İçeriğe geç

Belki de Aşk Değildir

Bölüm 8 · 18 dk okuma

Belki de Aşk Değildir

Bölüm 8

7. Ay Yüzlümle Akşam Yemeği

Gün ışığı, hayallerin ve sayısız resmin barındığı pencereden içeri süzülüyordu. Güneş yavaşça batarken, yerini aya bırakıyordu. Darin, masanın üzerindeki resimlerle birlikte uyuyakalmıştı. Alkın merdivenleri topuklu ayakkabılarla çıkarken bile uyanmamıştı. Odanın sessizliği kapı sesiyle bozuldu ardından Alkın'nın odaya bir anda giriş yapmasıyla yerini büyük bir gürültüyle bıraktı.

" Darin? Kuzişko! Bugün özel gün nasıl unutursun bunu kalk hadi kalk. Bak sana neler aldım. Özenle seçilmiş kraliçelere layık elbiseler. "

" Birazzz daha lütfen. "

Alkın aynanın karşısından Darin'nin yanına ışınlandı ve kolunu tutup kaldırmaya çalıştı.

" Kalk hadiiiii. "

" Biraz daha lütfen. Çok yorgunum. "

Alkın dudağını büzüp bıkkın bir tavırla bedenini eğdi sonra aklına bir anda parlak bir fikir geldi.

" İyi o zaman Ahmet'e de yorgun olduğunu söylerim. "

Darin hızla ayağa kalkıp aynanın karşısına geçti.

" Saçlarım! Nasıl görünüyorum Alkın? Doğruyu söyle! Çok çirkinim. Evet çok çirkinim. Ahmet beni kardeşi olarak sevecek ve bana cimcime lakabı takacak. Sonra yaşla... "

Alkın gülümseyerek Darin'nin ağzını kapattı.

" Gelmedi. Kimse yok ama bu olmayacakları anlamına gelmez. "

Darin büyük bir nefes verip kendini sırtüstü yatağa fırlattı.

" Uykunun sırası mı? Zaman daralıyor. Tık tak Darin. "

Darin kırmızı örtüyü üzerine çekip utangaç ve boğuk bir sesle.

" Ben inmesem daha iyi olacak gibi geliyor. "

" İneceksiiin. Aşkım hem sen değil miydin eskisi gibi olmayacağım diyen? Şimdi ne oldu? "

" O Darin şuan karanlığın kutsal kolları arasında esir alındı. Ve kurtarılmak istemiyor. "

Alkın eline kırmızı yastık alıp Darin'e vurdu.

" O Darin'e ne yaptın? Çabuk çık onun içinden. "

Alkın örtüyü hızla üzerinden çektiğinde gülümseyen yüzle karşılaştı ve kuzeni'nin üstüne atlayıp karnını ve boğazını gıdıklamaya başladı. Bir süre sonra ikisi de durduklarında Alkın Darini zor da olsa ayağa kaldırıp elbiseleri gösterdi.

" Özellikle beyaz ve kırmızı elbise seçmeye dikkat ettim. Beyaz saflığın rengidir kırmızı ise aşk ve tutkudur. "

Darin düz beyaz diz boyu bir elbiseyi giyip Alkın'a gösterdi. Alkın ağzı açık bir şekilde Darin'nin ellerinden tuttu.

" Bebeğim çok güzelsin. "

" Alkın Nişan elbisesi resmen bu. "

" Evet. "

Dedi Alkın gurur dolu bir suratla.

Darin ise

" Nişanlanmıyorum Alkın altüstü yeni kardeşlerimle tanışıyorum. " giyinme odasına doğru giderken Alkın arkasından bağırdı.

" Üvey kardeşler Darin. "

Darin elbisesini değiştirirken cevap verdi.

" Ne fark eder? "

Alkın gözlerini devirip bıkkın bir tavırla çalışma sandalyesinde kendini geriye attı.

Darin ikinci elbisesinde kırmızı, yapışık bir şort elbise giymişti. Alkın elbiseyi sade ve yemek için ideal bulmuşken Darin daha kapalı bir şey giymek istediğini söyleyip en son siyah uzun bir elbise seçti.

" Bu elbiseyi daha gizemli ve güçlü gözükmen için almıştım. "

Alkın parlak gözleriyle Darin'e doğru baktı.

