İçeriğe geç

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 26 · 2 dk okuma

Beni Bırakma // FanFiction

Bölüm 26

🕚Beni Bırakma🕚

Kendimi odadan dışarı atıp koşmaya devam ettim. Bu esnada kapı zili çaldı.

Felix...

Felix miydi bu gelen?

İçimde yeşermeye başlayan ümitle beraber koşmaya devam ettim. Aynı zamanda bağırarak ortalığı ayağa kaldırdım.

"Yardım edin! Yardım edin lütfen! İmdaaat! Yardım edin!"

1.katın koridorunda koşuyor olmama rağmen alt katı görebiliyor ve işitebiliyordum. Alt kattaki korumaların seslerini işittim.

"Neler oluyor?"

"Ne mi oluyor?! Sormak yerine baksana!"

"Kız yardım istiyor! Koşun!"

Tam merdivenlerden inmek için adım attığım esnada arkamdaki psikopat beni kolumdan yakaladı. Kendisine çevirdi.

Korku içerisinde çığlık attım. Elini ağzıma kapatıp beni kendisine doğru, o odaya doğru çekmeye çalıştı.

Direndim.

Onun beni götürememesi için oldukça güç de olsa direndim.

"Bırak! Bırak beni pislik! Dokunma bana,bıraaak!"

Yüzünü görüyordum. Daha önce hiç görmediğim, yabancı bir yüzdü bu yüz. Ama şu an bunu düşünemezdim.

Kollarımı onun elleri arasından tüm gücümü kullanarak sert bir şekilde çektim. Başarılı da oldum ancak kollarımı kendime doğru çektiğim ve o da bir anda bıraktığı için dengemi sağlayamadım.

Merdivenin ucundaydım. Sırtım da merdivene dönüktü.

Dengemi sağlayamayınca ters bir şekilde merdivenlerden yuvarlanmaya başladım.

Düşmeden önce yine oldukça yüksek bir çığlık atmıştım.

Evin bitmek bilmeyen merdivenlerinden yuvarlanırken, oracıkta ölüp gebereceğimi zannettim. Çünkü canım çok fazla yanıyordu.

Ama iyi olan ve beni bu hâldeyken bile mutlu eden neydi biliyor musunuz?

Felix'in muazzam sesi.

"Mi Roooo! Mi Roooo! Kang Mi Roo!"

Sesi titriyordu. Çok büyük ihtimalle ağlıyordu.

Yuvarlanma işlemi bir son bulup sabit bir yerde durdum. Hareketsiz bir şekilde yerde uzanmaya devam ettim.

Gözlerim açıktı.

Başıma biriken ve yukarı çıkan korumaları görebiliyordum.

Konuşamıyor, sesimi çıkaramıyor, hareket edemiyordum.

Sonunda Felix'in yüzünü görebildim. Hızla başıma çöktü. Yüzü çok endişeliydi ve gerçekten de ağlıyordu. Gözlerinin içi kan çanağına dönmüştü.

Şu andan itibaren korkmuyordum. Çünkü o hemen yanıbaşımdaydı.

Canımın acımasına rağmen Felix'in gözlerinin içine bakıp tebessüm ettim.

Felix bir yerime zarar vermekten korkuyordu. Elleri havada sürekli bana uzanıyordu ancak son anda dokunmaktan vazgeçiyordu.

Ona tebessüm etmeye devam ettim. Konuşabilmek için kendimi zorladım.

Ben güçlüyüm. Evet, sen güçlüsün Mi Roo. Bunu da yapabilirsin.

Kendime içten içe vermiş olduğum motiveyle birlikte ağzımı araladım. Yutkundum. Bir iki ufak damla kadar da olsa biriken tükürüğüm yutağımı âdeta yırtarak aşağı doğru indi.

"Ge-ge-geldin."diyebildim büyük bir heyecanla. Gerçekten mutluydum. Yüzüm bulunduğum hâle zıt olarak gülüyordu.

Felix de acı bir tebessüm etti. Ağlamaya devam ederken bana bakıp söze girdi.

"Geldim. Geldim Mi Roo. Buradayım."

Sağ elimi havaya kaldırdım. Daha önce vücudumu hiç bu kadar ağırlaşmış hissetmemiştim. Kolum bana çok ağır geliyordu.

Havaya kaldırmış olduğum elimi Felix'in yanağına yerleştirdim. Felix, yanağını hafifçe elime yatırdı. Gözlerini yumdu. Yanağıyla omzu arasına elimi alarak, elimin düşmemesi için âdeta destek oldu.

Gözlerini yummasıyla o gözlerde biriken gözyaşları boncuk gibi gözlerinden firar edip yanaklarında süzüldü.

"Be-be-beni bı-bırakma Felix."

Sözlerimden sonra yummuş olduğu gözlerini açtı.

"Asla bırakmam. Bundan sonra seni yemin ediyorum, asla bırakmayacağım Mi Roo! Aslaaaa!"

Ona güvenim zaten sonsuzdu. Beni bırakmayacağını biliyordum. Tüm bunları onun ağzından bir kere daha duyunca yüzümdeki gülümsemem daha çok arttı.

Huzur içinde gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

2 yorum