İçeriğe geç

Beni Bırakma

Bölüm 4 · 9 dk okuma

Beni Bırakma

Bölüm 4

4.BÖLÜM

Bölüm şarkısı= sancak:At içine



Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi ;üzgün, yorgun ve kırgınım HAYATA...

İyi okumakar🌟

O kadar yorgun ve bitkin hissediyorum ki kendimi , sanki beynim işlevini unutmuş , bomboş bir boşlukta salanıyor gibiydi.

Bir kaç günde yaşadıklarımı düşündükçe tüylerim diken diken oluyordu . ve benim yaptığım tek şey kabullenmek ,hoş kabullenmekten başka çarem de yok zaten .

Gökçe'nin bana seslenmesiyle düşüncelerimden sıyrılıp ona doğru döndüm.

"Masal iyi misin? sabahtan beri sana sesleniyorum."

İyi miydim? Hiç sanmıyorum peki bundan sonra da iyi olacakmıyım onuda hiç sanmıyorum. Bir kere düşünsenize Hayta sadece birkere gördüğünüz , adını bile bilmediğiniz , en önemliside sevmediğiniz bir adamla evlendiğinizi . Düşüncesi bile garip gelirken ben yaşıyordum.

" Ben yavaş yavaş Hayatımın mahvoluşuna doğru ilerliyordum sonu olmayan bir hayatın Ölmek isterken ölemediğim bir hayatın"

Yavaşca başımı yerden kaldırarak Gökçe'ye baktım. Tek dostuma ilk kez yalan söyledim.

"İyiyim"

İnanmasada hafifçe gülümseyerek .

"Az önce Eren'le konuştum , evleneceğini söylemedim sen söylemek istersin diye ."

Eren ona söylersem delirir dakikasında buraya damlardı. Ama söylemesem bana çok kızardı . off ne yapacağımı bilmiyorum. Hayatım boyunca hayat kurtarmaya yemin eden ben şimdi Erdenet ailesini gebertmek istiyorum.

"Söylememen iyi olmuş bende söylemeyeceğim."

Kaşlarını çatarak

"Elinde sonunda öğrenecek öğrenincede herkesle arasına mesafe koyacak Eren'i biliyorsun."

Biliyorum ama söylersem engel olur bunuda biliyorum herşeyin dahada beter olmasındansa sonradan öğrenip kızması daha iyi

"Biliyorum ama böylesi daha iyi inan bana ."

Kafasını salayıp elbise bakmaya başladı.

Kahvaltıdan sonra Rojgül Hanımın dediği gibi Alışverişe gelmiştik . Gökçe'nin yanından ayrılıp annemi aramaya başladım.

İleride Berfu'yu görünce ona sormak için yanına ilerlemeye başladım.

"Berfu?"

Sesimi duyunca yeni farketiğim telefona birşeyler söyleyip kapatı.

"Efendim canım birşeymi oldu?"

Berfu benden bir yaş büyüktü. Geldiğimden beri benimle çok iyi birşekilde ilgilenmiş ve yardımcı olmuştu.

"Hayır annemi gördünmü diye soracaktım sadece "

Gülümsemesini genişleterek.

"Ah evet telefon geldi mağzadam dışarı çıkmıştı en son"

Ona hafif bir tebessüm yolayarak

"Teşekkür ederim"

Mağzanın kapısından çıktığımda Annem ileride babamla konuşuyordu. Oraya doğru ilerlemeye başladım .

"Anne , baba "

İkiside konuşmayı bırakıp bana döndüler yanlarına gelince durup.

"Senin burda olmanda iyi oldu baba size söylemem gereken birşey var"

Babam endişeyle yüzüme bakıp

"Bir şey mi oldu kızım?"

Kafamı iki yana salayarak , tebessüm ettim babam konu ben olunca çok fazla teredüte düşüyordu ve bunu tek kız olmama bağlıyordu.

"Hayır henüz bir sorun yok ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor"

Önce birbirlerine bakıp kaşlarını çatarak bana döndüler.

"Ay kızım çatlatma insanıda söyle"

Annenin bir anda çıkışmasıyla olduğum yerden bir adım geriledim.

"Of anne ne bağrıyorsun ya ödüm koptu"

"Kızım söylesene artık"

Babamda anneme katılınca derin bir nefes alıp söze başladım.

"Eren"

Dememe kalmadan annemin telefonu çalmaya başladı.