" Ne çabuk büyüyorlar. "

Buna karşı Darin kendi kendine mırıldandı.

" Neden herkes küçük bir çocukmuşum gibi davranıyor anlamıyorum. "

Elbise seçildikten sonra Alkın özenle hafif tonlarda bir makyaj yaptı. Kendisi ise üstündeki arı benzeri elbiseyi çıkarmadı bir saat boyunca Alkın Kenan ile ilgili meseleyi Darinle konuştu. Darin kuzenine yapılanlar için ağladı ardından Alkın makyajını tekrar yapmak zorunda kaldığı için sıkılıp Darini tekrar ayna karşısına alıp makyajını tazeledi. Saat 19.00'da Babası henüz gelmemişti.

Darin bir sağa bir sola dolaşırken Alkın başını salladı.

" Başım döndü otur şuraya. "

" Nasıl oturabilirim Alkın? Gelmelerine az kaldı. "

Alkın başını hafifçe eğip onayladı.

Biraz sonra zil çaldı. Alkın bir anda donuk bir ifadeyle kapıya doğru baktı.

Alkın

" Kapıyı ben mi açayım? "

Darin hızla aynanın karşısına geçip koşarak merdivenlerden indi. Alkın da arkasındaydı. Aşağıya vardığında derin bir nefes alıp verdikten sonra kapıyı yavaşça açtı. Karşısında Hatice abla, yanında İrem ve Darin'nin gözlerini bir türlü üzerinden alamadığı Ahmet vardı. Onun açık kahverengi gözlerine doğru dalmışken Alkın elini Darin'nin omuzuna koyup Darin'nin arkasında içeriye davet etti. İrem hızla Alkın' a sımsıkı sarılıp

" Yummom " adı verdikleri özel selamlaşmalarını yaptı. Ardından Hatice Hanım elindeki çikolataları Darin'e uzatıp sarıldı. En son kapının eşiğinde kendisine bakan gözle karşılaştı. Üstünde siyah bir tişört altınaysa XL mavi bir pantolon giymişti.

İçeriye girip bir süre Darinle bakışıp el sıkıştıktan sonra içeriye girdi. Darin elini gözünün önüne getirip hiç yıkamama fikrini aklının bir ucundan geçirdi.

Darin kapının önünde bir süre boyunca öylece kalıp kalbinin atış hızının dinmesini bekledi. Eli kalbinde öylece bir süre nefes alıp verdi kalbi eski ritmik çarpışmasına döndüğünde ise yüzüne tatlı bir gülümseme yerleştirip misafirlerin yanına gitti.

İrem ve Alkın kendi aralarında gülüşürken Ahmet başka bir tarafta oturmuş telefonuyla ilgileniyordu. Ahmet bakışlarına cevap verdiğinde Darin hızla önüne dönüp Alkın'nın yanında oturdu.

( BİRİNCİ KİŞİ DİLİ)

Alkın beni iremle tanıştırdı. İrem çok güzel sarı, kıvırcık saçlara sahip bir kızdı. Tıpkı Alkın gibi tatlıydı. Sarıldığımızda kulağıma fısıldadı.

" Biliyorum. Sırrın benle güvende "

Buna karşı yanaklarım alev alaev oldu.

" Neyden söz ettiğini anlamıyorum. Oturalım mı? Ben Darin. Hıhıhı. "

" Ben de İrem. "

" Memnun oldum. Oturalım. Babam birazdan gelir. "

Alkın hızla Darin'i koltuğa oturttu. Bir tarafında İrem diğer tarafında ise Alkın bacak bacak üst üste atmış birbirini kopyası saçlarını kıvırıp bana bakıyordu.

" Iı ben içecek bir şeyler getireyim... "

Lafımı tamamlamama izin vermeden iki taraftan da kolumdan tutulup koltuğa oturtuldum.

Alkın

" Nereye Canım? "

" İçecek... "

İrem

" Beybi bana her şeyi anlatabilirsin. Her ne kadar kardeşimi nasıl beğendiğini anlayamasam da.. "

İrem kardeşine doğru baktığında utanç içinde yavaşça başımı eğip Ahmet'e baktım. Ahmetle gözlerimiz birleştiğinde elini hafifçe kaldırıp gülümsedi ben ise kendimi hızla koltuğa gömdüm.

