Hızla yerime oturmuş çocukla konuşma zahmetine bile katlanmamıştı
Sarışın çocuksa benimle konuşmak için can atıyordu resmen
"Selam ben Efe"
Klasik diye düşündüm parise giden efe adındaki liseli çocuk bu bana bir kitabı hatırlatıyorgibiydi sanırım beyza alkoç evet onun kitabıydı
"Selam ben irem" dedim kısık bir sesle
"Neden çok gerginsin ilk defa mı uçağa biniyorsun?"
Hah aptal sarışın yelloz o kadar aptal mı gözüküyordum
"Hayır" dedim kısa keserek
İnsanı da bir rahat bırakmıyorduki bu çocuk
"Kaç yaşındasın?"
"17 sen?"
"17 nerden geldiniz?"
Rastgele bir şehir söyledim
"Sivas"
"Aaa gerçektenmi bende oradan geliyorum" dedi pekte inandırıcı olmayan bir ses tonuyla
Sanırım yalan söyledığimi anlamış olacakki
"Sivasın neresi?"
Artık sinirlenmiş ve gerilmiştim
"Boşver dedim"
Çocuk onu kışkışladığımı anlamış olacakki bir daha soru sormadı ben de kulaklığımı takıp İnternete bakmaya başladım
Ve sonra bir duyuru yapıldı
Ben pek takmadım ama efe denilen çocuk çok ilgilenmiş gözüküyordu ve bana dönüp
"İrem" dedi
Bende hemen dönüp
"Efendim" dedim
"Sana bir şey soracağım ama gülmeyeceksin"
Merakla
"Tamam" dedim
"Türbülans ne demek?" dedi
Bu kelimeyi duyduğum an kalbim sıkıştı sakin olmaya çalışarak
"Nereden çıktı o?"
"Şey..."
"Ney..."
"Pilot uçağımız türbulansa..."
Gerisini duyamadım hiç bir şey duymadım . Sadece korkuyla koltuğun kenarlarına tutunarak kemerimi bağladım. Efe bana bir şeyler demeye çalışıyordu
Ama ben onu duymayı bir kenara koyun onun varlığını unutmuştum
Efe beni taklid ederek kemerini bağlamış ve oturmuştu. Hemen telefonumdan bir müzik açtım. Ve sadece müziğe odaklandım. Sadece müzik diye mırıldandı kendi kendime. Ve türbulansın bitmesini bekledim.