İçeriğe geç

Beni Hatırladın Mı?

Bölüm 2 · 9 dk okuma

Beni Hatırladın Mı?

Bölüm 2

2.BÖLÜM

Alarmımın sesiyle uyanmıştım. Sabahları genelde alarmı duyup erkenden kalkabilmem her sabah staj okul derken alıştığım içindi. Alarm olmasa elimi bile kıpırdatmazdım.

Neyse diyerek hızlıca yataktan kalktım ve lavaboya ilerledim. İlk günüm olduğu için geç kalmak istemiyordum. Hızlıca işlerimi halledip lavabodan çıktım ve odama yöneldim.

Yatağımı topladım ve dolabımın önüne geçtim, sanırım tüm kızlar olarak kıyafet en zor işti. hemen dolabımdan koyu mavi kısa eteğimi aldım. Üzerineyse siyah alttan çıtçıtlı atlet şeklinde olan bodymi giydim. Bence güzel olmuştu, altınada uzun siyah botlarımı çektimmi tamamdı.

Hızlıca makyaj masama oturdum ve yüzüme belli olsada sade olan bir makyaj yaptım. Saçlarımı düzleştirdim ve annemin yanına aşağıya indim.

"Kızım hadi çıkmadan iki birşey at ağzına aç aç gitme işe." anneme minnetle gülümsedim. Ve birşey demeden masaya oturdum.

Yemeğimi yedikten sonra deri ceketimle siyah çantamı aldım ve çıktım. Arabama geçip hızlıca şirkete sürdüm. bakalım bugün neler olucaktı.

Tabii, aynı anlatım tarzını koruyup biraz daha doğal ve yavaş ilerleteyim. Emir'le hemen romantik bir şey başlatmayalım; önce iş ortamını ve aralarındaki ilk karşılaşmaları oturtalım.

Şirkete vardığımda arabayı otoparka bırakıp birkaç saniye olduğum yerde oturdum. Ellerimi direksiyonun üzerinde birleştirip derin bir nefes aldım.

İlk iş günü.

Nedense üniversitedeki ilk günümdan daha çok heyecanlanıyordum. Belki artık bunun bir staj olmamasındandı. Burada yapacağım en ufak hata bile benim sorumluluğumdaydı.

— Tamam Defne, sakin ol.

Kendi kendime söylendikten sonra çantamı alıp arabadan indim.

Şirketin girişine doğru yürürken topuklu botlarımın sesi bile bana fazla ciddi geliyordu. Cam kapıdan içeri girdiğimde resepsiyondaki kadın beni görünce gülümsedi.

— Günaydın.

— Günaydın.

— Defne Hanım değil mi?

— Evet.

— Selin Hanım sizi bekliyor. Beşinci kata çıkmanız gerekiyor.

— Tamam, teşekkür ederim.

Asansöre doğru ilerledim.

Beşinci kata çıktığımda kapılar açıldı. Dün geldiğimden daha farklı görünüyordu burası. Dün sadece görüşmeye gelen biriydim. Bugün ise gerçekten bu şirketin çalışanlarından biriydim.

En azından deneme süresi boyunca.

Koridorda yürürken dün görüştüğüm odayı bulmaya çalıştım. Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.

— Defne?

Arkamı döndüm.

Selin Hanım elinde birkaç dosyayla bana doğru geliyordu.

— Günaydın Selin Hanım.

— Günaydın.

Bana birkaç saniye baktı.

— Beklediğimden erken gelmişsin.

— Geç kalmaktan korktum.

— Güzel. Burada bunu alışkanlık haline getir. Gülümsedim.

— Denerim.

Selin Hanım elindeki dosyalardan birini bana uzattı.

— Önce şirketi biraz tanıyacaksın. Sonra çalışacağın ekiple tanıştıracağım.

Dosyayı aldım.

— Tamamdır.

Birlikte koridorda yürümeye başladık.

Birkaç kişi yanımızdan geçerken Selin Hanım onlara kısa kısa selam veriyordu. Ben ise etrafı incelemeye çalışıyordum.

Duvarlarda şirketin yaptığı bazı projelerin fotoğrafları vardı. Bazılarının yanında ödüller, bazılarının yanında ise büyük müşterilerin isimleri yazıyordu.

Burası düşündüğümden daha büyük bir yerdi.

— Bayağı büyükmüş.

Farkında olmadan yüksek sesle söylemişim.

Selin Hanım bana baktı.