Buna karşı Alkın ve İrem'in bakışları benim üzerimde merhametli bir alayla döndü. Alkın konuşacakken dışarıdan korna sesi geldi bununla beraber hızla ayağa kalktım.

" Babam olmalı, Ben bakarım. "

Dedim. Tüm gözler bana odaklanmışken kapıya koşup açtım. Karşımda duran adam benim babamdı. Elinde anahtarlarıyla öylece kalakalmış sinek kaydı traşlı bu adam benim babamdı. Hızla babama sarılıp mırıldandım.

" Tam zamanında geldin babacığım. "

" Her şey yolunda mı? "

" E-evet sanırım. Çantanı alayım baba. "

Çantasını aldıktan sonra birlikte salona geçtik yemek masasına oturduk. Yemekler sıcak ve tazeydi. Yemek yerken olabildiğince kibar ve utangaçtım Ahmet'in gözleri her an üzerimdeymiş gibi hissediyordum. Ara sıra gözlerim Ay yüzüne ve saçlarına kayıyordu. Yavru bir aslanmışcasına yemek yiyişi çok tatlı ve naifti. Ağzı doluydu ama kibardı...

Gözlerim tabağımdaki spagetti ve köfteyle buluştuğunda babam yanında oturan müstakbel üvey kardeşimle konuşmaya başladı.

" Annen buz pateni ve diğer bir çok sporla ilgilendiğini söyledi. Günümüzde senin gibi gençleri bulmak zor. "

Ahmet ağzındaki yemeği en makul şekilde yutup cevap verdi.

" Teşekür ederim. İsviçre de hayatını geçirince her türlü müsebakayı deneyimlemek zorunda kalıyorsun. "

" Evet, yaşadığın kasaba da oldukça kültürel bir kasaba. Bir kaç kez tasarım yarışmaları için gitmiştim. Jüri olarak. "

İrem hızla atıldı.

" Tasarım derken elbise falan mı? "

" Diyebiliriz. Bu yarışmalarda her türlü tasarım ve sanatsal imgelere yer verilir. "

Gözlerim yemeğe odaklanmışken babamın sesi beni andı.

" Darin bu yarışmalarda birkaç kez birinci olmuştu. "

Ellerimle yüzümü hafifçe kapatmaya çalışırken gülümsedim.

Ahmetin o tarif edilemez kibar ve sert sesi kulaklarımı bulduğunda kalbimin atışları yeniden hızlandı.

" Tebrikler Darin. O yarışmaları bilirim kazanmak çok zordur. "

Yüzümü Ahmet'e doğru dönüp hafifçe gülümsedim ardından hızla başımı tekrar yemeğe gömüp konuşulanları dinlemeye devam ettim.

Alkın omzuma hafifçe dokunup babamla Ahmet'e döndü.

" Kuzenim diye demiyorum ama çok iyi resim çizer. Ruhunda tam bir sanatçı var. "

Alkın başını hafifçe sallayıp hayranlık dolu bakışlarıyla baktı.

Hatice Abla buna karşı portakal suyundan bir yudum alıp konuştu.

" Öyle mi? Buna çok sevindim. Ben de ressemamım arada sırada beraber resim çizeriz belki ne dersin? "

Üvey annem olan ama kaynanam olmasını istediğim kadınla resim çizmek mi? Bunu hayal bile edemezdim. Annesinin karşısında kendi oğlunu çizecek değildim bu çok saçma olurdu.

" Olabilir çok isterim. "

Hiç istemezdim.

İrem

" Annem çok prestijli bir ressamdır onunla resim çizmek herkesin sahip olacağı bir şans değildir. Eğer seni keşfederse bir de... "

Hatice Hanım

" İrem, öyle konuşma utandırıyorsun kızı."

Dedi Hatice hanım gülümseyen suratıyla. Ona gülümseyerek baktığımda Ahmet'e ne kadar çok benzediğini anladım. Göz altları, gözleri, yüz şekli...

Kısa bir sürelik sessizlikten sonra babam Alkına döndü.

" Bu yaz ne yapmayı düşünüyorsun amcacığım. "

Alkın olduğu yerde hafifçe doğrulup bana baktı.

" Bir single ya da albüm çıkartmak istiyorum. "

Çağrı

" Öyle mi? "

Alkın

" Evet, dünyaca ünlü bir şarkıcı olmak çok isterim. Fan girlerime ilişki rehberliği yapmaktan gurur duyarım. "

Herkes hafifçe kıkırdadı.

