İçeriğe geç

Bebek Bakıcısı

Bölüm 7 · 9 dk okuma

Bebek Bakıcısı

Bölüm 7

BÖLÜM 7

Sabah hissetiğim hareketlilikle gözlerimi araladım. Aras yataktan kalkıyordu. Bana döndüğünde uyandığımı gördü.

"Çok özür dilerim. Uyandırdım mı?" Yeni uyandığını belli eden kısık sesi ve masum masum sorduğu soru onu tekrar yatağa yatırıp gıdıklamama neden olmuştu. Kahkahalar atarken bende gülüyordum.

"Hayır, uyanasım varmış da bahane arıyormuş." Gıdıklamayı bıraktıktan sonra konuşmuştum. Yanağını öptükten sonra gülerek kafamı kaldırdım ki kapının önünde yüzündeki gülümseme ile bize bakan kaya'yı gördüm. Ne zamandır oradaydı?

"Günaydın Kaya Bey." Dünkü samimiliğimden eser yoktu. Zaten kendimi de rezil etmiştim triple. O da dünden beri gelenbresmiyetle kaşlarını çatmış, içeri adımlamıştı.

"Sana de günaydın." İnadıma 'sana' derken kelimeyi bastırarak söylemişti. Gıcık işte.

"Aras, ben çıkıyorum. Rüya ablan bugün yine seninle olacak. Yine bir iş seyahati var ve acilen gitmem gerekiyor." Kaya bunları söylerken oğlunun tepkisinden korkarcasına, sakince söylemişti.

Yüzü düşen Aras ile Kaya'nın gözlerine çöken üzüntüyü bariz görmüştüm.

"Senin hep bir işin oluyor baba. Sadece bir kez benimle bir gün geçirirsin diye düşünmüştüm ama hep olduğu gibi bir işin var. Annem öldüğünden beri seni doğru düzgün görmemeye başladım. Ben bakıcılarla büyümek değil, yanımda babamla büyümek isterdim. Bir kere, sadece bir kere baba, benim yanımda duracağını düşünüyordum. Ama yine yanılttığın için teşekkür ederim." Aras gözlerini hızlıca silip odadan çıktı. Kaya oğlunun arkasından öylece bakarken iyice üzülmüştüm. Aras haklı olabilirdi ama bu konuyu, babasının işini de göz önünde bulundurarak konuşmaKaya bir müddet daha durmuş ardından kafasını bana çevirmişti. Ona iyice yaklaşıp elimi omzuna koydum.

"İyi misin?" Diye sordum kötü olduğunu bile bile. Ne halde olduğunu bakışlarından belliydi. Kaya söylediklerimle kafasını eğdi. Her durumda güçlü kalan Kaya, oğlunun dedikleriyle paramparça olmuştu. Evlat sevgisi böyle bir şeydi işte.

"Konuşmak ister misin?" Diye sordum bu kez. Ama bu sefer susmak yerine bütün dertlerini tek nefeste dile getirmişti.

"O kadar haklı ki, bir şey diyemiyorum. Annesi öldüğünde ne düşündüm biliyor musun, 'acaba yetimhaneye mi versem?' O kadar çaresizdim ki. O zamanlar elimde tek kuruş yoktu, zar zor geçiniyorduk. Aylin de ölünce iyice çöktüm ve Aras'a bakamayacağıma emindim. Ama sonra bir şirkette güvenlik olarak çalıştım.

Bir gün rahatsızdım ve çalışmaya takatim yoktu. Tam o an içeri bir sürü adam girmiş beni tehdit etmişti parayı vermem için. Tabii ben kimseyi umursamıyorum. O an aklımda sadece adamlardan kurtulup eve gitmek vardı. Aras bekliyordu beni.

Adam beni bu sefer canımla tehdit etmişti ama yine umrumda olmadığını görünce küfür edip diğer çalışanlara saldırdı. O an sadece adamın ettiği bir küfürde kaldı aklım. Sinirden delirdim ve adamın koluna vurup hızlıca kafasına dayadım silahı. Zaten sonra polisler geldi. Patronum ne yaptığımı görmüştü ve gözüne girmiştim.

Adam çok yaşlıydı ve şirkete CEO arıyordu bende biçilmiş kaftandım. Artık orda güvenlik olarak değil, CEO olarak çalışıyordum ve maaşı çok iyiydi. Bu bana umut olmuştu ve artık oğluma bakabilirdim. 2 yıl boyunca hiç durmadan çalıştım Aras için. Sanki eğer bir gün bile işi aksatırsam kovulurmuşum gibi geliyordu. Bu yüzden de Aras'ı kreşe bırakıyordum. Sonra o adam öldü ve öğrendiğime göre de kimsesi yoktu. Her şeyini bana bırakmıştı. Şirket artık benimdi, evi benimdi. Kısacası hayatı benimdi artık.

