Ertesi sabah sınıfa girdiğimde tahtada kocaman bir yazı vardı.
MATEMATİK SINAVI
“Harika.”
Çantamı sıraya bırakıp oturdum.
Yanımdaki arkadaşım bana baktı.
“Çalıştın mı?”
“Çalıştım.”
“Gerçekten mi?”
“Bir saat.”
“Sonra?”
“Sonra sıkıldım.”
Gülmeye başladık.
Arka taraftan Kerem'in sesi geldi.
“Ben sizi sınavdan önce fazla rahat görüyorum.”
Arkamı döndüm.
“Sen çalıştın mı?”
“Çalıştım.”
“Ne kadar?”
“Yeterince.”
“Yani?”
“Kitabı açtım.”
“Sonra?”
“Kapattım.”
İstemeden güldüm.
“Sen benden betersin.”
“Benim yöntemim farklı.”
“Başarısızlık mı?”
“Özgüven.”
Sınav başladığında sınıf bir anda sessizleşti.
İlk sorular kolaydı.
Sonra önüme öyle bir soru çıktı ki birkaç dakika boyunca sadece baktım.
Kalemimi masaya bıraktım.
Tam o sırada Kerem'e baktım.
O da bana bakıyordu.
Kaşlarını kaldırdı.
Ben başımı iki yana salladım.
Yapamıyorum.
Kerem hafifçe gülümsedi ve tekrar kâğıdına döndü.
Nedense o küçücük hareket bile beni rahatlattı.
Sınav bitince koridora çıktık.
Kerem yanıma yetişti.
“Üçüncü soru?”
“Konuşma.”
“Sen de mi yapamadın?”
“Ben onu saymıyorum.”
“Güzel. Ben de.”
“Demek hazırdın.”
“Hazırdım ama soru bana hazır değildi.”
Güldüm.
Birlikte merdivenlerden indik.
Bu kez arkadaşlarım önden giderken ben Kerem'le kaldım.
Eskiden olsa başka tarafa geçerdim.
Şimdi geçmedim.
“Sonuçlar açıklanınca haber ver.”
“Niye?”
“Kim kazandı görmek istiyorum.”
“Kaybetmeye hazırlanıyorsun yani?”
“Hayır. Senin bahaneni şimdiden merak ediyorum.”
“Ben bahane bulmam.”
“Güzel. O zaman iddiayı unutmadın.”
“Unutmadım.”
Bir süre sessiz yürüdük.
Sonra Kerem bana baktı.
“Bugün iyi görünüyorsun.”
Adımlarım yavaşladı.
“Ne?”
“Diyorum ki… bugün daha neşelisin.”
“Ben zaten neşeliyim.”
“Değilsin.”
“Beni nereden biliyorsun?”
“Birkaç gündür gözlemliyorum.”
Bu kez cevap veremedim.
Kerem de konuyu uzatmadı.
Birlikte sınıfa döndük.
Öğle arasında herkes başka yerlere dağılırken Kerem yanıma geldi.
“Geliyor musun?”
“Nereye?”
“Bahçeye.”
“Niye?”
“Biraz hava alacağım.”
“Beni niye çağırıyorsun?”
Omuz silkti.
“Tek başıma sıkılırım.”
Normalde dalga geçerdim.
Bu kez sadece çantamı aldım.
“Beş dakika.”
“Tamam.”
Bahçeye çıktığımızda fazla konuşmadık.
Yan yana oturduk.
Sessizlik garip değildi.
Hatta hoştu.
Bir süre sonra Kerem:
“Seninle böyle oturmak güzelmiş,” dedi.
Ona baktım.
“Daha önce hiç böyle oturmadık.”
“Evet.”
“Alışıyorsun galiba.”
“Belki.”
Ben de gülümsedim.
“Belki ben de.”
Bunu söyler söylemez gözlerimi başka tarafa çevirdim.
Neden söylediğimi bilmiyordum.
Ama geri almak da istemedim.