"Eren arıyor"

İyi insan lafının üstüne dedikleri bu olsa gerek.

"Anne sakın birşey söyleme doğal davran"

Annem hızla kafasını salayarak derin nefesler eşliğinde çağrıyı yanıtladı.

Bir süre karşı tarafı dinledikten sonra

"İyiyim oğlum ne olsun işte veranda da kahvemi içiyordum telefon içerde kalmış Burçin getirdi. Sen nasılsın"

Uzun sayılacak bir süre karşı tarafı dinlerken gözünü yumup dudaklarını dişlemeye başladı .

"Yağmur yağıyorsa ne olmuş sanki hem öyle çok yağmıyor hafif hafif atıştırıyor."

...

"Ay oğlun ne olabilir sananda arkandan iş. Çeviriyoruz .

Oğlum kız doktor çalışıyor yorgundur sen takma bunları kafana sağ salim dön yeter."

Bir süre kaşı tarafı dinleyip

"Tamam oğlum dikkat et kendine görüşürüz"

Telefonu kapatıp derin bir nefes verdi .

"Ay Allah'ım ne zor işmiş insanın evladına yalan söylemesi"

Gözümü kapatıp elerimi şakaklarıma bastırdım. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum o kadar doluyum ki har an ağlayabilirim.

Sakin ol Masal sakın sakın burda ağlama . derin bir nefes alarak gözlerimi açtım.

"Bu düğün işi bittene kadar kimse Eren'e birşey söylemesin . baba sen abimlere söyle. ha bide özelikle Yaman abime söyle Duru'ya göz kulak olsun Eren birşeylerden şüpelenmiştir kesin herkesi arar"

Sözlerim bitince beni kafalarıyla onayladılar.

Babamla vedalaşıp tekrar mağzaya girdiğimizde herkesin elinde bir paket vardı.

Annem gülümseyip .

"Masal sana göre çok güzel bir elbise görmüştüm ona bakalım mı?"

Kafamı salayıp annemin peşine takıldım . yanımda bir hareketlilik hissedince o tarafa baktım.

"Eren'e bugün izinli olduğunu hastahanede olmadığını söyledim ararsa pot kırma."

Gülümseyip önüme döndüm . annem iserideki askıdan aldığı elbiseyi bana doğru tutu .

Bordonun biraz açık tonlarında uzun diz kapağımın bir karış yukarısına kadar yırtmacı vardı , incecik ve omuzlarıma düşen kalın askıları olan hoş ve sade bir elbiseydi .

Mağzadan çıkıp diğer mağzaları gezmeye başladık bütün ihtiyaçları aldıktan sonra sürüklenerek iç çamaşırı mağzasına çekildim. Hadi ama bu şartmı .

"Biraz daha kızarırsan domatese döneceksin"

Gökçe'nin gülerek söylediklerine gözlerimi devirip koluna çimdik atım.

Yüzünü buruşturarak annemin yanına koştu.

"Masal kızım hadi istediğini seç kızım "

Rojgül hanıma dönerek

"Yok ben almıyım hadi gidelim"

Ahh daha ne kadar rezil olabilirim acaba arkamı dönüp mağzadan çıkacaken Berfu ve Beren iki koluma girerek sürüklemeye başladılar . Hadi ama beni bırakın. İstemiyorum .

Geceliklerin olduğu yerde durup nerde açık seçik şey varsa bana gösteriyorlardı. Şu an kafamı kuma gömek istiyorum, Bidaha çıkarmamak üzere.

Nihayet mağzadan çıkınca temiz havayı içime çektim .

"Ay yorulduk şurda biraz soluklanıp yemek yiyelim sonrada eve geçeriz "

Rojgül hanımı herkes onaylayınca ilerideki restorana ilerlemeye başladık .

Siparişlerimizi verip sohpet etmeye başlamıştık daha doğrusu başlamışlardı ben sadece dinliyordum.

"Sadece gelinlik ve bindallılar kaldı onlarıda yarın dağmatlarla gelip alsın kızlar ben evle ilgileneyim"

Rojgül hanımı sadece kafamla onaylayıp önüme döndüm yorulmuştum . ruhumla , bedenimle , zihnimle her hücremle yorulmuştum .

Acaba ileride bir gün mutlu olabilirmiydik yada birbirimizi sevebilirmiydik . Konakta konuşulurken duymuştum bu şehirde boşanmak yok, ayrılmak yok gelinlikle gürdiğin evden kefeninle çıkabilirmişsin ancak .