Ben hayatım kolaylaşacak derken daha da yük bindi omuzlarıma. Her gün akşama kadar dosya bakmaktan uykusuz geçiriyordum günleri. Ve bu da Aras'ı kötü etkiliyordu. Bu yüzden de Aras'ı şirkete getirmeye başladım. Canı sıkılmasın diye de Bora'yı işe aldım.

Sırf oğlum sıkılmasın diye hiç araştırmadığım adamı CEO yapmıştım. Ama Bora umduğumdan daha iyiydi ve hem Aras'a arkadaş hem de şirketin başarılı bir CEO'su olmuştu. Ben oğlum için herşeyi yaparken, baba olmayı unuttuğumu yeni fark ettim, Rüya. Ben her ne kadar iyi bir patron olmuşken, iyi bir baba olamamıştım. Keşke şu anki işim şirket ile ilgili olsaydı da erken gelebilseydim." Kaya gözleri dolu dolu anlatmıştı her şeyi ve hayatının ne kadar zor olduğunu yeni fark ediyordum. Ama son dediğiyle duraksadım. O da ne dediğini fark ettiğinde hüzünlü havayı umursamadan beni arkasında bırakıp çıkmıştı. Aras, annesini 2 yaşında kaybetmişti.

Şu an 5 yaşındaydı ve yaşına göre oldukça olgun biriydi. Ona imreniyordum. Küçücük haliyle onca şeyi atlatabilmişti. Ama o minik omuzları yüke dayanamayıp babasına yüklemeye çalışmıştı. Asla onu suçlamıyordum, hatta bu yaşına kadar o yükü taşımasıyla gurur duyuyorum. Sadece bugün son noktaydı onun için ve yük iyice büyüdüğü için de babası taşısın istemişti.

Onca şeyi o söylememiş ve içini dökmemiş gibi dik duruyordu. Durmak zorundaydı sanki ona göre.

Ben de odada dikilmek yerine salona geçip koltukta oturan Aras'ın yanına geçtim. Hala ağlıyordu ve bu, boğazıma oturan yumruya ve gözlerimin yanmasına neden oldu. Omuzları düşmüştü ve minik burnunu çekip duruyordu. Bende hızlıca mendil almaya gittim. Geldiğimde Aras az da olsa sakinleşmiş, ağlaması iç çekişlere dönmüştü.

"Bebeğim," dedim yanına yaklaşırken. "İyi misin? Biliyorum bu sizin meseleniz ve sen de çok üzüldün ama sence de çok gitmedin mi babanın üstüne? Çok üzüldü. Hey, bunu ağlaman için söylemedim. Sadece içindekileri dışa vurma şeklin yanlıştı. Haklı olman bunu yaptığını doğrulamaz ama bu babanın gönlünü almana da engel değil, değil mi?" Aras dediklerimle gözlerini silmişti.

"Barışır değil mi benimle? Yemin ederim bilerek söylemedim onları. Sadece dayanamadım artık ve patladım. Ama asla babamı üzmek istemiyordum. O kadar şey söyledim, beni affeder mi ki?" Masum sorusuyla gülümsedim.

"Tabii ki affeder. Babalar çocuklarına asla dargın kalamaz."

"Onca söylediğime rağmen mi?"

"Evet, onca söylediğine rağmen. Ama sanki bu süreci hızlandırmak da senin elinde. Sence?" Aras biraz düşündükten sonra kafasını salladı.

"Sence ne yaparsam affeder beni? Yemek yapsam, pasta yapsam, hediye alsam hangisini daha çok sever? Ama hayır, babam sevmez öyle şeyler. Telefonunda bile sadece bir müzik olan adam o, neyi sevdiğini nerden bilebilirim ki?" Aras'ın 'tek müzik var.' cümlesi döndü kafamda.

"Bebeğim, hangi şarkı o?" Dedim merakla.

"Babam, annemden beri dinler. Annemin en sevdiği şarkıymış. Fikrimin ince gülü'ydü ismi galiba." Yanlış hatırlamıyorsam bu hafta Debublüman'ın konseri vardı. Kaya'nın ne zaman döneceğini ona sordum mu iş çözülmüştü. Aslında şarkı başka birine aitti ama Debublüman'da seslendirdiği için büyük ihtimalle söylerlerdi. Yani umarım...

"Hazırlan, bu hafta konser keyfi var." Dedim neşeyle. Aras da konser lafını duyduğu gibi koltukta ayağa kalkıp zıplamıştı.

