Kafeterya da oturmuş sonuçların çıkmasını bekliyorduk. İki saate çıkacak demişti bize laboratuvarda çalışan 2 saate çıkacağını söylemişti onu bekliyorduk. Melek hanım bana dönerek
“kızım sonuçlar çıkana kadar bir muayene ol istersen sende” dediğinde
“teşekkür ederim melek hanım küçüklüğümde bir kaza geçirdim ve hafızamı kaybetmişim o yüzden bu benim üzerimde kalan bir şey” dediğimde telefonuma bildirim düştü Hazal mesaj atmıştı gelip gelmeyeceğimi soruyordu ona gitmeyeceğimi mesaj ayıp ailem olduklarını iddia eden insanlara döndüm.
“bakın beni yanlış anlamayın ama ben size neden güveneyim hatırlamıyorum sizi bana söylenilen anlatılan hep en başından ailemin bir kazada feci bir şekilde can vermesiydi ben bu söylenilenlerle yaşadım size nasıl inanabilirim ki ve benim karşıma geçip bunları böyle hiçbir şey olmamış gibi hallediyorsunuz?” Diye sorduğumda melek hanımın gözleri dolmuştu hemen
“kızım biz çok acı çektik yavrum yıllardır bu acıyla kıvranıyoruz annem senin evimizin içinde ki sesine hasretiz kızım biz seni çok severken bizden koparılmanı istemedik seni bizden kopardılar daha küçücüktün abilerinin peşinden gitmek isterdin onlarda senden ayrılmazlardı hiç dünyaları sendin kızım daha doğrusu dünyamız sendin bizi birbirimize bağlayan iptin sen annem” dediğinde gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. Üzülmüştüm onlar için kaybedilen zamanın telafisi yoktu artık açık bir şekilde
“Nerelisiniz?” Diye sorduğumda hep bir ağızdan
“Mardin” dediler hızla
“umarım burada ki düzenimi bozup inşallah sizinle gelmemi istemiyorsunuzdur?” Dediğimde babam bey
“tabiki de istiyoruz kızım o nasıl söz ben kızımı bulmuşum yanımdan ayırır mıyım?” Diye hayretle sordu en büyük abi ise
“babaaa böyle konuşmamıştık.” Dediğinde ben şaşkınlıkla dinliyorum
“sus lan sen ben kızım olmadan bir adım bile atmam atmayacağım tabi lan sanane” dediğinde kasvetli ortam dağılmıştı ikiz abiler ise aynı anda
“Babam haklı” dediler eee yuh ama
“burada bana sormanız gerekmez miydi hani benim ya mevzu” dediğimde baba bey masumca
“gelmek istemez misin tamam öyleyse biz taşınırız buraya orada hep beraber oluruz olmaz mı?” Dediğinde tam bir şey söyleyecekken en büyük abinin telefonu çaldı.
“tamam geliyoruz” diyerek kalktı
“sonuçlar çıkmış bizi bekliyorlar” dediğinde hepimiz ayağa kalkıp geldiğimiz yolu geri dönerek Serhat beyin odasına girdik. Hepimiz koltuklara oturduğumuzda Serhat bey
“5 dakikaya sonuçlar gelecek kardeşim” dediğinde ben kollarım önümde bağlı oturuyordun içine düştüğüm durumu düşünüyorum iki gündür düşünmekten başımda ki ağrı geçmek bilmiyordu büyük abi azatın
“iyi misin güzelim” diye sorduğunda kafamla onayladım onu. Konuşmak istemiyorum çünkü kapı çalıp içeri bir hemşire girdi Serhat beye uzatıp verdiğinde herkes dikleşti.
