İçeriğe geç

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Beni Rahat Bırak Melek

Bölüm 11

11.Bölüm (Saray)

Güzel evimde, gözlerimi açmam içimi dopdolu huzur sarmıştı. Odadan çıkıp aşağıya koşarak indim. Mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. "Oooo valide sultan döktürmüşsün yinee",dedim. Börekler, poğaçalar, omletler tezgahta duruyordu.

"Eeee, kızım evine geri dönmüş. Ben mutlu olmayayım da kim olsun", dedi. Annemin yanağından sulu bir öpücük bıraktım. Günlük güneşlik hava, bir anda kapkaranlık oldu.

Annem korkuyla havaya baktı. Ne olduğunu anlamamıştım. "Dengesizlik başladı", demesi ile ellerimden tuttu.

-Nasıl?

-Çisil senin-

, karnımdaki yanmayla tişörtümü kaldırdım. Karnımda ki Güneş izi kendini gösteriyordu. Alev alıyordu.

Annem dehşetle karnıma bakarken bende anneme bakıyordum. "Biri mührünüzü bozuyor",dedi. Normalde buna sevinirdim fakat kötü bir duruma benziyordu.

Kapının çalması ile annem koşarak kapıyı açtı. Karnımdaki Güneş sembolünü incelerken "Canını acıtmak istemem ama buna mecbursun". Bu ses? Kafamı kaldırmamla Kayra Korku ile yüz yüze gelmem bir oldu.

"Ne saçmalıyorsun?", dedim. "Birleşmemiz lazım", demesiyle Kayra'yı ittim. "Saçma sapan konuşma. Ne dediğini kulağın duyuyor mu?".

Annem yanıma geldi. "Kızım özür dilerim". Annem neden özür diliyor? Kayra kafamı tutup gözlerine bakmamı sağladı. Özel bölgesine tekme atmamla yere çökmesi bir oldu. Annemin kolumdan tutup çekmesiyle bozguna uğradım. Annem onun tarafındaydı.

Kayra'yı kaldırıp kendine gelmesini sağladı. Kayra üzerinde ki tişörtü çıkartıp önümde dizlerinin üzerine çöküp arkasını döndü. "Karnını aç Çisil", dedi.

-Ne?

Annem tişörtü yukarı kaldırıp karnımı açıkta bıraktı. Onun Ay mührü de yanıyordu. Annem "Yaklaş", dedi. Dediğini yapmak yerine anneme baktım. Annemde bana bakarken belime dokunan ellerle çekilip Kayra'nın mührü ile benim mührüm birleşti.

Mühür felaket acı veriyordu. Düşecekken annem beni tuttu. Ayakta kalmamı sağlayarak mühürlerimizin temasını kesmedi.

Canım o kadar çok yanıyordu ki. Kayra ellerini masaya koyup yumruk yapmıştı. Annem beni geri çektiğinde işe yaramamış, hala ikimizin mührü de yanmaya devam ediyordu. Kayra karnıma bakıp gözlerini yere eğdi. "Tek çare kaldı..."...

3 ay sonra

Kusmalarım sıklaşmıştı. Resmen 17 yaşımda çocuğum olacaktı. İsteksiz ve zorla olmuştu. Canını almaya kıyamamıştım. Çünkü o daha küçücüktü. Karnım hala daha kendini göstermemişti.

Evim yerine Alozya'ya geri dönmüştüm. Kayra ülkenin işleri ile uğraşıyordu. Bende saray da geziniyordum. Ormana çıkmam yasaklanmıştı. Oysa ki Hesna ile konuşup dertleşirdim.

Aynada karnıma bakıp okşuyordum.

Kapının çalması ile "Gir", dedim. İlke'nin gelmesi ile gülümsedim.

-Hoşgeldin canım

-Hoşbuldum. Bugün odandan çıkmayınca merak ettim. Tüm gün oda da napıyorsun?

-Napayım İlke? Saraydan çıkmam yasak, bende hergün sarayı mı dolaşıcam?

-Yaaa benim prensesimin canı sıkılmış. Hadi gel prensesler, gezmeye çıkıyorrr

-Nereye gidiyoruz?

-Kasabaya inelim. Alışveriş yaparız. Olur mu?