Belki bir gün severiz belki

Siparişlerimiz gelince herkes yemegine yoğunlaştı . önümdeki köfte patatesi didiklemeyi bırakıp yemeye başladım . Aklıma yeni gelen soruyu Çatalımı bırakarak sormak için anneme döndüm.

"Anne babam niye gelmişti ?"

Annemde benim gibi çatalını tabağının yanına bırakarak

"Ben onu söylemeyi unutum . Ordu'ya dönene kadar kalmamız için bir ev tutmuş burdanda geçerken söylemeye gelmiş"

Kafamı salayıp tekrar tabağıma döndüm. Bu iyi olmuştu en azından bir haftalığınada olsa o konaktan uzaklaşıp kafamı toplamaya çalışırım.

"Aaa kos koca eve sığmıyor muyuz dünürüm"

Rojgül hanımın itirazı karşısında annem gülümseyerek

"Böylesi daha iyi diğer türlüsü yakışıkalmaz hem gelin alıyoruz dağmat evine inmesi gerek "

Ne kadar normal şeylerden bahseder gibi konuşuyorlar ama. Birimiz isteyerek, severek evlenirken diğerimiz; istemediği , sevmediği bir evliliğe mahkum ediliyor.

Ben böyle olayların sadece dizilerde , filmlerde , yada kitaplarda olduğunu düşünürdüm. Mardin'in böyle zalim bir şehir olduğunu hiç düşünmez dim.

Ya berdel olmasaydı ya ölüm olsaydı. Kan mı dökülecekti?

Gerçekten bir insanı öldürmek bu kadar kolaymı?

Ne kadar traji komik bir olay değilmi!

Evleneceğim adam kolayca birilerinin canına kıyabilirken , onun evleneceği kadın Hayat kurtarmaya yemin etmiş .

Hayat çok adaletsiz hemde çok , öyle bir devirki kadınlar öldürülüyor , çocuklar öldürülüyor. Herşey ne kadar kolay olmuş bu devirde .

Yemeklerimizi yiyip hesabı ödedikyen sonra arabalara dağıldık.

Rojgül hanımı, Beren, ve Berfu şöförleriyle , Gökçe ,Ben , ve annem de Gökçe'nin arabasıyla gidecektik.

Gökçe 'den anahtarı alıp şöför koltığuna geçip yerkeştim. Kemerimi bağlayım anahtarı kontağa yerleştirdim. Gökçe ön yolcu koltuğuna , annem de arkaya yerleşince arabayı çalıştırıp öndeki aracı takip etmeye başladım.

Konağa geldiğimizde bana verilen odaya girip yatağa uzandım . Kısa süre sonra uyku beni huzuruna almıştı.

...

Biri adımı sesleniyordu ama çok uzaktan geliyordu vücudumun sarsılmasıyla karanlık yerini aydınlığa bıraktı.

Gözlerimi yavaşça açıp etrafa baktığımda Gökçe' yi başımda dikilmiş bana dikkatlice bakarken buldum.

"Of kızım nasıl bir uyku uyuyorsan öldün sandım ."

Yüzümü buruşturup yataktan kalktım .

"Nasıl doktorsun sen , hemen öldürdün beni."

Bana abartılı bir şekilde göz devirerek , eliye baştan aşağı beni gösterdi.

"Şu durumdayken , cerahlar bile öldün sanar yüzün bembeyaz , çökmüş gibisin."

Gibimiyim , yavaş adımlarla odanın içindeki banyoya doğru ilerledim , kapıyı açıp içeri girdikten sonra tekrar kapatım , lavabonun önüne geçip aynaya baktım. Gökçe' nin

Dediği kadar var tenim bembeyaz olmuş, gözaltlarım morarmış , omuzlarım düşük , cidden zombiye benziyorum. Kafamı iki yana salayıp soğuk suyla yüzümü yıkamaya başladım

Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi ; üzgün, yorgun ve kırgınım HAYATA...

Banyoda işimi haledip çıktığımda Gökçe yatağıma oturmuş beni bekliyordu.

"Eren konusunu ne yapmayı düşünüyorsun "

Bilmiyorum bir yanım söylemek isterken , diğer yanım söylemek istemiyor .

"Bilmiyorum"

Ayağa kalkıp karşıma geçti

"Söylemen daha iyi bence , sonradan başkasından öğrenirse daha kötü olacak "

Biliyorum ama söylersem olay çıkarır . off ben ne günah işledim de bütün belalar beni buluyor.