Çağrı

" Bu konuda yardım istersen her daim arkandayım. "

Alkın olgun bir tavırla gülümsedi.

Çağrı

" Peki sen İrem? "

İrem yemeğiyle oynayıp babama döndü.

" Alkın nereye ben oraya. "

Hatice Hanım düzeltti.

" O da şarkı çıkarmak istiyor. İki arkadaş olarak birbirlerine destek oluyorlar. Allah hayallerinizi gerçekleştirir umarım.

Alkın hızla ekledi.

" Geleceğin Hadid kardeşleri olacağız. Tüm dünya bizi konuşacak. Şarkılarımız herkesin dilinde dolaşacak. İnsanlar bizim şarkılarımızla depresyona girip, mutlu olacaklar. Bunun düşüncesi bile harika. "

İrem ekledi.

" Hollywoodu baştan yazacağız kısacası."

Masada derin bir sessizlik oldu. Yemek bitip salona geçtiğimizde sessizlik daha şiddetliydi. Babam kendini diken üstünde gibi hissediyordu bunu anlayabiliyordum. Sessizliği bozma adına konuşmak istiyordum ama kalbimin atış hızı konuşmama en büyük engeldi. Konuşmaya hazırlanırken Alkın bir anda İremle benim kolumdan tutup kaldırdı.

" Bize müsade. Konuşacak çok şeyimiz var öyle değil mi? "

İrem

" Aynen öyle. Bilirsiniz yaşadık falan yani. "

Alkın bizi dışarıya kadar sürükledi. Dışarıya çıktığımızda ise büyük bir suratle babaannem'in evine doğru koşturdu. Kapının önüne geldiğimizde etraf oldukça sessizdi. Evin ışıkları sönmüştü. Sessizce içeriye girip arka bahçeye gittik. İlk başta ben sonra Alkın ve İrem ağaç eve tırmandık. İrem girer girmez

" Mükemmel bir yer burası! "

Alkın loş sarı ışığı yakıp etrafa baktı.

" Biraz temizlenmesi gerek. Ama yine de çok güzel. "

Sol tarafta pinokyo ve Rapunzel kuklaları asılmıştı. Onun hemen altında benim küçük de olsa, kırmızı minderlerle süslenmiş boyama bölgem vardı. Orası sadece benim değildi aynı zamanda Alkın ve Alarayla birlikte ışığı açıp romantik kitaplar okuyup güldüğümüz küçük ama tatlı bir alandı.

Yuvarlak bir alan oluşturup oturduğumuzda Alkın tam ortaya şişeyi koydu ve bize doğru sinsi bir ifadetle teker teker bakıp konuştu.

" Doğruluk ya da Cesaretlik. "

En korktuğum oyun. Sakladığım çok berbat anım vardı hiçbirini dökmeye niyetim yoktu. Bu yüzden başımı salladım.

" Hayır, Alkın... "

" Evet tatlım. "

İrem gözlerini kısıp yüzümün önüne geldi.

" Yoksa sakladığın bir şey mi var. "

" Y-yok ne olucak? "

İrem sağ kaşını kaldırıp dudağını büzdü.

" O halde oynayalım. "

Alkın şişeyi döndürdüğünde şişenin bana dönmemesi için Allah'a yalvardım ama her zamanki gibi yine oklar bana çevrildi.

Alkın

" Doğruluk mu Cesaret mi? "

Bir süre düşündüm. Doğruluk dersem bana

" En rezil anın? Hayatında hiç...? "

En korktuğum ikincisiydi ve ondan daha çok korktuğum bir şey varsa o da Alkın'nın düşünce yapısıydı. Bazen öyle şeyler düşünürdü ki hayatınızın en kötü günü onunla olduğunuz o gün olurdu.

Hızla cesaret dedim. En fazla ne yaptırabilirlerdi ki? Acı biber ye? Dans?

Alkın

" Hemen şuan. Ahmet'e onu deliler gibi sevdiğini söyleyeceksin. Ve aranızda en fazla beş cm olacak. "

Bedenim bir anda savaş ya da kaç tepkisi vermeye başladı. Gözbebeklerim açıldı, kalbim delicesine hızlandı ve büyük bir kan boşalması yaşadım.

