zaman bunun ne anlama geldiğini bilmiyordum.

Sınıfta herkesin yanında biri vardı. Birkaç sıra boştu belki ama öğretmen benim yanıma işaret etti.

Ve Eren gelip yanıma oturdu.

O an bunun yıllar sonra bile hatırlayacağım bir an olacağını bilmiyordum.

Yanımda oturan o çocuğun, yıllar boyunca aklımın bir köşesinde kalacağını bilmiyordum.

İlk zamanlar hiç konuşmadık.

Ben çok utangaçtım. İçime kapanıktım.

Eren de pek farklı değildi.

Yan yana oturuyor ama birbirimize söyleyecek bir şey bulamıyorduk.

Sonra bir gün, nasıl olduğunu hatırlamadığım bir şekilde, Eren benimle konuşmaya başladı.

Önce birkaç kelimeydi.

Sonra birkaç cümle.

Sonra derslerin içinde birbirimize küçük küçük şeyler söylemeye başladık.

Arkadaşlığımız böyle başladı.

Hatta ilk başlarda birbirimizin adını bile sormamıştık.

İsimlerimizi, arkadaşlarımız söyleyince öğrendik.

Şimdi düşününce gülümsüyorum.

Birbirimizin adını bile bilmeden başlayan bir arkadaşlığın, yıllar sonra benim için bu kadar anlamlı bir hikâyeye dönüşeceğini nereden bilebilirdim?

Yan yana oturduğumuz o günler…

Benim için hâlâ çok özel.

Derslerin arasında azıcık konuşabilmek bile yetiyordu bana.

Eren sürekli şaka yapardı.

Bazen beni konuşturmaya çalışırdı.

Ben utandıkça o daha çok uğraşırdı.

Ve ben onun yanında, farkında olmadan biraz daha rahat olmaya başladım.

Onunla ilgili küçücük ayrıntılar bile hafızamda kaldı.

Hâlâ hatırlıyorum.

Kalem tutuşunu bile.

Nasıl oturduğunu, konuşurken nasıl davrandığını…

O zamanlar bunların önemli olduğunu düşünmüyordum.

Ama bazı insanlar hayatına öyle bir yerleşiyor ki, onların en küçük hareketleri bile yıllar sonra hafızanda bütün ayrıntılarıyla kalıyor.

Eren de benim için böyle olmuştu.

Zaman geçtikçe bana daha yakın davranmaya başladığını hissettim.

Bir teneffüste herkes oyun oynuyordu.

Bir anda belimden tuttu.

Çok kısa bir andı belki.

Ama benim için değildi.

O an içimde bir şey değişti.

İlk kez kendime şu soruyu sordum:

“Acaba o da bana karşı bir şey hissediyor olabilir mi?”

Belki sadece bir arkadaşlık hareketiydi.

Belki benim için ifade ettiği anlamın hiçbirini o an düşünmemişti.

Ama ben düşündüm.

Hem de çok düşündüm.

Çünkü insan, hoşlandığı kişiden gelen en küçük yakınlığı bile olduğundan daha büyük görebiliyor.

Ben o zaman bunu bilmiyordum.

Sadece içimde küçük bir umut oluşmuştu.

Yıllar sonra dönüp baktığımda, o umudun ne kadar masum olduğunu daha iyi anlıyorum.

Çünkü biz küçüktük.

Ne hissettiğimizi tam olarak bilmiyorduk.

Sevmenin ne olduğunu, birine bağlanmanın ne anlama geldiğini, bazı duyguların insanın içinde ne kadar uzun kalabileceğini henüz öğrenmemiştik.

Ben Eren’e karşı hislerimin arkadaşlıktan daha farklı olduğunu ise çok sonra anlayacaktım.

Yedinci sınıfın yaz tatilinde.

O zamana kadar içimde büyüyen şeyin adını ilk kez o zaman koyabildim.

Ben ona gerçekten farklı duygular besliyordum.

Ve sekizinci sınıfa geçtiğimizde, önümüzde çok az zaman kaldığını biliyordum.

Hepimiz başka okullara gidecektik.

Lise başlayacak, herkesin hayatı başka bir yöne doğru ilerleyecekti.

Ben ise içimde kalan bir şeyi, yıllar sonra keşke söylemeseydim diye düşünmek istemiyordum.

Belki çok utangaçtım.

Belki içime kapanıktım.

Belki böyle bir şeyi söylemek benim için hayatımda yapabileceğim en zor şeylerden biriydi.

Ama yine de söylemek istedim.

Nisan aylarında bir gün, okulun bahçesinde…

Kendimi toparladım.

Cesaretimi topladım.

Ve ona baktım.

“Ben sana aşığım.”

dedim.

O an içimde binlerce kelebek yeniden uçuşmaya başladı.

Zaman yine durmuş gibiydi.

Sanki bütün yıldızlar ayaklarımın altına inmişti.

Çok özel, çok güzel bir andı.

Ve belki o zaman aşkın gerçekten ne demek olduğunu hâlâ bilmiyordum.

Çocuktuk.

Ama hissettiğim şey gerçekti.

Ve bugün bile o günü düşündüğümde, söylediğim için hiç pişman değilim.

Çünkü bazen insanın hayatında, sonucunu bilmeden cesaret ettiği bir an vardır.

Benimki, o okul bahçesinde başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.