Bunu sana ulaşsın diye yazmadım,
Anlasın diye hiç yazmadım.
İçimde birikenler beni boğmasın diye
Kendime bir çıkış açtım.
Neden gittin, bunu sormak bile ağır,
Çünkü gidişin cevaptı aslında.
Susmayı seçtin,
Beni bütün sorularla baş başa bırakarak.
Aynı günün içine iki zaman sığdı:
Birinde hatıralar duruyor,
Ötekinde yokluğun.
Ben ikisini de taşıyorum.
Sensizlik bir duygu değil artık,
Bedenimde yer etmiş bir hâl.
Yediğim yemek boğazımda,
İçtiğim su içimde yanar.
Tat diye bir şey kalmadı artık,
Sen giderken hepsi eksildi.
Günler ilerliyor derler bana,
Ben yerimde ağır ağır silindim.
Sigara sevmezdin, bilirim bunu,
İstemediğini de bilirdim.
Şimdi her nefeste yokluğunu yakıyorum,
Bu duman değil, sensin içime dolan.
Kalbim ağrıyor, mecaz değil,
Yokluğun bastırıyor göğsümü.
Bir zaman elini tutan ellerim
Şimdi titremeyi öğreniyor.
Bu hâle beni sevgim getirmedi,
Bunu bil.
Beni bu hâle
Gidişin getirdi.
Seni özlüyorum ama romantik değil bu,
Bu, insanı parça parça eden türden.
Bazen dön diye bağırıyorum içimden,
Bazen adını bile susturmak istiyorum.
Şu an bir odadayım,
Tek başıma senin yokluğunla.
Kokunu hatırlıyorum,
Sarılışını, sesini, “bitanem” deyişini.
Hangisi yalandı söyle,
Bakışların mı, dokunuşların mı?
Yoksa ben mi
Her şeyi gerçek sandım?
Beni yoran seni sevmek değil,
Bunu sakın karıştırma.
Beni yoran,
Sevildiğini bilip yine de gitmiş olman.
Eğer hiç sevmedim deseydin,
Belki bu kadar yanmazdı içim.
Ama sen sevilmeyi kabul ettin
Ve sessizce yok oldun.
Bu şiir gözyaşıyla biter,
Ama bir cümle kalır geriye:
Bir gün dönersen,
O merdivenlerde seni tanıyan bir kalp olacak.
Eksik, kırık, yorgun belki
Ama hâlâ senin adını bilen.