Hızla kafamı salladım.

" Alkın! Bu... Bu çok acımasızca. "

İrem

" Ne yani kardeşim sevilmeyecek kadar kötü mü? "

" H-hayır öyle demek istemedim. O çok tatlı. Y-yani demek istediğim iyi, kaslı, yakışıklı, güzel kokulu, kibar, nazik, ay yüzlü... "

Alkın ve İrem'in bana alayla gülümsediklerini hissedebiliyordum. İçimde hayranlığını duyduğum tüm duygularım bir anda dışarıya dökülmüştü. Kendimi Alkın'nın elindeki bir oyuncak gibi hissediyordum ve açıkçası bu benim en büyük kabusumdu.

" Saçmalıyorum. Bunu yapamam Alkın. Kalp krizinden ölmemi mi istiyorsun? "

Alkın yanaklarımı fıncırıp dudağını büzdü.

" Bu yanaklar kızarırmıymış, Minik kelebeğim utanırmıymış. "

Hafifçe gülümsedim. Bir umut ikna olabileceğini düşünerek ama o ise bir anda tavrını değiştirdi ve sinirli bir şekilde devam etti.

" Derhal oraya gidiyorsun. Ahmet'i bir kenara çekiyorsun ve ona onu sevdiğini söylüyorsun. İtiraz istemiyorum. "

Tam itiraz edecektim ki aşağıdan bir ses yükseldi. O ses.

" Geliyorum kızlar. "

İrem gözlerini sonuna kadar açıp aşağıya baktı.

" Neden geldin? Beni mi ozledin yoksa? "

" Evet çok özledim kardeşimmm "

Hızla olduğum yerden kalkıp kırmızı minderlerin olduğu yere gittim. Alkın beni garipsercesine izlerken örtüyü üzerime çekip.

" Burda değil Darin " dedim.

Battaniyenin altında ecel terleri dökerken hafifçe küçük bir aralıktan dışarı baktım. Ahmet gelir germez kapının önünde başını ahşap duvara yaslayıp sağ bacağını dikey pozisyonda doksan derece, sol ayağını ise yatay pozisyonda doksan derece eğmiş oldukça havalı bir şekilde oturuyordu.

İrem Ahmet'e doğru baktı buna karşı Ahmet cevap verdi.

" Bakma öyle sen de politikacıları yetişkinlerin arasında kalsaydın koşarak yanıma gelirdin. "

İrem baş salladı.

" Doğru. Çok mu kötüydü? "

" Bizim zamanımızda... "

Alkın göz devirdi.

" Çok kötü, çok, çok, çok... Ne yapmaya çalışıyorlar anlamıyorum

Bizimde kendileri gibi sıkıcı bir hayat geçirmemizi falan mı? "

Ahmet sağ kaşını kaldırıp onayladı ve başını sola doğru atıp saçlarını sola çekti.

Ahhh... Saçlarını sola çekti.

Battaniyenin sıcacık atmosferinde kalp krizi geçirirken Alkın'nın sesi duyuldu.

" Darin gel hadi. "

Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Hızla battaniyenin altından çıkıp Alkın'a baktım.

" Kuzenim benim. "

" Minik kelebeğimmm. "

Yavaşça eski bulunduğum yere oturup Ahmet'e baktım.

" Merhaba... "

" Merhaba. "

Gözlerim onun gözlerine dalmışken Ahmet anlına gelen düz, ipeksi saçlarını eliyle karıştırdı. Kalbim büyük bir süratle atarken Alkın'nın konuşmasıyla bir anda tekledi.

" Biz de doğruluk cesaret oynuyorduk. "

Kalbimin olduğu yerde olmadığına emindim.

"Sıra kimde? "

" Darinde. "

" Bende "

" Doğruluk mu? Cesaret mi? "

Alkın yine atıldı.

" Cesaret. "

Yemin ederim ki Alkın'nın bana bunu yaptıracağı aklımın ucumdan bile geçmezdi

Alkın devam etti!!!

" Seni bekliyoruz Darin. "

Derin bir nefes aldım. Bunu yapmaktan başka çarem yok gibiydi. Alkınla bir daha asla ama bu oyunu oynamayacaktım.

Dizlerimle Ahmet'in yanına yaklaştım. Bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. O delici ve çocuk bakışları...

