Sabah yorgunlukla gözlerimi açtım. Dün evi temizlemiştik. Gerçekten çok yorulmuştum. Yataktan kalkıp odadan çıktım. Ev halkı yine yoktu. İşe gitmişlerdi.
Kahvaltı yapıp okul için hazırlandım. Çantamı dünden hazırlamıştım. Ayakkabımı giyip evden çıktım. Otobüs durağına geçip otobüs beklerken etrafa göz gezdirdim. Yine karşı durakta duran çocukla göz göze geldim.
O bana bakıyor ben ona bakıyordum. Bu aralar sık sık karşıma çıkıyordu. Rahatsız olmuyor değildim. Bakışlarımı ondan çektim zaten değişik biriydi. Arkasında kocaman kutu duruyordu. Hayır kutu düşmüyordu da. Değişik biriydi. Deli olduğu belliydi. Hangi normal insan böyle dolaşırdı ki? Otobüs gelince yerime oturup durağa baktığımda o çocuk yoktu. Yanımda hareketlilik olmasıyla yanımda oturan kişiye bakmamla kaldım.
Duraktaki çocuktu. Korkuyla oturduğum yerden kalktım. Başka yere oturmak için hareketlenecekken aniden kalktığım yere oturulmamla iyice gerildim. "Nereye kaçıyorsun?", demesiyle yutkundum. "Sanane kolumu bırakır mısın?",dedim. Dediğimi dinlememiş kolumu bırakmamıştı. Otobüs hareket etmesiyle "Abi durur musun? İnecek var", dememle tüm dikkat üzerimize çekildiğinden mecbur kolumu bırakmıştı. Oturduğum yerden kalkıp otobüsten indim. Eve geri gitmek daha mantıklıydı. Otobüs giderken önüme döndüm.
Gerilmeme neden olmuştu. Telefonun çalmasıyla cebimden çıkarıp açtım.
-Alo Çisil
-Efendim anne
-Napıyorsun kızım?
-Eve gidiyorum. Midem bulanıyordu yolda, bende yol yakınken eve gideyim, dedim
-Tamam kızım. Dikkat et kendine bebeğim. Görüşürüz
-Görüşürüz, anne
Telefonu kapatıp yolda ilerlerken kolumdan tutulmamla arkama döndüm. "Amacın ne senin? Kolumu bırak!". Anlamıyorum konuşamıyor mu?
"Benden kaçma", demesiyle dilsiz olmadığını anladım. "Manyak mısın be!". Kolumu tutan elini çekmeye çalışıyordum. "Bağırmayı kes", gayet sakin konuşurken, beni daha çok sinir ediyordu. Özel bölgesine tekme atacakken ayağımı tuttu. "Aklından bile geçirme küçük". Etrafta insan ararken ilerden geçen iki kişiyi gördüm. "YARDIM EDİN!", diye bağırmamla ikisi de bize döndü. Yanımıza gelip "Hayırdır birader?", deyip kolumu hala tutan çocuğa soru yönelttiler.
"Sizi ilgilendirmiyor",dedi birde ukalaca cevap vermesi ayrı sinirime dokunmuştu. Direk onlara dönüp "Bu adamı tanımıyorum. Lütfen yardım edin", dememle sarı saçlı çocuk harekete geçip kolumu çocuğun elinden kurtardı. Kolumu ovarken sinirle o adama baktım. Tekrar bana yönelmesiyle geri çekilirken diğerleri de durdurmak için harekete geçmesiyle "YETER LAN!", deyip kükremesiyle bir adım daha geri gittim. Bir dakika!
Gözlerinin rengi mi değişti? İki adam koşarak uzaklaşırken ben zaten çoktan koşmaya başlamıştım. Koş Çisil!
Arkamı dönmemle bana yaklaştığını fark ettim. Hemen eve koşarken anahtarı cebimden çoktan çıkarmıştım. Kapıyı hızla açıp kapatacakken bir ayak buna engel oldu. Kapıyı daha çok iterken ellerini kapıya koyup itmesiyle geri çekildim.