“Teşekkür ederim senem çıkabilirsin” dediğinde kız gülümseyip çıktı odadan
“evet Emir al bakalım kardeşim sen açmak istersin” dediğinde emir bey boğazını temizleyip
”istersen sen aç kızım” dediğinde
“siz açabilirsiniz emir bey” dediğimde gözlerinde kırgınlık oluştu. Elleri titriyordu bunu fark etmemek mümkün değildi hızla elinde ki zarfı azata uzatıp
”sen aç” dedi azat zarfı alıp açtığında emir bey ve bana dönerek okumaya başladı. “emir Karahan ve Benan Oğuz’dan alınan kan örnekleri %99.99 oranında uyuşmaktadır.” Diyerek bana uzattı kağıdı alıp okuduğumda boş boş bakıyordum etrafıma yaşadığım onca acı çile boşuna mıydı şimdi kim verecek bunun hesabını
“kim verecek bunun hesabını?” Diye sordum içeride olan herkese hepsi dolu gözlerle bana bakıyorlardı. Umursamadan ayağa kalkıp
“ben gitsem iyi olur” “nereye gidiyorsun kızım?” Dedi melek hanım “evime gideceğim melek hanım biraz müsade eder misiniz lütfen” dediğimde iyi olmadığımı anladılar büyük ihtimalle. Azat “ben bırakayım seni iyi değilsin?” “Hayır istemiyorum bu yaşıma kadar tek başıma mücadele ettim bundan sonra da öyle olacak” dediğimde herkes anlamayan gözlerle bana bakıyorlardı. Hızla ayağa kalkıp kimseye bakmadan dışarı attım kendimi hastane üstüme üstüme gelmeye başlamıştı daha fazla oyalanmadan hastanenin önünde ki taksilerden birini durdurup bindiğimde eve gidip içim dışıma çıkana kadar ağlamak istiyorum. Gözyaşlarımı daha fazla tutmayıp akmasına izin verdim güzel bir çocukluk geçirmemiştim yetimhanede büyüyüp güzel çocukluk yaşayan sayılı kişi vardır. Bana bunu kim neden yapmıştı ki?
Günler geçmişti emir beylerle telefonla görüşmüştüm bu akşamda yemeğe davetliydim hızla üzerime düz siyah bir elbise geçirdim diz kapaklarıma gelen ayağıma spor ayakkabı giyince okeydim ben spor giyimi seviyordum neyse saat 6 ya geliyordu biraz erken çıkmamda sorun yoktu. Arabama binip gönderdikleri adresi telefondan açtığımda yarım saatlik bir yol olduğunu gördüm. Gaza yüklendiğimde hazala mesaj atmıştım çıktığımı villaların olduğu bir mahalleye girdiğimde sonunda gelmiştim 3 katlı bir evin önünde durduğumda emir beyi aradım
“merhaba emir bey kapının önündeyim” dediğimde kapıda ki korumalar birbirlerine baktılar.
“hemen söylüyorum kapıyı açsınlar kızım” diyerek telefonu kapattığımda korumaların birinin telefonu çaldı ve bana bakıp kapıyı açtılar çekiniyordum nasıl insanlar olduğunu araştırmıştım ama aynı evin içinde nasıllar bilmiyorum. Hızlı adımlar attığımda melek hanım kapıda durmuş bekliyordu beni mi bekliyordu yoksa? Hızla kollarını bana sarıp “hoşgeldin miniğim” dediğinde ellerim havada kaldı şaşkındım böyle karşılanmayı beklemiyordum kesinlikle. Emir bey melek hanımın arkasında durmuş bizi izliyordu gözlerinde ki mutluluk açık ve netti. Boğazımı temizledim ve bırakmasını bekledim bırakınca emir bey sarıldı baba sıcaklığını hissettim resmen. Sarılamadım yine hepsi bana uzaktı bu yaşıma kadar tektim daha fazla kapının önünde durduğumuzu düşünen melek hanım “ah kızım kapının önünde kaldık resmen hadi içeri geçelim abinler içeride seni bekliyorlar” dedi abiler bu hastanede gördüklerimdir umarım. Neyse içeri geçtiğimizde ev gözüme çok büyük geldi salona girdiğimizde hastanede gördüğüm abi tayfası ve ek olarak iki kişi daha vardı. Azat, Aras ve Araz kardeşler ayağa kalktı beni gördüklerinde diğer ikisi umursamıyorlardı. 3 ü aynı anda hoşgeldin demişti “hoşbuldum” dedim kibarca tekli koltukta oturan kişi sert bakışlarıyla beni izliyordu beni korkutmaya çalışıyordu büyük ihtimalle umurumda mı tabiki de değil yüzümde mimik oynatmadan oturdum melek hanım yanıma oturup ellerimi tuttu