Tam karşısına geldiğimde Alkın'a baktım mesafeyi doğrulaması için. O ise gurur dolu bakışlarıyla beni izliyordu.

Ahmet'in gözlerine doğru baktım. O açık kahverengi gözleri loş ışıkta daha güzeldi. Bebeksi teni, ipeksi saçları... Loş ışıkta daha güzel gibiydi. Masum bir tavırla bana bakarken konuştum.

" Seni... "

Ahmet İrem ile Alkın' a baktı anlamaz bir tavırla.

" Seni... "

ALKININ DÜŞÜNCELERİ

Hızla araya girdim.

" Darin seni seviyor oğlum anla. "

Darin gülümsedi ve Ahmet'e dönüp onayladı.

" Sana aşığım Ahmet. "

Ahmet hafifçe gülümsedi.

" Ben de sana aşığım kelebek... "

Birbirlerine sıkıca sarıldılar.

DARİN VE GERÇEKLER

" Seni Seviyorum. "

Dedim ve o yırtıcı masum gözlere bir süre bakıp açıklama yaptım.

" Cesaretlik. "

Yerime gidecekken Ahmet kolumdan bir anda tuttu ve yüzünü yüzüme hafifçe yakınlaştırdı. Yüzümün önüne gelen bir tutam saçı kulağımın arkasına koydu.

" Ben de seni seviyorum kardeşim. "

Hızla Alkın'a baktım tüm umudu bir anda yıkılmıştı ama gülümsemeye devam ediyordu.

" Ox "

Dedi oldukça mutlu bir tavırla. İçten içe sinir krizi geçirdiğini biliyordum. Ama benim için bu cümle... Anlatılamazdı...

Ahmet

" Öküz mu dedin bana? "

İrem düzeltti.

" Okey demek istedi. Devam edelim demek istedi değil mi? "

Alkın

" Hmm hmmm devam edelim demek istedim aşko. "

Buna karşı İrem başını kardeşinin omzuna koyup şımarık bir tavırla onunda oynamasını istedi. Ahmet göz ucuyla İrem'e bakıp gülümsedi.

" Olur, oynayalım. "

Ahmet tam karşımda, İremle Alkın'nın arasına oturdu ve şişe İrem'in kontrolünde tekrar döndü bu sefer soruyu Alkın soracak cevaplayan Ahmet olacaktı. Ay yüzlüm için çok üzülüyorum...

" Ne sorsam acaba? Basit gidelim. Hayatında hiç aşık oldun mu? "

Ahmet kaşını hafifçe kaldırdı.

" O kadar da basit bir soru sayılmaz. "

Bacaklarını içine çekip devam etti.

" Biri var... "

Biri vardı ve o ben değildim.

Alkın merakla atıldı.

" Kim? "

Ahmet gülümseyip bana baktı.

" Darin biliyo. "

Alkın bana doğru garipsercesine baktı.

" Biliyor muyum? "

" Evet, biliyorsun. "

Aklıma geçen gün anlattığı hikaye geldi. İnsan hiç tanımadığı birine aşık olabilir miydi?

" Evet hatırladım. "

İrem

" Bana söylemeyecek misin? "

" Üzgünüm kardeşim. Tek soru tek cevap."

Şişe tekrar döndü bu sefer benle İrem çıkmıştı ve ben doğruluğu seçtim...

İrem

" Hmmm. Müstakbel kardeşime ne sorsam acaba? Buldum. Hiç birini evine kadar takip ettin mi? "

Soru sorulduğunda korkmuştum ama sonra o gün aklıma geldi. Ahmet'i evine kadar tam olarak takip edememiştim. Bir kuş, bir kuş çıkmıştı önüme, o günü dün gibi hatırlıyorum. Ayağına bağlanan iple ne kadar acı çektiğini iliklerime kadar hissetmiştim. Çaresizdi, tıpkı benim gibi canı acıyordu onu orada terk edemezdim. Hayatım boyunca derinlemesine düşündüğüm sorulardan bir tanesiydi bu. Onu o gün takip etseydim gözlerim her gittiğim yerde onu aramayacaktı. Üç yılım kalp kırıklıklarıyla geçmeyecekti...

" Hayır. "

Dedim boğuk bir sesle. Bu soru onsuz geçen yılların sitemi niteliğindeydi.