-Olurr

-Tamam ben hazırlanıyorum. Sende hazırlan

Odadan çıktı. Dolabın kapağını açıp içinden mavi elbisemi aldım. Üzerimi giyinip odadan çıktım.

İlke'nin odasının önüne gelip kapıyı tıklayacağım esnada kapıyı açtı. İlke'de hazırdı. Beraber saraydan çıkarken arkamızda muhafızlar vardı. Kayra'nın haberi yoktu. Haber verme gereği duymamıştım. Meydana indiğimizde tüm bakışlar üzerimizdeydi.

İlke ile kol kola gezerken meyvelerin satıldığı dükkana girdik. Tüm meyveler çok güzel gözüküyordu. İlke tezgahtaki elmayı eline alıp bir ısırık aldı. Gözlerini kapatıp "Hmmm, çok lezzetli", diyerek elmayı yemeye devam etti. Bende elmaya uzanacağım esnada karnımda ki hareketlilik ile bebeğimin elmayı istemediğini anladım.

Geri çekilip İlke'nin elmayı yiyişini izledim. Manavcının kivi uzatması ile şaşırdım. Alsam mı ki? Kiviye uzanırken karnımda bir hareketlik olmamıştı. Bebeğimin de onayı ile kiviyi çantama koydum.

Elmanın ve kivinin parasını verip gezmeye devam ettik. İlke'nin ısrarı ile iksir dükkanına gittik. Kadın bize sıcakkanlılıkla bakıp "Buyurun ne istemiştiniz, prenseslerim?". İlke öne atılıp "Aşk iksiri var mı? Bana şu aralar çok gerekli", dedi. İlke'nin cümlesine gülerken kadın kırmızı iksir şişesini İlke'ye uzattı.

"Bunu dikkatli kullanman gerek. Günde bir kere senin, bir kere de sevdiğin kişinin içmesi gerek. Bir şeylerin içine katıp vermen de sakıncası yok", dedi. Karnımda hareketlenme tekrar olurken vücudum sızlamaya başladı.

Kadın gözlerini İlke'den çekip bana çevirdi.

-Bebek için mavi suyum var. Vermemi ister misiniz?

"Ağrı kesiyor mu?", diye sordum. Başını sallayıp şişeyi bana uzattı. Şişeyi alacakken elimin üstüne kapanan elle durmak zorunda kaldım. Elin sahibine baktığımda Kayra ile göz göze geldim.

"Şişeye gerek yok. Yerine koy", dedi. Kadın hemen geri çekilip şişeyi yerine koydu. Elimi tutup beni dükkandan çıkardı.

-Ne yapıyorsun? Kadın yardım etmek istemişti

-Emin misin, Çisil? Bana haber vermeden saraydan niye çıkıyorsun?

-Yanımızda muhafızlarda var. Neden telaş yapıyorsun?

-Çocuğumu taşıyorsun Çisil!

-Karnımdaki senin çocuğun olduğu kadar da benim çocuğum

-Aynen öyle. Buna göre davran. Bir şey diyorsam da lafımı dinle. Senin ve çocuğum için çabalıyorum. Düşmanlarım sizi arıyor. Sizde meydan da geziyorsunuz

-Ben istedim abi

, İlke araya girip suçu üstüne aldı.

Kayra kardeşine dönüp "Saraya gidiyorsunuz", dedi. "Hayır gitmiyoruz", dedim. Burnundan soluyup bana baktı. "Anlaşıldı", diyerek beni kucağına aldı.

-Napıyorsun indir beni?!

-Saraya gidiyoruz

,kanatlarını açıp yola koyuldu. İlke muhafızlarla gitmişti.

Kısa sürede saraya geldiğimiz de bahçeye indi.

Beni indirmesini beklerken hala kucağında tutmaya devam etti. "İndirmeyi düşünüyor musun?", dedim.

-Hayır

, verdiği cevaba gözlerimi devirmekle yetindim. Karnımda hissettiğim sıvı ile elimi karnıma sürdüm. Geri çekmemle beyazımsı sıvı elime bulaşmıştı. Havanın şimşek çakması ile kaşlarımı çattım. Noluyordu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.