“Yavrum seni sonunda evinde gördüm ya başka ne isterim bu hayatta” dedi gözleri dolu dolu bana bakıyordu hızla
“Lütfen ağlamayın neden ağlıyorsunuz ki?” Diye sakince konuştum tanımadığım adam büyük ihtimalle o da abimdi
“Anne gerçekten bu kız yüzünden ağlayacak mısın?” Dedi sert bir yüzle salak herhalde neyse emir bey boğazını temizleyerek “Ayaz o senin kardeşin sakın bir daha böyle konuştuğunu duymayayım” dediğinde ayaz gülüp “benim kardeşim değil o bir bakın ya gözleri bile aynı renk değil” dediğinde açıklama gereği duydum “gözlerim bozuk olduğundan lens kullanıyorum” at yalanını sevsinler kızım kimi kandırıyorsun sen diye iç sesim konuştu emir bey “bunlarda ayaz abin 30 yaşında Miraç abin en büyük abin o da 36 yaşında azad abin ise 33 ikiz abinlerde 31 yaşında kızım bir de senden küçük bir kardeşin daha var Timur o da 17 yaşında” ben hala melek hanımın bu kadar çocuğu nasıl doğurduğunu düşünüyorum ağzım açık bir şekilde şaşkınlıkla melek hanıma bakıyordum “Bu kadar çocuk sizce de fazla değil mi?” Diye içimden geçirdiğimi zannederek dışımdan konuşmamla miraç ve ayaz ikilisi hariç hepsi gülümsemişti bu söylediğime emir bey “yaptık bir hata işte kızım ben onlara üretim hataları diyorum neyse ki sen benim prensesim yaptıktan sonra pişman olmadığım tek çocuğum oluyorsun sende” dediğinde boğazımı temizleyip “adım neydi benim?” Diye sormamla hepsi bu soruma şaşırmışlardı büyük bir gülümseme oldu dudaklarında belirtmeme gerek var mı bilmiyorum ama miraç ve ayaz hariç. Azad ise “Duru Afra” dedi sesi içine kaçmış gibi anladım anlamında kafa salladığımda melek hanın duygusal havayı dağıtmak için
“Hadi sofraya açlıktan bayılacağım yoksa” dedi herkesin kalkmasını bekledim. Sırayla herkes yerine geçti emir beyin sağında melek hanım vardı diğerleri dağılmıştı emir beyin sol tarafında ki sandalye boş kalmıştı bir de karşısında ki sandalyeye oturmam doğru geldiği için oraya oturdum. Emir beyin yüz ifadesinden anlıyordum yanında olmamı istiyordu ama gerçekçi olalım yıllardır tanımadığım insanlara bir haftada bu kadar yaklaşamazdım. Yemek servisi başladığında bütün yemeklerin etle olduğunu gördüm hadi ama ben et yiyemiyordum çorbayı yiyebilmiştim sadece. Melek hanım “Bize kendinden bahsetsene kızım seni tanımak isterim” dediğinde “adım benan, 28 yaşındayım yazılım mühendisliği okudum” evet okudum neyse bir yalan yok gerçeği anlatmadım sadece sizde yakında öğrenirsiniz. “En yakın arkadaşım ile aynı yerde çalışıyorum aynı evde kalıyorum bu kadar” dediğimde azad “Hazaldı değil mi adı?” Dediğinde kafamla onayladım miraç ise “işim gereği seni araştırdım söylediklerinden başka bir şey yoktu sence de bu biraz tuhaf değil mi?” Diye sorduğunda “size neyi tuhaf geliyor miraç bey?” Diye resmiyetle konuştum hadi ama “neyse yakında çıkar kokusu” diye önüne döndü ayaz ise “kötü şeyler çıkacak kokusunu alıyorum” dediğinde ben de omuz silkip “sizin düşünceniz” dedim önümdeki yemekle oynayarak yiyemiyordum pilavı yemiştim sadece melek hanımın dikkatini çekmişti bu “kızım yemeğine dokunmadın sevmedin mi?” Dediğinde ne demem gerektiğini düşündüm emir bey “sen küçükken çok severdin aslında tadı mı kötü geldi kı?” Dediğinde doğrudan “Yetimhanede bazı alışkanlıklarım değişti emir bey” dedim ve suyumdan büyük bir yudum aldım. Ayaz ise
“Kendini acındırmaya çalışıyorsun resmen” dediğinde “Neden acındırmak isteyeyim ki?” Diye kaşımı kaldırarak konuşmaya devam ettim “İşimde başarılı bir seviyedeyim yaşantım gayet iyi size niye kendimi acındırayım ne dedim de size acındırdığımı düşündünüz. Yaşadığım hiçbir şeyi anlatmamışken acındırdığımı düşünmen size acıma isteğimi kabarttı neyse ben bu yaşıma kadar tektim bundan sonra da öyle olacak burada bulunmamın tek sebebi melek hanım siz kendinize pay çıkarıyorsunuz ama yanlış yapıyorsunuz ben sizi umursamıyorum çünkü” dediğimde ayaz sinirlenmiş gibi bakıyordu emir bey ise “kızım biz aileyiz artık” “Lütfen emir bey gerçekçi olmayı severim biz bir aile değiliz siz ailesiniz ben sonradan dahil olunca bende sizin ailenizin bir parçası olmuyorum sizin zaten çocuklarınız var güzel bir aileniz var böyle mutlusunuz ben sizi tanımıyorum ne yaptılar bana bilmiyorum ama hafızamda size dair hiçbir şey yok iyi bir anne baba olabilirsiniz ama benim anne babaya bu saatten sonra ihtiyacım yok ki çocuklarınızında bir kardeşe ihtiyacı yok ben buraya bu konuşmayı yapmak için geldim ve gerçekten zorlamayla bir ailem olsun istemiyorum” dediğimde melek hanımın gözlerinden yaşlar dökülüyordu emir bey “kızım böyle konuşma abinler seni tanımadıkları için önyargılı davranıyorlar” dediğinde “Emir bey haklılar onların beni tanımadığı gibi bende onları tanımıyorum istemiyorum da kimseye zorla bir şey yaptıramayız değil mi lütfen ben sizin karşınıza çıkmamış gibi yaparsanız mutlu olurum” dediğimde melek hanım sertçe oğullarına bakıp bana döndü “Ben her gün senin için ölüp ölüp dirildim bana bu sevinci fazla görme kızım onları istemezsen hiç görmezsin lütfen bize bir şans ver kızım” dediğinde sıkıntıyla ne yapacağımı bilemiyorum “Melek hanım sorun şu ki ben sizi kabullenemiyorum bu yaşadıklarımı kabul etmiyorum diğer çocuklarınızla aile saadetinizi düşününce ben niye çektim bu acıları diyorum yaşadığımın kaza olduğunu söylüyorlar ben kaza olduğunu düşünmüyorum Murat Karahan kim mesela bunlar benim hayatımı neden alt üst ettiler yaşayacağım mutlulukları neden elimden aldılar çok merak ediyorum ama burası izin vermiyor” diyerek kafamı gösterdim gerçekten de öyle Murat Karahan adını bulmuştum yıllar önce ama gerçekten ondan sonra beynimde ki ağrıları tetiklemişti o isim. “Nasıl yani?” Dedi azat abi “bir parktayım dört kişiyiz üç erkek bir de ben çok mutluyum salıncakta sallanıyorum ve daha hızlı olmasını istiyorum bir anda her şey bitiyor ve kabusum başlıyor zor günler geçirmişim hastanede 8 ay gibi bir süre kalmışım