Şişe tekrar çevrildi ve tekrar Ahmet ile bana geldi. Şimdi ise ben soruyordum.

" Doğruluk mu? Cesaret mi? "

" Cesaret. "

Dedi. Bu bende olmayan bir şeydi.

Onun gözlerine bakamıyordum. Dilim tutulmuş, gözlerim karanlığa, yanaklarım kırmızıya bürünmüştü. O buradaydı. Aklıma ilk gelen şeyi kahverengi gözlerine bakarak sordum: "Kaç tane çikolata yiyebilirsin?"

"Ne kadar olursa," dedi.

Alkın gözlerini devirdi. "Hadi ama, kim cesaret oyununda birinin çikolata yemesini ister ki?"

"Tamam, on üç tane?"

İrem, "Bir de soruyor musun?" dedi.

"On üç tane mi? "

" Çok mu fazla? Yoksa çikolata sevmiyor musun? Üzgünüm."

Ahmet dudağını sağa doğru kıvırdı. "Hayır hayır. Neden özellikle on üç tane istediğini merak ettim. Çikolatalar nerede?"

Ahmet iştahlı bir tavırla bana bakarken hafifçe gülümsedim ve olduğum yerden doğrulup küçük buzdolabının üzerindeki örtüyü çekerek Ahmet'e hangi renk istediğini sordum. Ahmet, çikolataları görür görmez bir anda yanımda belirdi. Üzerinden ferahlatıcı bir koku geliyordu, bu huzur vericiydi. Buzdolabındaki çikolatalardan bir tane alıp yanımda inceledi.

"Bu CupCacoa, İrem hatırlıyor musun? Küçükken hep bundan yerdik."

İrem hızla yanımıza geldi. "Ceza olarak bir iki tane alabilir miyim?" diye gülümseyerek sordu. Başımla almasını söyleyip çikolatalı süt isteyip istemediğini sordum. Cevabı ise, "Mükemmel olur," oldu.

Saçımı kulağımın arkasına koyduğumda, gözlerim Ahmet'in gözlerine değdi. Bakışları sıcacık ve derin, içten bir ilgi ve tevazu doluydu. "Sanırım on üç taneden daha fazla yiyebilirim," diye fısıldadı. Gözlerinde bir parıltı vardı. Ben de gülümseyerek, "İstediğin kadar alabilirsin," dedim. O an, kalbimde kelebekler uçuştu. Onun bedenine benim sayemde güzel bir şeyler girecekti...

Benim yemesini söylediğim çikolatayı benim sayemde bedenine katmıştı.

Böyle düşünüyor olmak beni delirtiyordu. Onunla ilgili her şey benim için önemliydi.

İrem ve Alkın çilekli süt, ben ve Ahmet ise çikolatalı sütlerimizi alıp buzdolabından bir CupCacoa paketi daha çıkartıp tam ortaya koyduk ve Alkın şişeyi yeniden döndürdü. Şimdi ise soruyu Ahmet bana soracaktı. Gözlerimiz bir süre bakıştıktan sonra Ahmet düşünceli bir tavırla sordu.

" Doğruluk mu Cesaret mi? "

Cesur değildim, dürüst hiç değildim.

" Doğruluk. "

Bir süre bekleyip sorusunu sordu.

" En büyük pişmanlığın nedir? "

Yutkundum. Gerilmiştim. Çok zor bir soruydu.

" Bilemiyorum. Hayatımda bir çok pişmanlığım var. Ailemle ilgil olanlar onlardan biri. Ama pişmanlığını şu son üç yıldır yaşadığım şey... "

Aklıma bir anda Alara geldi. Ve onu anlatmaya başladım. Çünkü en büyük pişmanlığım onunla yeteri kadar ilgilenemememdi diye düşünüyordum.

"Alara'nın gittiği gün onunla fazla ilgilenememiştim. Aklım hep başka şeylerdeydi. Onunla sonra görüşebiliriz diye düşünüyordum... Zamanı geriye çekebilseydim o akşama geri dönerdim ve onu karşıma alıp her zaman yanında olduğumu söylemek isterdim. "

Alkın dudağını büzüp sımsıkı sarıldı.

" Aooo tatlım. Ben de isterdim. Onun yanında olmayı ben de isterdim... "

Ahmet süt dökmüş bir kediymişcesine konuştu.