Hemen merdivenlere yönelirken kapıyı kapatıp kitlediğini gördüm. Birinci basamağı bitirirken belime sarılan ellerle geri çekildim. Ayaklarım yerden kesilirken çırpınmaya başladım. "Bırak beni", diyerek sesimi yükseltirken beni koltuğa savurdu. Cebimdeki telefon çalarken hemen telefonu elime alıp açacakken kollarımı tutup telefonu elimden aldı.
Telefonu yere atmasıyla gözlerimi büyütüp ona baktım. "Artık uslu dursan mı eşim?". Kaşlarım çatılmıştı. Eşim mi? "Ne saçmalıyorsun, deli? İM-", eli ağzımı bulurken kafamı oynatıyordum.
Elimle elini çekmeye çalışsamda başarısızdım. "Uslu dur. O sesini de kes. Ve çırpınmaktan vazgeç. Hiçbir işe yaramıyor. Bana deli demeyi de kesmen gerek. Benim de senin ki gibi adım var Çisil'im. Adım Kayra Korku. İsmimle seslenmesende olur. Kocacım demen yeterli. Elimi çekiyorum. Hala daha yardım istersen olacaklardan ben sorumlu değilim", diyerek elini ağzımdan çekti. Üstümde oturması beni zorlaştırıyordu.
Ellerimle itmeye çalıştım. "Bak ismin zerre umurumda değil. Evimden defol, üstümden de in", diyerek kurtulmaya çalıştım. "Aaaaa böyle demen beni üzüyor", diyerek dudağını büktü. "Senin gibi deliyle işim olmaz. İlk önce arkanda ki kutuyla dolaşmayı bırak ve beni de bırak. Yoruldum be", diyerek dil dökerken üzerimden kalktı. Ayağa kalkıp tam karşımda durdu.
Kutuyu ucundan tutup yavaşça çıkarmasıyla ağzım açık ona baktım.
Kanatları mı vardı? Nasıl? İnsan değil miydi? Simsiyah kanatları vardı? Melek miydi? Evet ama melekler görünmezdi. "Nesin sen?", dedim. Sesim titremişti. "Ben bir meleğim", dedi. Zihnim benle dalga geçiyordu. Evet, evet kesinlikle!
Şaşkınlıkla büyük kanatlarına baktım. Evden hemen çıkmam gerekiyordu. Aklıma gelen fikirle kapıya aniden uzun uzun bakmaya başladım. Gözlerini benden çekip kapıya dönmesiyle telefona doğru koşup telefonu elime aldım. Hemen odama koştum. Koştum derken koşamadım. Beni kucağına almasıyla çırpınma işlemine yine devam ettim.
"Çırpınmaya devam et", alayla konuşması sinirlerimi bozarken kapının çalmasıyla annem olduğunu anladım. Bu saatte gelecek başka kimse yoktu. Beni kucağından indirip eliyle ağzımı kapatmıştı.
Kapı çalmaya devam ederken sesim çıkmıyordu. Göğsünden itmeye çalışırken annemin sesini duydum. "Çisil!", diye bağırıyordu. Kayra elimdeki telefona bakıp aldı. Tek eliyle kapatıp koltuğun üstüne attı. Kapıda duran anahtarın yere düşmesi ile "Ha siktir", diyerek beni yukarı sürükledi. Lavoboya geçip kapıyı kilitledi. Anneme ulaşmak istiyordum.
Annemin ayak sesleri yaklaşırken tuvaletin ışığıyla kapıyı tıkladı. "Çisil?", derken kulağıma fısıldadı. "Banyo yapıyorum de. Yanlış yaparsan bitersin", demesiyle elini ağzımdan çekip duşa kabini açıp suyu açtı. "B-banyo ya-yapıyorum", diyerek sesimin titremesine engel olamadım. "Tamam kızım salonda oturuyorum, aşağıdayım". Ayak sesleri uzaklaşırken benden uzak olmasını fırsat bilerek hemen kapıyı açtım.
Aşağıya merdivenlerden koşarak indim. Annem ayağa kalkıp "Noldu kızım?", dedi. "Banyo yapmaktan vazgeçtim", dedim. Değişik canavardan kurtulmuştum.
Odama geçtikten sonra açık olan odamın camından çıktığını anladım. Pencereyi kapatırken pencere de belirmesi bir oldu. Geri çekilip ona bakarken o da bana sinirli bir şekilde bakıyordu.