İçeriğe geç

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 5

🕚Hak Ettim Bunu🕚

"Ben Kang Mi Roo(Mi Ru). Ülkenin tek Askerî ve Elektronik Sanayii Şirketi olan AES'in sahibi,gelecekteki başkanıyım."

Birazcık(!) ego kasmış olabilirim,evet. Kabul ediyorum. Ama o çocuk bunu duymayı hak etti!

Sadece o değil,etrafımda dizilen herkesin ağzı bir karış açılmıştı. Ama şu an tek odak noktam Felix'ti. Onun yüzünün şekilden şekile girdiği hâlleri izlemek şu an bana acayip bir zevk veriyordu.

O esnada gözüm masanın üzerinde bulunan saate çarptı. Saat 22:31'di. Saati görünce gözlerim irileşti. Elim yine hızla çantamın içinde bulunan telefonuma gitti.

Ah,olamaz!

Min Jung beni 12 defa aramış. Çok endişelenmiş olmalı.

Hemen ona geri dönüş yaptım ve telefonu kulağıma götürdüm. Telefon çalarken Felix bana kimliğimi uzattı. Bir yandan kimliğimi onun elinden alıp bir yandan da telefonu kulağımda tutmaya devam ettim.

Telefon çaldı,çaldı ama açan olmadı.

Uyudu herhâlde.

Ah,yarın beni çok acayip bir fırça bekliyor. Sadece fırça da değil, büyük oranda dayak da yiyebilirim.

Her neyse, telefonumu ve kimliğimi çantama koyup çantayı sırtıma astıktan hemen sonra daha fazla oyalanmamak adına Felix'e baktım.

"Şu an acelem var. Hemen gitmem gerekiyor. Seninle ve saçmalıklarınla daha fazla uğraşamam. Eğer sorun hâllolduysa gidiyorum ben."

Felix başını salladı.

"Ah,evet hâlloldu. Ben... Neyse, tek gitmeyin bu saatte. Ben sizi gideceğiniz yere kadar bırakayım."

Sanki bir an özür dilemek istedi ancak dileyemedi. Benden kaçmaz. Ben anlarım.

Normalde olsa bu teklifi kabul etmezdim. Ama yine ego kasarak söylemeliyim ki;hızlı ve mantıklı düşünen zeki biri olduğum için onun bu teklifini kabul ettim.

"Peki,olur. Hızlı gidebilir miyiz lütfen?"

Başını olumlu anlamda salladı ve kibarca bana yolu gösterdi. Onun gösterdiği yoldan devam ettim. Peşine düştüm.

Şimdi bu saatte taksi bulmam oldukça zor olurdu. Ayrıca ulaşım araçlarına bu saat içinde ne kadar güvenebilirdim ki? Şimdi beni hem bir polis bırakacak hem de arabayla bıraktığı için daha hızlı bir şekilde eve varabileceğim.

🕚

Çok geçmeden araç evimin önünde durdu.

Taktığım emniyet kemerini çıkarırken hemen yanımda, sürücü koltuğunda oturan Felix;

"Ah... Şey..."dedi.

Emniyet kemerini çıkardım ve başımı ona çevirdim. Bir şey söylemek istediği belliydi.

Dudaklarını ısırıyordu. Gözlerini ikide bir gözlerimden kaçırıp duruyordu.

En sonunda ceketinin cebindeki telefonunu çıkardı ve hızla hirkaç şey yaparak bana döndü.

"Ben çok özür dilerim. Gerçekten. Bak, yakalamam gereken kızın resmini istediğimde bana bunu gönderdiler. Peşinde olduğumuz kız Lee Han Soo, işte bu kız."

Telefonun ekranını bana doğru tuttu. Kaşlarımı çattım ve gözlerimi kısarak elindeki telefonu elime aldım.

Evet,cidden bana çok benziyordu. Şaşırdım açıkçası. Bu şaşkınlığı da direkt dilime vurdum.

"Daebak! Cidden tıpkı bana benziyor."

"Evet, bir de istihbarat aldım. O sokak üzerinden Lee Han Soo'nun geçeceğine dair. Sen çıktın karşıma. O sokaktaydın ve üstüne üstlük o kıza çok benziyordun. Gerçekten... Yeniden... Çok özür dilerim."

Aslında şimdi haklıydı da. Kendimi onun yerine koyacak olursam ben de beni tutuklardım. Yani resimdeki kişiyle gerçekten benziyoruz. Aynı sokaktan da geçeceğine dair istihbarat almış. Kızamam ki şimdi.

Bundan dolayı sesim yumuşadı.

Boğazımda bir şey varmış gibi yaparak birkaç kere sahteden öksürdüm. Ardından utanarak ama utandığımı belli etmemeye çalışarak söze girdim.

-Zaten o da utanıyor gibiydi. Sorun olmayacağını düşünüyorum.-

"A... Şey... Böyle bir durumda haklısın tabii. Özrünü kabul ediyorum. Dert etme,sorun değil. Ben de seni ısırdım. Bu yüzden... Ben de şey... Senden özür dilerim."

Isırdığım koluna baktı. Diş izlerim oldukça belirgindi. Bakarken aynı zamanda tebessüm etti ve;

"Hak ettim bunu."dedi.

Tebessümü... Güzeldi. En az o kalın ve eşsiz sesi kadar güzel.

Bu tebessüm beni bile görür görmez tebessüm ettirdi.

"Bıraktığın için teşekkür ederim. Gitsem iyi olacak. Kuzenim evde yalnız. Beni çok merak etmiştir."

"Peki,iyi geceler."

"Sana da. Kendine iyi bak."

"Sen de... Kendine iyi bak."

İkimiz de bu tebessümlerle birbirimize bakmaya devam ettik. Tebessümler eşliğinde elimi kapıya atarak açtım ve arabadan indim.

Bölüm sonu

3 yorum