" Üzgünüm hassas noktadan vurdum sanırım. "

" Hayır senin suçun değil. Ben biraz fazla duygusalım o kadar. Siz oynamaya devam edebilirsiniz. " Geriye gidip ağacın gövdesine yaslandım.

Alkın yanıma gelip benimle aynı şekilde dizlerini büküp oturdu.

" Gideli bir yılmış gibi geliyor. "

İrem

" Kuzeninizi çok seviyor olmalısınız. "

Alkın

" Çok. "

İrem

" Peki neden araştır mıyorsunuz? "

Darin

" Nasıl? "

İrem

" Nereye gittiğini merak etmiyor musunuz? "

Alkın

" Tabii ki ediyoruz. "

İrem

" Bu işi çok iyi yapan bazı arkadaşlarım var. Eğer onu araştırmasını istersem seve seve kabul edecektir. "

Hızla atıldım.

" Gerçekten mi? Nerede olduğunu bilebilir miyiz? "

İrem

" Tabii ki. Alkın bunu senin de düşünmüş olman gerekirdi. "

Alkına doğru baktım.

" Darin... Bize onu araştırmamamızı, mutlu olduğunu belirtmişti. Bulunmak isteseydi bulunurdu diye düşündüm... Belki de artık bizim yanımızda olmak istemiyordur? "

" Ama ya o değilse. Ya kaçırıldıysa? Polisler bile bulamadı! "

" Biliyorum... Bazen benimde bulunmak istemediğim zamanlar oluyor... Onu bu yüzden anlayabiliyorum. "

" Hayır Alkın en azından sesini duyup görmek istiyorum. Bu şekilde öylece gidemez. "

" Geçen onsekiz oldu Darin. İstediği yere gidebilir... "

En azından iyi olduğunu bilmek istiyordum. Alkında bunu istiyordu. Biliyordum. Sadece onu anlamaya çalışıyordu. Kendisiyle özdeşleştiriyordu belki de.

Uzun süren sessizlikten sonra Ahmet atıldı.

" Ona ulaşmanıza yardımcı olabilirim. Ulaşmak kolay ama... Bana sorarsanız güvende olduğunu bilmek yeterli olmalı. Size ulaşmak istese zaten ulaşırdı. "

" Evet ama en azından küçük bir kardeşi ve annesi olduğunu... "

Alkın hızla araya girdi.

" Alara onların annesi değil Darin. Hiçbir zaman olmadı. Sadece ablasıydı ama annesi olmak zorunda kaldı. "

Bu doğruydu Alara her zaman bir anne olmuştu. Küçükken uçan kanatlılar kulübesine giderken bile aklı hep kardeşleri ve annesindeydi. Hiçbir zaman gerçekten mutlu değil gibiydi. Kendini bize, sevdiklerine adamıştı. Belki de hiçbir zaman kendini sevmemişti. Ama ben onu çok seviyordum. Ve onu asla kolay kolay unutamazdım...

Ahmet

" Yarın buz patenine gideceğim. İstersen sen de benimle gel Darin iyi gelebilir. "

Bu teklif... Benim için çok önemliydi. Heyecanlıydım ama aynı zamanda kırgındım. Kalbimde iki tane aşk yanıyordu.

Teklifini hafifçe gülümseyerek kabul ettim. Geç vakitlere kadar ağaç evde kaldıktan sonra babam Ahmet ve İrem'e odalarını gösterdi. İkisinin de odasının mobilyaları Hatice abla tarafından özenle seçilmişti. Ahmet'in odası sade ve oldukça şıkken İrem'in odası parlak yıldızlarla kaplıydı. Çekim için Led ışık ve pembe gitar vardı. İrem odayı görür görmez hızla annesine sarılıp babama teşekür etti. Ahmet'e de gitar almışlardı siyah beyaz, 12 telli bir elektro gitar alınmıştı.

Düpe düz evimize taşınıyorlardı. Bu inanılmaz bir şeydi.

Odama gidip kendimi yatağa attığımda düşünceler beynimi ele geçirmişti. Saatler boyunca tavana bakıp Alarayı, Ahmet'i, annemi ve kardeşim Ardayı düşündüm. Kazandıkça kaybediyordum. Neden her şey çok güzel olamıyordu? Anlamıyordum...

Bölüm sonu

1 yorum