Biri kapıyı zorluyor.
Bundan eminim.
Hemen yerde sürüne sürüne kapının önünden çekildim. Büyük bir dolap vardı. Dolapla makyaj masasının arasında da bir boşluk.
Ayağa kalkmadan yerde sürüne sürüne o boşluğa girdim.
Çıkmayan sesimi güçlükle çıkarmaya çalıştım. En sonunda başardım. Fısıldayarak,kekeleyerek de olsa kısaca bilgi verebildim.
"Fe-Fe-Felix... Bi-bir-biri kap-ıyı zo-zo-zorlu-yor."
"Çok az kaldı Mi Roo. Çok az kaldı ne olur dayan?"
"Felix..."
"Korkma... Yanındaymışım gibi düşün. Bak,yemin ediyorum çok az kaldı. 2 dakikaya oradayım Mi Roo!"
Kapının kilidi... Tık etti. Ka-kapı açıldı? Ama nasıl? Ama bu nasıl olabilir? Kapıyı kilitledim ben!
Kapının kolu bir kere daha aşağı indi. Sadece korku içerisinde titreyen vücudumla, dehşet içerisinde kulaklarımı dört açmış sesleri dinliyordum. Kapının kolu aşağı indikten sonra bir şeye çarptı.
Kesin açılmıştı ve benim kapının önüne çektiğim komidine çarpmıştı. Kapı zorlandı. Zorlanmaya devam etti.
Büyük ihtimalle o psikopat kapıyla beraber önündeki komidini de itiyordu. Çünkü sürüklenen komidinin sesi duyulmayacak gibi değildi.
Konuşmak istemiyordum. Beni bulabilecek olmasının korkusuyla çıtımı dahi çıkaramıyordum. Bir sürü koruma var,Young Do amcam var ama sesimi çıkaramıyorum. Bu nasıl bir çaresizlik?
Elimi ağzıma kapattım. Durmadan gözlerimden süzülen gözyaşlarım yüzünden sırılsıklam olan yüzüme değdi elim. Güçlükle yutkundum.
"Mi Roo neler oluyor? Neden sustun Mi Roo?! Bana cevap ver! Konuş! Kafayı yiyeceğim Mi Roo lütfen ses ver!..."
Felix ben sustuğum için iyice korkuya bürünmüştü. Bağırıyordu. Oda sessiz olduğu için sesi duyuluyordu. Bu yüzden bir yerden sonra çağrının sesini tamamen kıstım. Telefonun sesini de kısarak sessize aldım.
Çağrı hâlâ devam ediyordu. Ekrandaki 'kahramanım' yazısını görmek dahi bana güç veriyordu. Telefona sarıldım. Sanki Felix'e sarılırmışçasına...
Bu arada komidinler yeteri kadar sürüklenmiş ve kapı açılmıştı. Odayı küçük bir abajur aydınlatıyordu.
Adım sesleri duydum. Sırtımı duvara iyice yapıştırıp nefesimi dahi tuttum.
Abajurun aydınlattığı loş ortamda bir gölge görüyordum. Etrafa bakınıyordu. O gölgeye irileşen gözlerimle bakmayı sürdürdüm.
Biraz daha ilerledi. Şimdi gölgeyi değil,bizzat kendisini görüyordum. Sırtı bana dönüktü. Yüzünü göremesem de onun bu kadar yakınımda olması...
İlerledi ve odanın içinde olan banyonun kapısını açtı. İçeriye göz attı. Kimsenin olmadığını görünce yeniden odaya göz gezdirdi. En köşede olan pencereye doğru adımladı.
Bana şu an oldukça uzaktı ve kapı da açıktı. Yapabilirdim.
Tek yapmam gereken buradan hızla fırlamak ve odadan çıktığım gibi ortalığı ayağa kaldırmak. Bir sürü koruma var. Psikopat bu odada beni aradığına göre diğerlerine güvenebilirdim. Onlar beni korurdu.
İçeride pencereye doğru adımlayan o psikopat boydan olan güzel ve şık perdeyi bir anda çekerek arkasına baktı.
Perde arkasında olmadığımı görünce, perdenin diğer köşedeki ucuna yöneldi. Büyük ihtimalle o tarafın arkasına da bakacaktı.
Telefonuma sarıldım. Sağ elimle telefonumu sıkıca tutarken ona odaklanmaya devam ettim.
Benden iyice uzak olduğu vakit, tam diğer köşedeki perdeyi hızlıca çekmişti ki saklanmış olduğum aradan çıktım.
İçimdeki korkuyu geri plana atmayı beceremedim belki ama var gücümle koşabildim.
Sesimi duyunca o psikopat da arkasına döndü. Adım seslerinden peşime düştüğünü anladım.