beni perişan halde bulup hastaneye götürmüşler kaza falan demişler ama öyle olmadığını düşünüyorum orada bana ailen yok öldü denildi sonrası zaten yetimhane” dediğimde ayaz kafasını yere eğmişti. Diğerleri gözlerini bana dikmiş bakıyorlardı miraç bile. “O günleri hatırlamıyorum ama bir odada Murat karavanın adını duyduğumu hatırlıyorum” dediğimde hepsi derin nefes almışlardı “O yüzden ben hayatıma devam etmek istiyorum o günleri düşünmeden artık ben kabuslarla baş ağrılarıyla uğraşmaktan çok yoruldum lütfen sizden tek ricam bu” diyerek ayaklandım. Gerçekler acıtıyor ama en azından sürekli acıtmaktansa bir kerede kestirip atmak iyiydi. Neyse neyse “size afiyet olsun bu arada miraç bey ve ayaz bey sizden beni anlamanızı bekleyemem anlayamazsınız ama ben sizi anlıyorum ve size kızmıyorum şunu da unutmayın size yaranmak isteseydim yıllar önce yaklaşırdım size bu kadar beklemezdim” dediğimde Aras “nasıl yani sen bizi tanıyor muydun Ailen olduğumuzu” “bilmiyordum ama araştırmakta istemedim biliyorsunuz ki yazılım mühendisliği okudum yani bulmam zor olmazdı iyi akşamlar afiyet olsun” diyerek yemek odasından çıktım ve kapıya ulaştım ikizlerden araz “Bana bak ufaklık sen bizim kardeşimizsin yok öyle ben kabul etmiyorum falan o söylediklerini de ben kabul etmedim bu böyle biline ha” dedi ve bana bir anda sarıldı. Karşılık vermedim kendimi geri çektiğimde “Temas sevmem ve lütfen ben bu yaşadıklarımı hazmedemiyorum yine bir şeylerin bana zarar vermesini istemiyorum lütfen benden uzak durun istemiyorum sizi aile olmayı benim tek ailem Hazal ben bu yaşıma kadar onunla birlikte geldim bundan sonra da böyle olmasını istiyorum” dedim ve dış kapıdan bahçeye ulaştım. Telefonuma mesaj geldiğinde baktım ‘Abi bozuntusu seni araştırıyor her yerde’ yazmıştı. ‘Bırak bir şey elde edemeyecek zaten’ yazdığımda arabamın kapısını açıp bindim eve son bir defa bakıp gaza bastım. Abi bozuntusu asker olduğu için beni rahatlıkla araştırıyordu ama beni bilmiyor ki neler yapacağımı kestiremezdi. Neyse telefonum tekrardan çalmaya başladığında cevapladım
‘Alo’
‘Nasılsın?’
‘Ne kadar iyi olunursa o kadar iyi’
‘Bu hafta bu işi bitireceğiz dosyaları hallettiniz siz zaten adamı alacaklar polisler ve siz geri döneceksiniz görevlerinize’ dediğinde sevinmiştim abi bu görevler bana göre değildi ben daha çok adam kovalama seviyorum ya.
‘Sonunda be dört gözle bekliyorduk emiri’
‘Adamı polisler aldığında dosyaları onlara teslim edip döneceksiniz anlaşılmayan bir şey yoktur inşallah’
‘Yok anlaşıldı dönüş yerimiz neresi?’
‘Mardindeler hala timin’ dediğinde
‘Anlaşıldı görüşmek üzere o zaman’ deyip konuşmayı sonlandırdığımda derin bir nefes çekmiştim içime buraya gelmek için çok çalışmıştım. Ve bu şehirden uzaklaşmamda iyi olacaktı en azından bana ulaşamayacaklardı onların burnunun dibine gitsem de görevlendirme yazdırıp ırağa giderdim. Evet evet anladığınız üzere bende askerim rütbemde üsteğmen hazalda en yakın arkadaşım aynı zamanda silah arkadaşım teğmendi o da. Hazalla görev üzerinden geçtiğimizde bu akşam yaşanılanları aklıma getirmedim ta ki yatağa girene kadardı her şey. Hepsinin bakışları gözlerimin önünde canlandı.