Birini tutup yerde sürüklemeye başladım. O kadar ağırdı ki, milim milim hareket ettirebiliyordum. Sürüklerken çıkan ses de cabası tabii.
Tüm gücümü kullanarak oldukça güç bir şekilde komidini kapının önüne çektim.
Acıyan ellerimi havada salladım.
Daha sonra yine koşarak diğer komidini aynı şekilde yerde sürüklemeye başladım. Onu da oldukça zor bir şekilde kapının önüne çektim.
Telefonu açtım.
O psikopatın bana atmış olduğu mesajların ekran görüntüsünü alıp Felix'e gönderdim. Görmesini umut ederek okuyabilmesi için bir müddet bekledim. Onu arayıp konuşacaktım.
Lâkin benden önce o beni aradı. Mesajları okumuş olmalıydı.
Hızla çağrıyı yanıtladım. Korkumdan dolayı titreyen sesimle hızla söze girdim.
"Felix! Felix gördün mü buradaymış?! Çok yakınımdaymış! Ben ne yapacağım Felix?! Ben ne yapacağım?!"
Dolan gözlerimdeki yaşlar bir bir dökülmeye başladı. Konuşurken nefesim tükeniyormuş gibi derin nefesler alıyordum. Ama aldığım nefesi geri veremiyordum sanki. Boğulacakmış gibiydim.
"Mi Roo sakin ol! Ben hemen geliyorum tamam mı?! Biz hemen geliyoruz! O şerefsizin yüzünü bilmiyoruz! Hiç kimseye güvenme,hiç kimseye! Her neredeysen kendine güvenli bir ortam oluştur! Saklan Mi Roo, beni bekle! Biz geliyoruz, yoldayız bile! Yarım saat. Sadece yarım saat dişini sık lütfen."
Yine derin bir nefes aldım. Aldığım nefesi geri veremedim. Boğazımda canımı çok acıtan ve nefes almamı dahi engelleyen çok büyük, kocaman bir düğüm vardı.
Konuşamadım o düğüm yüzünden. Yutkunamadım. Yutkunup gönderemedim. Bir tamam bile diyemedim. Ağlamaya devam ettim. Dizlerimin üzerine çöktüm.
Karşı taraftan gelen Felix'in sesinin de çatallaştığını işittim.
"Mi Roo beni duyuyor musun? Tamam,anlıyorum seni. Korkuyorsun biliyorum. Şu an yaşadığın ve hissettiğin her şeyi anlayabiliyorum. Ama sakin olman gerek. Kafanı başka şeylere ver. Bunu yapabilirsin, değil mi?"
Ben ona yine cevap veremeyince Felix konuşmaya devam etti.
"Tamam, sen o telefonu sakın kapatma. Bu bana yeter. Tamam mı? Sadece beni dinle. Bak... Yoldayım, geliyorum. Az sonra yanında olacağım. Seni kollarımın arasına sıkıca saracak ve bir daha hiç bırakmayacağım. Birlikte emniyete döneceğiz. Hatta... Hatta bundan sonra benimle beraber kalırsın belki ha? Benim evimde,benimle beraber kalırsın. Evden çıktığımda benimle gelir, kuyruk gibi peşimde olursun. Beraber eve döneriz. Yalnızlığımızı gideririz. Birlikte çok mutlu oluruz. Biz çok mutlu olacağız Mi Roo. O psikopat yakalanacak ve cezasını çekecek. Sana kimse musallat olamayacak. Ben yanında olduğum müddetçe... Kimse senin kılına dahi zarar veremeyecek. Çok mutlu olacağız. Gerçekten... Güven bana."
Anlatmış olduğu şeyler gerçekten kafamı biraz daha rahatlatmış ve beni biraz daha sakinleştirmişti.
Akan burnumu saniyede bir çekmekle meşguldüm. Bunun haricinde yine sürekli iç çekip duruyordum. İçli içli ağlıyordum.
Bir anda odanın kapı kolu aşağı indi.
Çıkan sesle beraber çökmüş olduğum yerden arkama döndüm. Kapıya baktım. Bir kere daha kapı kolu aşağı indi. Sonra üst üste birkaç defa daha...
Biri kapıyı zorluyor.


