İçeriğe geç

BELKİ?

Bölüm 3 · 3 dk okuma

BELKİ?

Bölüm 3

korkular-

Bölüm 3

Derin bir nefes alıp silkelendim , kendime geldim. Titreyen elime aldırış etmeden kapının koluna uzandım. Güçlüydüm güçlü olmalıydım. Güçlüyüm ,güçlüyüm , güçlüyüm... Yutkunup elimle kapı koluna ağırlığımı verdim . Kapı gıcırdayarak açıldı, kapının gıcırtısını dinledim, her an kaçabilirdim ama bu sefer değil. Vücudum krize girmişcesine titremeye başladı, titreyen bacağımla ürkek bir adım attım. Başım öne düştü neden mi? Onu gördüm ama onun beni fark ettiğini sanmıyordum. Tamamen bitmişti. Bu neden beni bu kadar yaralıyordu? Aslında bu haline alışmıştım ama onu her görüşümde yine bitiyordum. O yüzünden böyle olmuştu. Kafamı zorlukla kaldırıp ona baktım. Seslenemedim sadece baktım. Cenin pozisyonu almış sekilde ileri geri sallanıyordu. Korkuyor muyum ? evet hem de delicesine...

“ Sen yokken bana zarar veriyorlar, bunu sende biliyorsun her seferinde neden gidiyorsun kızım? ”

Hala cenin pozisyonundaydı. Geldiğimi fark etmişti. Yada söylediler?

Ama beni büyük bir yükten kurtarmıştı ona seslenmek zorunda kalmamıştım.

Şuan hissettiğim duygu saf korkuydu , gözlerimden art arda yaşlar boşalırken kafamı olumsuz anlamda sallamaya başladım. Adımlarım gerilemeye başladı. Hayır hayır burda kalmalıyım . Sanırım deliriyorum ahh ben zaten deliyim neyden bahsediyorum ki? Geri geri giderken sırtım serçe kapıya çarptı. Dengemi kaybedip yere düştüm, ayaklarımla kendimi geri geri itmeye başladım . Ayağa kalkamıyordum.

Annem aniden ayağa kalkıp odasının kenarında duran boy aynasına art arda kafasını çarptı. Ayna kırıldı , kafası kanıyordu ama gülümsemeye başladı.

Yavaşça yere eğilip kırık cam parçalarından birisini aldı. Yapacağını anladım bana yine zarar vericekti ama kaçamıyordum dondum sanırım , şuan değil hayır hayır . Doğrulup bana bakıp gülümsedi. Nefret dolu bir gülümsemeydi. Aniden üzerime koşmaya başladı . Ben ne mi yapıyorum tıpkı çocukken olduğum gibi kurtarılmayı bekliyorum kim tarafından mı? Hiç kimse.

Ben setçe üzerime çıktı “Çektiklerimi çekmeye ne dersin kızım?” cevap bile vermeden elindeki cam parçasını baldırıma sapladı. Acıyla bağırdım. “ Gitme kızım ben seni korurum” diyip gülümsedi. “ Ha gideceğim diyorsan bir sonraki ziyaretine başka bir sürpriz hazırlayacağım belki yeni bir iz ne dersin ha? Kahkaha atmaya başladı. Banağımdaki cam parçasına inat kalkıp koştum hem de var gücümle. Sokağın ortasına geldiğimde kendimi yere attım tüm gücümle ağladım. Bir iz daha çok hoş anne seni unutamamam artık. Gözlerimin kapanmasına karşı çıkamadım.

Gözlerimi açtığımda bir yerdeydim burası neresiydi. Aniden yerimde doğrulmaya çalıştım ama başaramadım. “ İyileşene kadar buradasın.” kafamı zorlukla çevirdim. Hey oda kimdi? Aman Allahım birde kaçırılmıştım.

“ Para istiyorsan paramız yo” demiştim ki yüzünü buruşturdu.

“ Paranı istemiyorum” deyip kestirip attı. Ne yani kaçırılmadıysam ne işim vardı burada. Ha doğru yaralıyım.

“ şey-y teşekkür ederim” ne yüzüm neden kızarıyor benim.

Cevap vermedi elindeki kitabı okumaya devam etti. Heyy bu kadarda odun olunmaz ki?

“ Hey teşekkür ettim!! Cevap versene!”

“ Hep böyle geveze misin sen?” kaşlarımı çattım ne yani teşekkür ettiysek? Rica ederim dese üstelemezdim ayrıca.

Ayağa kalkıp sehpanın üzerindeki çantamdan telefonumu alıp bana uzattı. Bense telefonu almak yerine onun yüzüne baktım. Evet çok yakışıklıydı ama bir o kadar odun odunluğu unutmayalım.

“ Yakışıklı olduğumu biliyorum sadece telefonu al ve ailene haber ver.” Ahh bu adam niye bu kadar patavatsız?! Ayrıca kedini beğenmiş!

Ona kimseyi arayamayacağımı söyleyemezdim ama en azından Ateş’e mesaj atabilirdim.

Yüzüme bakıp kaşlarını çattı ardından telefonu kucağıma arkasını döndü. Tam kapıdan çıkacakken arkasını dönmeden “ Biraz daha izlersen polise taciz edildiğim hakkında rapor verip seni dava ederim!” kaşlarımı çattım bu kadar kendini beğenmişlik biraz fazla.

Omzunun üstünden bakıp “ İlgimi çekmiyorsun küçük kız”

Kapıyı açıp dışarı çıktı. “ Despot adam! Ve bir o kadar kendini beğenmişsin “ diye bağırdım.

Ayrıca ona ilgi duymuyorum ne var yani birazcık yakışıklıysa.

Evet çok yakışıklıydı gözleri su yeşili mavi karışımıydı, saçları kahvenin en güzel en mükemmel tonuydu

Adı neydi acaba? Ben bunları düşünürken kapıyı çalıp içeriye girdi. “ Lavaboya gidebilir miyim acaba” diye sordum. Kaşlarını kaldırıp “elbette” dedi. Kalkmaya çalıştım ama bacağım öyle bir acıyordu ki. Hemen yanıma koştu kaşlarını çatıp “Ne yapıyorsun canına mı susadın !” dedi. İlgisi hoşuma gitmişti. Beni aniden kucağına aldı. Şok üstüne şok odun adam. Kokusunu aldım sandal ağacı ve tarçın karışımı kokuyordu. Hayatımda aldığım en güzel kokuydu. Gözlerinin içine bakıp adını sordum “ Adın ne?”

“ Karan Atalav ”

Karan atalav diye tekrar ettim sanki unutmak istemiyormuşcasına.

“ sen?” benim soyadım hayır hayır soyadıma gerek yok bence.

“Sara” kaşlarını kaldırdı devamını bekliyordu “ Sadece Sara de olur mu?” ...

Bölüm sonu

12 yorum