"Ne yapacağımı bilmiyorum ama benden değilde bir başkasından öğrenirse daha kötü olacak farkındayım , "

Gülümseyip beni kendine çekerek sarıldı, başımı omuzuna koyup gözlerimi kapatım.

"Şey mi yapsak?"

Çekingence söylediği sözle ondan ayrılıp yüzüne baktım

"Ney mi yapsak?"

Alt dudağına ısırarak

"Yalan mı söylesek diyorum,"

Kaşlarımı çatıp anlamadığımı belirten bir bakış yolladığımda anlatmaya başladı.

"Şöyle Eren'e severek evlendiğini söylesek olmaz mı? Hem evleneceğini gizlemeyiz hem de düğününde o da burada olur "

Aslında iyi fikirdi şimdilik geçiştirmek için . of bilmiyorum ne yapacağımı, ne düşüneceğimi bilmiyorum. Ona yalan söylemek istemiyorum

Ama başka çaremde yok.

"Masal başka çaren yok Eren kötü birşeyler olduğunu fark etti eninde sonunda öğrenecek ozaman dahamı iyi."

Hakklı Eren abimler gibi değil çok fevri , başka çarem yok. Özür dilerim Eren

Kafamı salayıp Gökçe'yi onayladım tam telefonumu çıkarıp Ereni arayacağım sırada kapı tıkatılarak açıldı çalışanlardan biri yemeğin hazır olduğunu söyleyip çıktı .

telefonumu elime alıp odanan çıktık .

Salona geldiğimizde herkes masada toplanmış bizi bekliyordu.

"Afiyet olsun "

Annemin yanına oturunca Gökçe'de yanıma oturdu.

Günler sonra gördüğüm yüzle şaşırsamda beli etmemeye çalışıp.

Önüme döndüm. Kenan Beyin "Afiyet olsun" demesiyle herkes yemeğe başlamıştı .

Yemekten sonra kahveleri içmek için koltuklara geçmiştik herkes bir muhabet içindeyken benim aklımda Eren'e ne söyleyeceğim vardı.

Kenan Bey bizi bahçedeki sedirlere sözü yerindeyse postalamıştı.

Bahçedeki sedirlere oturmuş kahvelerimizi içiyorduk . kahvemden bir yudum daha almıştım ki telefonumun çalması ve ekranda yazan isimle boğazıma kaçtı.

Ben öksürüklerimin arasında telefonu Gökçe' ye fırlatım.

Oda ekranda yazan ismi görünce tekrar bana fırlatı ,

"Ben Ona yalan söyleyemem"

Telefonu bu sefer Yaman abime fırlatım , telefonu yakalayım ağızının içinde birşeyler söyleyip tekrar bana fırlatı.

"Beni bulaştırma"

Tam Duygu'ya fırlatacağım zaman arama sonlandı derin bir nefes verdiğim sırada tekrar çalmaya başladı. Duygu'ya fırlatığım telefonla hafif bir çığlık atıp

"Ben yalan söyleyemem hemen anlar"

Doğru , telefon tekrar bana geldiğinde Gökçe'ye attım

"Senin nişanlın sen konuş"

"Ay yok ben bu gün yalan kotamı doldurdum. Ozan abicim bu iş sana düşer"

Tefonu Ozan abime fırlatıca başta anlamasada

"Benden küçük ama ben bile korkuyorum bu laz kopatan"

Telefonu kucağında oturan Duru'ya verdi Gözlerimi büyüterek ayağa kalktım .

Arıt abi daha fazla dayanamamış olacak ki

"Ne oluyor "

Diye sordu Yaman abim tek kelimeyle

"Eren"

Diyince sabahtan beri sesi çıkmayan müstakbel kocam ki hala adını bilmiyorum .

"Eren kim?"

Titreyen sesimle

"İkizim"

Dedim . sonra Duru'nun cıvıltılı sesi bahçeyi doldurdu.

"Amja hayam eveniyo"

___________________

Evvet ben geldim çok uzun bir aradan sonra .

Online derslerden dolayı hafta içi yazamıyorum yeni bölüm büyük ihtimale hafta sonları gelir

Umarım beğenirsiniz.

Yıldızı parlatalım 🌟 yorum yapmayı unutmayın

Sizi seven yazarınız

İnstagram =ce_ren44

😍😍😘

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.