— Alışırsın.

— Umarım.

— Alışırsın dedim. Gülümsedim.

Tam bir şey söyleyecektim ki koridorun diğer ucunda birkaç kişi belirdi.

Aralarında dün gördüğüm adam da vardı.

Emir Bey.

Onu görünce istemsizce duraksadım.

Selin bunu fark etmiş olacak ki:

— Emir Bey.

Emir Bey bize doğru bakıp başıyla selam verdi.

— Günaydın.

— Günaydın.

Selin Hanım bana döndü.

— Dün tanışmıştınız.

Başımı salladım.

— Evet.

Emir Bey'in bakışları birkaç saniyeliğine üzerimde kaldı.

Dün de aynı şekilde bakmıştı.

Sanki bir şeyi hatırlamaya çalışıyormuş gibi.

Ama sonra bakışlarını çekip yanımızdan geçti.

Ben arkasından bakmadım.

En azından bakmamaya çalıştım.

Selin Hanım yürümeye devam etti.

— Çok konuşmaz.

— Fark ettim.

— İş dışında da pek konuşmaz.

— Anladım.

— Alışırsın.

Neden herkes bana sürekli “alışırsın” diyordu?

---

Beni çalışacağım ekiple tanıştırdıktan sonra masamı gösterdiler.

Masamın üzerinde bilgisayar, birkaç dosya ve küçük bir not defteri vardı.

Çantamı sandalyenin arkasına astım.

— Burası senin.

Selin Hanım söylemişti.

— Teşekkür ederim.

— İlk birkaç gün seni biraz gözlemleyeceğiz.

— Tamam.

— Bir şey anlamazsan sor.

— Sorabilir miyim gerçekten?

Selin kaşlarını kaldırdı.

— Neden soramayasın?

— Bazen insanlar yeni çalışanların çok soru sormasını sevmez.

— Ben severim.

— Güzel.

— Çünkü soru sormayan insan ya her şeyi biliyordur ya da hiçbir şey anlamıyordur.

Güldüm.

— Umarım ikinci grupta değilimdir.

Selin Hanım ilk defa gerçekten güldü.

— Onu birkaç güne anlarız.

Sonra yanımdan ayrıldı.

Ben de sandalyeme oturdum.

Bilgisayarın açılmasını beklerken ellerimi masanın üzerinde gezdirdim.

Gerçekten başlamıştım.

Artık öğrencilik bitmişti.

Bu düşünce biraz korkutucu olsa da garip bir şekilde hoşuma gidiyordu.

Tam bilgisayar açılmıştı ki masama bir dosya bırakıldı.

Başımı kaldırdım.

Selin Hanım.

— Bunları incele.

— Hepsini mi?

— Hepsini.

Dosyaya baktım.

— Ne kadar sürem var?

— Öğle yemeğine kadar.

Gözlerim büyüdü.

— Şaka yapıyorsunuz.

— Hayır.

— Tamam.

Selin gülümseyip uzaklaştı.

Dosyayı önüme çektim.

İlk sayfayı açtım.

Ve çalışmaya başladım.

---

Öğleye doğru artık gözlerim bilgisayar ekranına yapışmış gibiydi.

Sandalyemde geriye yaslandım.

— Bitti.

Yanımdaki çalışan bana baktı.

— İlk gün için hızlısın.

— Hızlı değilim, gözlerim ağrıyor.

Gülmeye başladı.

Ben de güldüm.

Tam o sırada ofisin kapısının önünden Emir Bey geçti.

Bu sefer durdu.

İçeridekilerden birine bir şey söyledi.

Sonra gözleri benim masama kaydı.

Elimdeki dosyayı gördü.

— Bunları bitirdin mi?

Başımı kaldırdım.

— Evet.

— Hepsini?

— Evet.

Dosyayı elimden aldı.

Birkaç sayfasını inceledi.

— Güzel.

Sadece bunu söyledi. Sonra geri uzattı.

— Devam et.

— Tamam.

Gitti.

Arkasından bakarken kaşlarımı çattım.

Bu adamın iki kelimeden fazla konuştuğunu görebilecek miydim acaba?

Sonra önüme döndüm.

Dosyayı tekrar açtım.

Ama birkaç saniye sonra nedenini bilmediğim bir şekilde Emir'in yüzü aklıma geldi.

Tanıdık değildi.

Kesinlikle değildi.

Yine de...

Sanki bir yerden görmüş gibiydim.