"Yaşasın, sonunda eğlence!" Mutlu çığlığı yankılandığı zaman fark etmiştim ne kadar mutlu olduğumu. Benim sayemde bir çocuk daha gülmüştü, daha ne isterdim ki?

"Ben babana ne zaman geleceğini soracağım, sen de Bora ve Şule'ye haber ver buraya gelsinler hemen." Aras kafasını sallayıp ev telefonuna koştu. Kaya her ihtimale karşı Bora ve kendi telefon numarasını kaydetmişti telefona.

Hemen bende kaya'yı aradım ve açmasını bekledim.

"Alo." Tok ve yorgun sesi kulaklarıma dolduğunda duraksadım. Duygularını her zaman saklayan Kaya, bu sefer yorgun olduğunu saklayamamıştı.

"Alo Kaya, benim Rüya. Bir şey soracaktım." Sanki hiç konuşmamış gibi gergindim.

"Biliyorum Rüya, ne soracaktın?" Meraklı sesi kulağıma doldu.

"Şey, ne zaman geleceğini soracaktım." Şey ne Rüya, şey ne!?

"Perşembe ordayım. Neden sordun?" Al şimdi ne cevap verecektim?

"Aras merak etti, o yüzden." Aras'ı ortaya atmıştım ama Kaya belli ki yememişti bunu.

"Aras mı? Hani şu benimle küstüğü zaman bile haftalarca konuşmayan oğlum, şimdi mi soracak? Hele de senin aracılığınla?" Kısık gülüşünü duyduğumda sert bir soluk verdim.

"Evet, o Aras! Başka bir şey yoksa kapat!" Sinirli sesim daha da güldürdü onu. Daha fazla dayanamadım ve suratına kapattım. Ne yaptım, ne yaptım? Gidip adamın suratına kapatmıştım!

Ben şokla beklerken zilin çalmasıyla kendime geldim. Şule ve Bora gelmişti kesin.

Salona geçtiğimiz zaman tahminimde yanılmamış, onların yanına geçmiştim.

"Ee, neden burdayız?" İlk konuşan Şule olmuştu. Bende çok geçmeden konuya girmiştim.

"Şimdi biliyorsunuz, Aras ve Kaya birbirine çok benziyor bu yüzden de kavg-" sözümü kesen Bora ile kaşlarımı çattım.

"Geç oraları yenge, Aras anlattı. Biz neden çağırıldık onu anlat." Yenge dediğine sonra takılacaktım.

"Sözümü kesme! Her neyse işte biz de Kaya'nın gönlünü almak için, onu Debublüman'ın konserine götürmek istiyoruz. Ve bizimle gelmeyeceği kesin o yüzden iş sana düşüyor Bora. Onu konser alanına getireceksin ve bizde kapıda sizi bekleyeceğiz." Direk konuya girmiş, uzatmamıştım.

Bora olmasa kesin uzamayacaktı.

İç sesim haklı olabilirdi, ama birazcık. Çok az.

"Peki, konser ne zaman? Bı saniye bakıp geliyorum. Hah, cumartesi günüymüş. Kaya ne zaman geliyor?" Şule hızlıca konuşmuş, konserin gününe ve yerine bakmıştı.

"Perşembe. Yani ondan sonra 2 günümüz var. Aras ona soğuk yapmaya devam etme. Ama çok da barışmış gibi de davranma ki son noktayı konserde koyalım. Bugün pazartesi ve gelmesine 4 gün var. Hadi, hazırlıklar başlasın.

🌟

ÇARŞAMBA AKŞAMI

Herkes karşısındaki Kaya ile bakışıyordu. Evet, biz onu yarın öğleden sonra beklerken, kapı çalmış ve Kaya girmişti. Hem de konser biletleri masada öylece dururken! Allah'tan Bora hemen kaldırmıştı da görmemişti biletleri.

"Ee, öylece bana mı bakacaksınız? Geldiğime sevinmediyseniz gidiyorum o zaman." Dramatik ses tonuyla hepimiz gülmüştük. Ama ben ekstra bir de gözlerimi devirmiştim ve bu da Kaya'nın dikkatinden kaçmamıştı.

"Rüya oyuncu havamı beğenmedi sanki. Değil mi?" Kaya'nın dedikleriyle bütün gözler bana döndü.

"Robot yaşamına eğlence yüklenmiş. Aman ne güzel-" lafım bitmemişti çünkü Kaya'nın gözlerine yine hüzün çökmüştü. Aptal kafam!

