"Nereden belli evime giren kişinin o psikopat olduğu? Bel-belki o değildir. Belki başka biridir ve başka bir sebeple girmiştir!"
Buna inanmak istiyordum. Böyle olduğuna inanmak istiyordum. Ama Felix'in verdiği cevap korkumun iyice katlanmasına neden oldu.
"Tıpkı o psikopat gibi giyinmişti Mi Roo. Oydu,bundan eminim. Onunla ilk defa karşılaşmıyorum."
Bir anda elinin birini elimden çekti ve yüzüme attı. Başparmağıyla yanağımda hafif hafif gelgitler yaparken dolan gözlerinden damlayan gözyaşları yanaklarında yol aldı.
O... Ağlıyordu.
Avucunun sıcaklığı önce yanağıma, sonra tüm vücuduma yayıldı. Bana biraz daha yaklaşarak alnını alnıma yasladı.
Onun bu hareketlerine hiçbir mana veremiyordum. Ama kendimi daha güvende hissediyordum.
Sanırım kalbim... Bu sefer korkudan değil,Felix'ten dolayı atışını hızlandırdı.
Alnı alnıma dayalı,eli de yanağımdaydı. Bu kadar yakınlık yetmezmiş gibi bir de yüzüme fısıldadı. Yüzüme çarpan nefesi kalbimin hızını daha da artırırken karnımda bir şeylerin hareketlenmesine yol açtı.
"Seni asla bırakmayacağım Mi Roo. Söz veriyorum. Güven bana. Sakın korkma. O psikopat sana zarar veremeyecek. Seni de... Benden alamayacak. Söz veriyorum."
Kapalı konuşuyordu. Yine de ben bir şeyler olduğunu anlayabiliyordum.
Pozisyonumu hiç bozmadan aynı şekilde ben de Felix'e kıstığım sesimle sordum.
"Seni de benden alamayacak derken ne kastetmek istiyorsun? O psikopat senden birini mi aldı?"
Dudakları titriyordu. Gözlerinden akmaya başlayan gözyaşları daha da hızlandı.
"Aldı,Mi Roo."
Alnımı alnından çektim ve dehşetle,irileştirdiğim gözlerimle onun yüzüne baktım.
O da bana bakmaya devam etti. Acı bir şekilde,iç çeke çeke cevap verdi.
"A-a-abla-mı benden aldı. Az önce anlattığım hikâye... Hastanedeki kız... O psikopattan kaçmayı başarabilen kız... O benim ablamdı Mi Roo."
Boğuluyormuş gibi boğazını tuttu. Yutkundu.
"Son hedefi benim ablamdı. Onu kaçırdı. Ne hâlde olduğunu bilmiyordum. Ne çekti bilmiyordum. Çok canı yanıyor mu bilmiyordum. Hiç... Hiçbir şey bilmiyordum. Yaşadığı için sevinemiyordum. Ve onun için... Onun için ne diliyordum biliyor musun?"
Cevap verecek hâlde değildim. Ben veremedim ancak o kendi sorduğu soruya kendisi cevap verdi.
"Ölmesini."
Verdiği cevapla gözlerimi yumdum. Ağlamamak için kendimi zor tuttum.
O ise anlatmaya devam ediyordu. Daha kötü olmasın diye,bu sefer ben de destek olabilmek adına gözlerimi açtım ve ona bakmaya devam ederek sadece dinledim.
"Ölürse rahata kavuşurdu ancak. Ölmediği,yaşadığı her gün o psikopatın elinden neler çekiyor bilmiyordum! Bir öz kardeş olarak sadece ölmesini istiyordum! Bunun... Ne kadar ağır olduğunu biliyor musun?"
Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Artık ben de ağlıyordum. Ama kendi derdimi tamamen unutmuştum ve sadece Felix'e,onun anlattıklarına ağlıyordum.
Bana içini döküyordu. Bu yüzden araya girmeden yine onu sessizce dinlemeye devam ettim.
"Ablam hastaneye getirildiği zaman herkes onu ölü biliyordu. Ama bir doktor nefes aldığını fark etti. Onu ameliyata aldı. Mucize gerçekleşti ve ablam hayata tutundu. Uyanması çok uzun bir zamanı buldu. Ben o zamanlar henüz polis akademisinin 3. senesindeydim. Ablamın başına gelen olaylar beni o kadar etkilemişti ki, polis olma isteğim daha da arttı ve o hırsla okudum. Ancak o sene, ablamın yanındayken o, bir anda ortadan kayboldu. Sesini duydum. Koştum hemen. O psikopat onu zorla sürükleyerek götürüyor ve ablam deli gibi çığlık atarak ağlıyordu. Henüz öğrenci olduğum için silahım yoktu. Sadece peşlerinden koştum. Bir süre sonra polisler de fark etti ve benimle birlikte koşmaya başladı. Kaçacak yeri olmadığını anlayınca ablamın boynuna bıçak dayadı. Ablam... Oracıkta, gözlerimin önünde canına kıydı. Ölmeden önce gözlerimin içine dolu dolu bakıp özür dileyişini unutamıyorum. Güzel sesi hâlâ kulaklarımda. Ağlıyor olmasına rağmen, her yerinde morluklar ve kesikler olmasına rağmen yine de güzel olan yüzü gözlerimin önünden gitmiyor. Mi Roo ben... Ben..."
O kadar içli ağlamaya başladı ki bundan sonra konuşamayacağı belliydi.
Hemen onu kendime çektim ve bu sefer sıkıca sarılan kişi ben oldum.
İkimiz de birbirimizin omzuna başlarını yaslamış,sesli sesli ağlıyorduk şimdi.
Felix belimdeki ellerini sıkılaştırdı. Beni sımsıkı sararak yüksek sesle,ağlaması arasından sözlerini yineledi.
"Seni asla bırakmayacağım Mi Roo. Ablam gibi olmana izin vermeyeceğim. Bir kişinin daha o psikopatın eline gitmesine izin vermeyeceğim. Korkma. Korkmayacaksın tamam mı? Çünkü ben yanında olacağım. Seni her şeyden ve herkesten koruyacağım. Seni bırakmayacağım. Bırakmayacağım..."
Ben de ona daha sıkı sarıldım. Ondan başka güvenebileceğim kimsem yoktu ve ben ona,sadece 1 günde tanıdığım bu komisere hiç kimseye güvenmediğim kadar güveniyordum.
Beni bırakmayacağına inanıyorum Felix.
Korkmayacağım.
Yeter ki sen yanımda ol.


