İçeriğe geç

Bebeğim

Bölüm 20 · 3 dk okuma

Bebeğim

Bölüm 20

Kutlama

---

Aslı'nın gözünden

Sabahın erken saatleriydi pencereden süzülen güneş ışığı odayı aydınlatırken gözlerimi açtım. Bugün Tolga’nın annesi ve kız kardeşi Derya ile kahvaltı yapacaktık. Beni arayıp “Sana biraz bebek eşyası aldık, uğramak istiyoruz” demişlerdi. Gözlerimi ovuşturup yatağımdan kalktım. Şu anda tam altı aylık hamileydim ve karnım iyice büyümüştü. Zühre'nin varlığı her geçen gün kendini daha çok hissettiriyordu.

Hazırlanıp salona indiğimde kapı çaldı ve Tolga'nın annesi Aylin Hanım ile Derya içeri girdiler. Yanlarında taşıyabileceklerinden çok daha fazla paket vardı. Her biri rengarenk kutular, bebek giysileri, battaniyeler, oyuncaklarla doluydu. Yüzümde istemsizce bir gülümseme belirdi ne olursa olsun, bebek haberi her iki taraf için de sevindirici bir şeydi. En azından bilenler için.

Aylin Hanım, kahvaltı masasına otururken bana dönüp göz kırptı. "Aslıcığım" dedi nazik bir tonla "karnın iyice büyümüş, maşallah. Artık kızımızı kucağımıza almak için sabırsızlanıyoruz. Adına karar verdim mi?" Kafamı hafifçe salladım "Evet Aylin hanım. Zühre koyacağım." Yanındaki Derya ise sanki bir sır paylaşacakmış gibi bana doğru eğildi ve hafifçe fısıldadı: “Şu haberi duyduğumdan beri inan bana uyku uyuyamıyorum. Ablan gibi bir teyze olacağım!” teyze? Canım bence sen hala ol, o teyze lafını Elif duyarsa yırtar seni. Kafamı sallamakla yetindim. Onun heyecanı, Aylin Hanım'ın yumuşak ve sıcak tavrı beni rahatlatıyordu.

Kahvaltı boyunca her ikisi de bana bebekle ilgili hikayeler anlattı, tavsiyeler verdi. Zühre’ye aldıkları eşyaları masaya serdikçe içimde hafif bir heyecan yükseldi. Nurten Hanım bir ara bana dönüp, "Aslıcığım, sana yardımcı olacak birini düşündün mü? Bebek doğduktan sonra tek başına zor olur" dedi mahcup bir sesle. Elinden geleni yapmak istemesini anlıyordum ancak bir yardımcıya değil benim bir kocaya bebeğimin de bir babaya ihtiyacı vardı. Dolan gözlerimi kaçırarak gülümsedim “Elif ve Efe her zaman yanımda olacak, ayrıca annem ve babam da sık sık geliyorlar.” Her şeyin planlandığını, Zühre’nin hayatımıza bir düzen getireceğini düşündüm.

---

O akşam Elif, Efe ve ben küçük bir kutlama hazırladık. Kaan’ın oğlu Aras bugün tam üç yaşına basıyordu. Küçük bir pasta ve birkaç süsleme yapmıştık. Aras, salona girer girmez kocaman açılan gözleriyle pastaya doğru koştu. Son dönemde benimle arasındaki bağ çok güçlenmişti. Yeni yeni konuşmaya başlamıştı ama sık sık gelip karnımı öpüyor, kendi diliyle bir şeyler mırıldanıyordu.

“Zühre’ye mi selam söylüyorsun?” diye sorduğumda gülümseyip başını sallıyordu. Kaan’ın da bu duruma bakarken yüzünde her zamanki o sevecen ve esprili bakışı beliriyordu.

Kutlama sırasında Elif ve Efe, Aras’ın her bir hareketine gülerek bakarken ben de karnımda hareket eden minik Zühre’yi hissettim. Aras, pastadan bir dilim alıp bana doğru uzattı, “Asşı, bebeğe ver?” diye mırıldandı. Herkes gülmeye başladı. “Aras, Zühre daha çok küçük, sadece annesinin yediklerini yiyebilir” dedim nazikçe.

Kaan ise Aras’ın bu hareketine dayanamayarak, “Oğlum, Aslı teyzen pastayı yerken bebek de nasibini alır, merak etme” dedi. İçimde hem minik bir kıskançlık hem de Aras’la Zühre arasında şimdiden kurulan bağdan dolayı derin bir mutluluk hissettim. Bu dostluk hem beni hem de çevremdekileri rahatlatan, huzur veren bir şeydi.

Küçük kutlamamızın ardından birkaç fotoğraf çekip, Instagram’a koymak için en iyisini seçtim. Aras astığımız süslerle oynuyordu. Fotoğrafın altına basitçe “Bu güzel akşam ve minik kahraman Aras’a iyi ki doğdun” yazdım ve paylaştım. İçimde Zühre’ye dair büyüyen umut, Aras’ın saflığı ve sıcaklığıyla birleşiyordu. Hem Zühre’ye hem de kendime bu yeni başlangıçlar için bir gelecek kurmaktı amacım.

Bölüm sonu

3 yorum