"Hey, özür dilerim espri yapmak istemiştim. Kalbini mi kırdım?" Sonda sesim iyice kısılmıştı. Hiç bir zaman ağzımdan çıkanı kulağım duymuyordu ve bu huyumdan nefret ediyordum.

"Özür dilemensi gereken birşey yapmadın, aksine haklısın." Herkes durgunlaşmıştı ve bu çok daha suçlu hissettirmişti.

"Hadi, yatın ya saat kaç oldu, Herkes zombi gibi. Kaya, abi çok korkutucu duruyorsun. Zombilerin çakması gibi." Dedi Bora bu havayı dağıtmak amaçlı. Bu Kaya dahil hepimizi güldürdü. Yarın çok eğlenceli bir gün olacaktı ve Kaya, şimdiki gibi güldüğünden hemen sonra durgunlaşmayacaktı.

Herkes sonunda yataklara dağılmıştı. Şule benim yanımda, Bora da misafir odasında kalacak şekilde ayrıldık.

🌟

Sonunda konser günü gelip çatmıştı. Konser saat 14.30'da başlıyordu. Hepimiz hazırlanmaya başlamıştık bile. Bora Kaya'yı sabahın köründe almış, 'Kaya kalk bana gömlek alalım. Zevkine güveniyorum kardeşim, sormadan söyleyeyim dedim. Kalk aaa.'Diye bağırmıştı. Kaya onunla uğraşamayacağını bildiği için çok zorlamadan kalkmıştı. Bizde fırsat bu fırsat diyerek ev ahalisi olarak hazırlıklara başlamıştık. Şuan saat 14.58'di ve sadece yarım saatimiz kalmıştı. Zaten herkes hazırdı. Şule'nin telefonu çaldığında gözler ona döndü. Açtıktan birkaç dakika sonra aniden sesi yükseldi.

"Bana şaka yaptığını söyle! Onu kaybetmediğini söyle!" Sesi fazlasıyla yüksekti. Kaş göz yaptığımda hoparlöre aldı.

"Ya bak şimdi, biz tam çıkıyorduk ki 'ben lavaboya gidiyorum, iki dakikaya dönerim.' dedi bende tamam dedim. 5 dakika bekledim gelmedi, 10 dakika bekledim gelmedi. Dedim var bi' iş bir gittim yok. Koca adam ortadan kayboldu." Ben gözlerim açılmış Bora'nın dediklerini hazmetmeye çalışıyordum. Ne demek yoktu?

"Koskoca adam nereye gider? Ya şaka gibisin Bora. Sana kırk yılın başı bı iş verdim olana bak. Yok daha da güvenmem sana." Sinirli sesim çok net çıkmıştı ki telefondan gelen gülme sesiyle herkes dondu.

"Beni o kadar merak edeceğinizi bilsem nereye gideceğimi söylerdim. Oyuncak ayı aldım, bu yüzden geciktim." Dedi Kaya. Herkes rahat bir nefes vermişti ama konser aklımıza gelince resmen arabaya uçmuştuk. Son 5 dakika kalmıştı ve yetişmemiz biraz zordu ama olsun, yeter ki şarkıya yetişelim değil mi?

Araba hareket etmiş, konser alanına çok geçmeden varmıştık. Çok geçmeden dediğim de 15 dakika olması da cabası. 3 şarkı söylenmişti ve tek dileğim o şarkılardan birinin fikrimin İnce gülü olmamasıydı.

"Hanımlar ve yakışıklı oğlum, ne oluyor burada?" Başta gülerek söylediği cümlesini sonda ciddiyetle bitirmişti Kaya.

"Baba!" Deyip sonunda dayanamayan Aras ile gülümsedim.

"Sana sürpriz yaptık. Hemen gidelim kaçırıyoruz." Tam o an fikrimin İnce gülü çalmaya başladı ve Kaya gözlerini hemen bana çevirdi. Niye bu kadar güzel bakıyorsun be adam?

"Senin başının altından çıktı değil mi, kurnaz?" Kurnaz ve ben peh!

"Sus ve şarkının keyfini çıkar, ayı!" Bende sonunda patlamıştım. Ama bu Kaya'nın gülmesine ve beni belimden tutup çekmesine sebep oldu.

"Bu şarkıyla dans etmeyen de ne bileyim?" Dedi sırıtarak. Sallanmaya başladığı zaman bende ona ayak uydurmuştum. Şule'yi de Bora kapmış dans ediyordu. Öylece duran Aras ise umrusamazca dans ediyordu. Hepimiz mutluyduk ve bu konser hepimize iyi gelmişti.

Kitap hızlı ilerliyor biliyorum ama dediğim gibi, çok önceden ve mafya koca istediğim zamanlardı...

Bölüm sonu

4 yorum