İçeriğe geç

Bebeğim

Bölüm 42 · 2 dk okuma

Bebeğim

Bölüm 42

Tolga'nın Gözünden

----

Tolga’nın Gözünden

Derya’nın sesi mutfaktan yükseldiğinde çayımı yeni koymuştum. Başta önemsemedim çünkü annemle sürekli bir şeyler konuşur, heyecanlanırdı ama sonra duyduklarım beni yerimden fırlattı.

“Anne, Zühre hasta! Aslı hastaneye götürmüş sabah da ateşi vardı ama düşürememiş."

Elimdeki çay bardağı masaya çarparak devrildi. Sıcak sıvı masaya yayılırken ben çoktan ayağa kalkmıştım. Bir saniye bile düşünmeden üzerime ceketimi alıp kapıya yöneldim. İyi de hangi hastane?

“Ne demek hasta? Nesi var? Hangi hastanede?”

Derya’nın yüzü endişeyle gerildi. “Ateşi çok yükselmiş, hastaneye gitmişler ama şimdi iyiymiş. Aslı çok panik yapmış sonunda hastaneye gitmişler.” En azından Elif yanındaydı. Aslı genel olarak hassastı, çok yalnız kalmıştı...

“Ben gidiyorum!” dedim sertçe.

Annem hızla önüme geçti. “Tolga, bir dur. Panik yapma. Aslı şimdi hastaneden çıktı, eve döndüler.”

“Ev neresi?” dedim, sesim neredeyse bağırıyordu. “Neden hâlâ bilmiyorum? Bebeğim hasta olmuş, ama ben bunları başkalarından öğreniyorum! Aslı’nın numarası yok bile. Ben kendi çocuğumdan nasıl haberim olmaz?” ulan bebeğimin olduğunu bile yeni öğrenmiştim.

Annem derin bir nefes aldı. Sakin ama sert bir tonla konuştu. “Çünkü Aslı sana güvenmiyor, Tolga. Ve bunda haksız da değil. Bebeği hasta olmuş, aklı oradayken bir de senin öfkenle mi uğraşsın?”

Cevap vermek istedim ama boğazıma bir yumru oturdu. Haklıydı ama bu beni durdurmaya yetmezdi.

“Ben kızımı görmek istiyorum!”

“Olmaz” dedi annem kararlılıkla. “Evin yerini söylemeyeceğim.”

Derya, araya girerek beni yatıştırmaya çalıştı. “Abi gerçekten panik yapma. Kaan yanındaydı, müdahale etti. Kızın emin ellerdeydi.”

O ismi duyunca, mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.

“Kaan… Kaan kim ya? O kim de Aslı'nın yanında?”

Annem gözlerini devirdi. “Allah aşkına, Kaan kim olacak, Aslı’nın bir arkadaşı. Doktor, yetkin biri. Zühre’nin sağlığı için elinden geleni yapıyor. Sen ne sandın?”

Derya mırıldanırcasına ekledi "Ve komşusu"

Bilmiyordum. Bilmiyordum ama içimde garip bir his vardı. O adamın Aslı’nın yanında olması, Zühre’ye dokunması, onların hayatına benden daha yakın olması içimi kemiriyordu.

“Bir de komşularıymışmış” diye homurdandım. “O yüzden mi Aslı’nın yanında duruyor, her şeye o koşuyor? Bunu kabul edemem. Kendi kızım için bir yabancıdan mı izin alacağım?”

Annem kaşlarını çattı. “Tolga, yabancı dediğin adam, senin hamile karını aldatırken Aslı’nın yanında olan insandı! O hastanede senin yapman gerekenleri yaparken sen neredeydin?”

Sertçe yutkundum. O kadar büyük bir öfke ve pişmanlık içindeydim ki konuşacak gücüm kalmamıştı. Zühre’nin hastalandığını, ateş içinde yandığını düşündükçe kan beynime sıçrıyordu. Ama en çok da onun yanında olamamak, bunu başkasının yapıyor olması beni delirtmişti.

“Bunu böyle bırakmayacağım” dedim dişlerimi sıkarak. “Yarın Aslı’yla net bir şekilde konuşmak istiyorum. Nereye isterse, fark etmez. Ama artık bu belirsizliğe bir son vereceğim.”

Annem bir şey demedi, sadece başını salladı. Derya endişeyle yüzüme baktı. Ama umurumda değildi. Ne olursa olsun, yarın Aslı’yla konuşacaktım. Zühre benim kızımdı ve artık bir yabancı gibi kenardan izlemeyecektim.

---

Bölüm sonu

3 yorum