Bir varmış Bir yokmuş İstanbulun bir semtinde yaşayan genç bir adam varmış adı da Mehmet bu gencin birde sevdiği varmış onun adı da Emel, emel o kadar güzel bir kız ki mahalledeki tüm gençler ona hayran kalıyorlardı ama onun gönlü bir tek Mehmette'idi.
Mehmet emeli çok seviyordu hatta evlenmekte istiyordu ama bu işe Emel'in babası razı göstermiyordu çünkü emel'in annesi o bebekken vefat etmişti babasıda bunun üzerine hem yalnız kalmamak için hemde kızı üzülmesin diye izin vermiyordu ve yine bir akşam aynı konu açılır
Emel: baba sende biliyorsun ben Mehmeti seviyorum ve onunla evlenmek istiyorum eğer seninde rızan olursa evleneceğiz.
Baba katı bir şekilde
Hasan bey: olmaz kızım
Emel: neden baba beni gelinlik içinde mutlu görmek istemez misin?
Babası bir an düşündü ve yutkundu
Hasan bey:bak kızım sende biliyorsun anneni daha çok genç yaşta kaybettim ve o gittiğinden beri bir yanım eksik eğer sende beni bırakıp gidersen hepten ölürüm.
Emel babasının bu sözlerine üzülmüştü artık bir seçim yapması gerekiyordu ya babasıyla kalacak ya da mehmetle evlenecekti. Gece gece bunu hüzünlü bir şekilde odasında düşünürken aniden camdan bir tıkırtı sesi geldi Mehmet gelmiş ve aşağıdan cama taş atıyordu emel camı açtı ve Mehmet
Mehmet: hadi gel
Emel: tamam
Emel babasını uyandırmadan yavaş adımlarla aşağı iniyordu kapıyı sessizce açtı Mehmeti karşısında görünce sevinmişti ama Mehmet emelin üzgün olduğunu anlamıştı
Mehmet: kim üzmüş benim İnci tanemi
Emel: nasıl anladın.
Mehmet: anlarım ben ne oldu hadi söyle mehmetine
Emel: babam...
Mehmet: ne olmuş babana
Emel: bu gün yine aynı konuyu açtım ve bana yalnız kalmak istemediğini söyledi
Mehmet: ne yapacakmış turşunu mu kuracakmış hasan efendi
Emel: Mehmet!!!
Mehmet: tamam tamam kızma ee peki ne olacak biz hiç mi evlenemeyeceğiz
Emel: bilmiyorum Mehmetim bende böyle arada kaldım bir yanda sen diğer yanda babam.
Mehmet: olmadı kaçırırım bende seni
Emel: olmaz babamın yüreğine iner
Mehmet: sen beni sevmiyor musun emelim?
Emel: canımdan bile çok
Mehmet: o zaman inat etmede yarın gece kaçalım nikahımızı yapıncada babanın elini öpmeye geliriz.
Emel: olur mu ki yani bilmiyorum.
Mehmet: evet mi hayır mı?
Emel: evet kaçalım
Emel ve Mehmet yarın için sözleşmişlerdi yarın
gece birbirlerine kavuşacaklardı.
Ertesi gün Saat 00:00
Yarın olmuş emel ve Mehmet hazırlıklara başlamışlardı bu sefer emel gece bir arkadaşında kalacağını söylerek babasına yalan söylemişti. Ama emel bir yandan da babası üzülmesin diye ona Ufak bir mektup bırakmış ve içerisinde
Emel: babam hakkını helal et ve senden çok özür dilerim artık buna beni sen zorladın ben seviyorum dedikçe hep karşı çıktın merak etme nikahımız olunca elini öpmeye geleceğim seni çok seviyorum.
Ve emel mektubunu yatağının üzerine koyarak evden ayrıldı.
Ertesi gün Saat 09:00
Hasan bey: yine odayı dağıtmış bu kız ah kızım ne zaman büyüyeceksin
Ve o esnada yatağının üzerine koyduğu mektubu görür üzerinde babama yazıyordu meraklı bir şekilde mektubu açtı hasan bey her satırını okuduğunda göz yaşı dökmeye başladı artık daha fazla okumaya kalbi dayanamadı ve içinden
Hasan bey: bana bunu nasıl yaparsın emel ben annenin yokluğuna alışamamışken sen ellerimden kayıp gittin
Hasan bey hava almaya çıkar ama kızının ihanetini düşündükçe kalbi sıkışır artık dayanamaz ve olduğu yere yığılır bunun üzerine onu gören mahalleli hemen bir ambulans çağırırlar ama Hasan bey oracıkta can verir ve artık emelin mehmetten başka kimsesi kalmamıştır.
Aradan bir yıl geçer Mehmet ve emel evlenir hatta çocukları için gün sayıyorlardır babasına olan özlemden dolayı Emel Mehmete
Emel: ben babamı çok özledim bugün bir yanına gideyim diyorum artık hem elinide öpmüş oluruz.
Mehmet: olur emelim sen nasıl istersen.
Der ve araçlarına binip emelin o çok özlediği mahallesine babasının yanına gider kapıyı çalar ama kimse kapıyı açmaz merakından yılların bakkalı olan Esat beye sorar
Emel: selamün aleyküm esat amca
Bakkal Esat: aleyküm selam kızım nasılsın görmeyeli
Emel: ben iyiyim esat amcada babam evde yok galiba gördün mü nereye gitti?
Bakkal Esat anlamıştı ama söylemek zorunda kaldı
Bakkal Esat: kızım baban sen gittikten sonra kalp krizi geçirdi başın sağolsun
Emel bu duyduklarına çok üzülür ve baba diye ağlamaya başlar ki artık bebeklerde dayanamaz ve oracıkta suyu gelir Mehmet emelin baba diye haykırışlarını duyar ve içeri girer
Mehmet: emel sakin ol canım derin nefes al abi ne oldu?
Bakkal Esat: babasının öldüğünü söylemek zorunda kaldım oğlum
Mehmet: ne hasan baba öldü mü?
Hasan beyin ölümüne Mehmette çok üzülmüştü aklı hem karısında hemde bebeklerindeydi.