Başımı iki yana salladım.

— Saçmalama Defne.

Ve çalışmaya devam ettim.

Bir süre daha dosyanın başında oturdum.

Emir Bey'in az önce söyledikleri aklımda dönüp duruyordu.

*Güzel.*

Sadece tek kelime söylemişti ama nedense gereğinden fazla düşünüyordum.

Belki de ilk günüm olduğu için her şeyi fazla ciddiye alıyordum.

Bilgisayarımdaki dosyaya tekrar döndüm.

Öğle yemeği saatine kadar birkaç iş daha hallettim. Aslında düşündüğüm kadar zor değildi. Daha doğrusu, zor olmasına rağmen bir şekilde yetiştiriyordum.

Saatime baktığımda öğlen olduğunu fark ettim.

Sandalyemden kalkıp biraz gerindim.

Tam o sırada Selin Hanım masamın yanına geldi.

— Yoruldun mu?

— Biraz.

— İlk gün için normal.

— Bence ilk günün ilk saatinde yorulmam gerekiyordu.

Selin Hanım güldü.

— Daha dur. Öğleden sonra ne olduğunu görürsün.

— Korkutuyorsunuz beni.

— Korkutmak değil, hazırlamak.

Bilgisayarı kapattım.

— Yemek nerede yeniyor?

— Aşağıda yemekhanemiz var. Gel, göstereyim.

Onu takip ettim.

Asansöre binerken birkaç çalışan daha yanımıza geldi. Herkes Selin Hanım'a selam veriyor, o da kısa kısa karşılık veriyordu.

Asansörden indiğimizde büyükçe bir yemek alanına çıktık.

— Burada istediğini alabilirsin.

— Güzelmiş.

— Şirketin en güzel tarafı yemek.

— Gerçekten mi?

— Bence.

Gülerek sıraya girdik.

Ben yemek seçmeye çalışırken Selin Hanım telefonuna baktı.

Bir anda yüzündeki ifade değişti.

— Emir Bey gelmiş.

— Buraya mı?

— Evet.

Başımı istemsizce kaldırdım.

— O da burada mı yemek yiyor?

Selin Hanım bana baktı.

— Bazen.

Sonra biraz kenara çekildi.

Birkaç dakika sonra Emir Bey'i gördüm.

Yanında iki kişi vardı.

Elinde telefonu vardı ama yürürken etrafındaki insanlara da dikkat ediyordu.

Bizi görünce Selin Hanım'a doğru geldi.

— Selin Hanım.

— Emir Bey.

Başımı hafifçe eğdim.

— Merhaba Emir Bey.

Emir Bey bana baktı.

— Merhaba.

Sonra Selin Hanım'a döndü.

— Yeni çalışanların durumu nasıl?

— Şimdilik iyi.

— Şimdilik mi?

Selin Hanım gülümsedi.

— İlk günleri.

Emir Bey'in bakışları tekrar bana döndü.

— Alışabildiniz mi?

— Evet.

— Emin misiniz?

— Şimdilik.

Selin Hanım güldü.

Emir Bey'in dudaklarının kenarı da çok hafif kıvrıldı.

— Güzel.

Sonra yanımızdan ayrıldı.

Ben birkaç saniye arkasından baktım.

Selin Hanım bunu fark etmiş olacak ki:

— Ne oldu?

— Hiç.

— Bir şey soracaktın sanki.

— Yok, sadece...

Cümlemi tamamlamadım.

— Sadece?

— Emir Bey biraz ciddi biri.

Selin Hanım omuz silkti.

— İş konusunda öyledir.

— Her zaman mı?

— Çoğunlukla.

Yemeklerimizi alıp masaya geçtik.

Bir süre işle ilgili konuştuk.

Selin Hanım bana şirketin nasıl çalıştığını, kimden ne konuda yardım isteyebileceğimi anlattı.

Sonra konu birden kişisel bir yere geldi.

— Ailen burada mı?

— Evet.

— Tek mi yaşıyorsun?

— Hayır, annemle.

Selin Hanım başını salladı.

— Baban?

Elimdeki çatal bir an havada kaldı.

Soruyu kötü niyetle sormadığını biliyordum.

— Babam birkaç yıl önce vefat etti.

Selin Hanım'ın yüzündeki ifade hemen değişti.

— Özür dilerim. Bilseydim sormazdım.

— Sorun değil.

Kısa bir sessizlik oldu.

Ben de konuyu değiştirmek için:

— Sizin aileniz nerede?

diye sordum.

Selin Hanım anlatmaya başladı.

Bir süre sonra ikimiz de normal bir şekilde konuşmaya devam ettik.

İlk başta düşündüğüm kadar soğuk biri olmadığını fark ettim.

Hatta oldukça iyi anlaşıyorduk.

---

Öğleden sonra masama döndüğümde önümde yeni bir dosya vardı.

Dosyanın üzerinde büyük harflerle:

**EMİR BEY — ÖZEL**

yazıyordu.

Dosyaya dokunmadan önce birkaç saniye bekledim.

Sonra Selin Hanım'ın yanına gittim.

Kapısını çaldım.

— Gir.

Kapıyı açtım.

— Selin Hanım, bu dosya...

Dosyayı gösterdim.

— Evet?

— Ne yapmam gerekiyor?

Selin Hanım dosyaya baktı.

— Emir Bey'in odasına bırakacaksın.

— Ben mi?

— Evet.

— Tamam.

Dosyayı aldım.

Odadan çıktım.

Emir Bey'in odasının bulunduğu kata çıktığımda koridor diğer katlardan çok daha sessizdi.

Kapısının önünde sekreter yoktu.

Bir an durdum.

Kapıyı çaldım.

İçeriden:

— Girin.

Sesini duyunca kapıyı açtım.

— Emir Bey?

Masasından başını kaldırdı.

— Evet?

— Selin Hanım bu dosyayı size bırakmamı söyledi.

Dosyayı masasına bıraktım.

— Teşekkür ederim.

— Rica ederim.

Tam çıkacaktım ki:

— Defne Hanım.

Döndüm.

— Efendim?

Emir Bey dosyayı açmıştı.

— Bu sabah hazırladığınız raporu siz mi düzenlediniz?

— Evet.

— Bazı yerlerini değiştirmişsiniz.

Kalbim bir an hızlandı.

— Yanlış mı olmuş?

— Hayır.

Başını kaldırdı.

— Daha iyi olmuş.

Ne diyeceğimi bilemedim.

— Teşekkür ederim.

Başımı eğip çıkmak üzere döndüm.

Tam kapıya geldiğimde Emir Bey tekrar konuştu.

— Bir şey daha.

Döndüm.

— Efendim?

Bir süre yüzüme baktı.

Bu kez bakışında garip bir şey vardı.

Sanki bir şey söylemek istiyor ama söylemiyordu.

Sonra:

— Yarın dokuzda burada olun.

— Tabii Emir Bey.

Kapıyı kapatıp çıktım.

Koridorda yürürken istemsizce gülümsedim.

İlk günüm beklediğimden iyi gidiyordu.

Ama Emir Bey'in bana bakışını hâlâ çözebilmiş değildim.

Sanki beni tanımaya çalışıyordu.

Ya da...

Ben öyle sanıyordum.

---

Akşam eve döndüğümde annem salonda oturuyordu.

Çantamı koltuğa bıraktım.

— Geldim.

— Nasıl geçti?

Ayakkabılarımı çıkarırken gülümsedim.

— Güzel.

— İşe alışabildin mi?

— Daha ilk gün.

— Patronun nasıl?

Bir an düşündüm.

— Emir Bey mi?

— Evet.

— Fazla ciddi.

Annem gülümsedi.

— İşini iyi yapıyor mu bari?

— Sanırım.

Montumu çıkarırken odama doğru yürüdüm.

— Ama Selin Hanım iyi.

Annem şaşırdı.

— Selin Hanım?

— Evet. Bana karşı başta biraz mesafeliydi ama sonra iyi anlaştık.

Annem başını salladı.

— Sevindim.

Odamın kapısını kapattım.

Çantamı yere bıraktım.

Yatağa uzandım.

Gözlerimi kapattığımda gün boyunca yaşadıklarım tekrar aklımdan geçti.

İlk gün.

Yeni iş.

Selin Hanım.

Emir Bey.

Ve nedense Emir Bey'in yüzündeki o tuhaf bakış.

Gözlerimi açtım.

Tavana baktım.

Sonra kendi kendime güldüm.

— Ne kadar saçma.

Çünkü hayatımda ilk kez gördüğüm bir adamın neden bana öyle baktığını düşünüyordum..

Veee 2. bölümümüzdeee bittiiii

ne düşünüyorsunuuuz?

sizleri kocaman öpüyoruuum

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.