---
Bölüm için bir şarkı düşündüm sizlere Sezen'den İhanetten Geri Kalan parçasını armağan ediyorum. İyi okumalar. ❤🩹
---
Nerdeyse bir ay geçmişti. Aslı, o gece Tolga’nın onu sarhoş halde öpmesinden sonra her şeyin normale döneceğini sanmıştı, güzel bir gece geçirmişlerdi. Fakat tam tersi olmuştu. Tolga’nın ilgisizliği her geçen gün daha da artmış Aslı'ya davranışları daha da soğuklaşmıştı. Kendini bu yabancı şehirde yalnız, Tolga'nın adeta ruhuna bile dokunamadığı bir evde sıkışıp kalmış gibi hissediyordu. Derdini kimseye açamıyordu, evliliğinin bu hale nasıl geldiğini ablayamıyordu. Aslında seziyordu ancak kondurmak zordu.
Bu sabah ise başka bir şey vardı aklında. Regli beş gün gecikmişti. Reglinin geciktiğini fark ettiğinden beri içindeki huzursuzluk da büyüyordu, acaba son gece korunmayı mı unutmuştu. Bir yandan heyecan duyuyordu belki de bir bebekleri olacaktı, her zaman bir bebek hayali kurmuştu çocuğunun olmasını çok istiyordu. Tolga iyi bir baba olurdu yeğenlerimle nasıl ilgilendiğini biliyordu, bu düşünce yüreğini ısıttı. Bir şeylerin iyiye gitmesine dair küçük bir umut. Ancak tüm bunları Tolga’ya söylemeden, öncelikle emin olmak istiyordu çünkü ergenliğimin başında geçirdiği bir ameliyat nedeniyle tedavi olmadan hamile kalma ihtimali çok düşüktü heveslenmek ve kimseyi heveslendirmek istemiyordu belki de hastalığı tekrarlamıştı. Doktora gitmek için evden çıkarken, Ezgi ve Tolga’ya uydurma bir bahane sundu:
Bu akşam opera için biletim var hazırlamak için erkenden çıkıyorum.
Ezgi’nin onun işlerine ve planlarına pek dikkat etmediğini biliyordu ama yine de Tolga’nın bakışlarına bir an olsun göz ucuyla bakmaktan kaçınmadı. Tolga’nın bu ilgisiz tavrı içini bir nebze acıtsa da, bu haberi onunla paylaşmanın hayalini kuruyordu. Çocuğunu birlikte büyütecekleri o huzurlu ve güzel hayatı canlandırdı gözünde ama henüz dile getiremeyecek kadar tedirgindi.
Hastaneye adım attığında heyecandan bayılacaktı. Doktoru beklemeye başladı. İtalya'nın en olumsuz tarafı sağlık sektörüydü. Doktor muayenesi beklediğinden kısa sürdü. Ultrason ekranında gördüğü küçük şekil, ona yabancı bir o kadar da yakın hissettirmişti. Bir bebeği vardı içindeki bu yeni hayatın varlığı, kalbinin derinliklerinde kendine yeni bir yer açmıştı. Bu mucizeyi.
"Congratulazioni, sei incinta di otto settimane." (Tebrikler, 3 haftalık hamilesiniz.)
dedi doktor. Aslı’nın kalbi yerinden fırlayacak gibiydi, mutlulukla yüzüne bir tebessüm yayıldı. Ultrason fotoğrafını özenle katlayıp küçük bir kutuya yerleştirdi. Bu haberi Tolga'ya anlatacağı anı düşünürken heyecanla eve doğru yola koyuldu. Yüzüne bakar bakmaz anlayacak, artık onlara ait kanlarından bir parça daha olacak. O geceye şükretti.
---
Kapıyı açtığında, evde rahatsız edici bir sessizlik hâkimdi. Sanki bir şeyler ters gidiyormuş gibi içgüdüsel bir hisle adımlarını yavaşlattı. Kendi odasının kapısına yaklaştığında ise kulaklarına gelen kıkırdamalar ve fısıltılar onu bir anda durdurdu. Kalbi hızlanmaya başladı, elleri titriyordu. Derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı.
Gözlerinin önünde, Tolga ve Ezgi… kendi yatağında, kendi hayatının merkezinde… Onu fark ettiklerinde donup kaldılar, ama o an hiçbir kelime Aslı'nın hissettiklerini anlatamazdı. İçinde tarifsiz bir öfke, ihanete uğramışlığın acısı vardı. Ezgi’nin şaşkın ve pişkin yüzüne baktı, sonra Tolga’ya döndü.
Bir anlık öfke ile Ezgi’ye doğru ilerledi, sesinin titrediğini fark etti “Sen nasıl yaparsın bunu? Bana, bizim evimize, bu hayata nasıl ihanet edersin?” Ellerini ona uzattı, sarsmak istedi, bu anın gerçek olmadığını ona göstermek istercesine…
Tolga hemen araya girdi, Aslı’yı durdurmaya çalışırken, yüzündeki pişkin ifade Aslı’nın öfkesini daha da alevlendirdi. Bu evde, bu hayatta, hayatının merkezinde olan insanın, onu böylesine hiçe saydığını görmek, içine derin bir yarık açıyordu.
Kocasının yüzüne baktı " Bunu nasıl yaparsın? Bizim evimizde bizim yatağımızda nasıl beni aldatırsın? Bana hiç mi saygın yok? Hiç mi sevmedin beni? " Gözleri dolu doluydu, neşet almakta zorlanıyordu “Tolga, ben… hamileyim. Bir bebeğimiz olacak,” dedi. Bu sözlerin bir şeyleri değiştireceğini ummuştu Tolga'ya kaybettiği şeyleri göstermek istemişti, neleri heba ettiğini...ama Tolga'nın yüzünde hiçbir yumuşama göremedi. Aksine alaycı bir ifade ile geri adım attı.
“Sen gerçekten bu yalanla mı devam etmek istiyorsun? Hamile olduğuna inanmamı mı bekliyorsun sana dokunmazken bile? Daha neyi değiştirmeyi ümit ediyorsun? ” dedi. Tolga Ezgiye saldırmaya çalıştığı için kızgındı bir de hamilelik yalanı denemesi...
Aslı, elleri titrerken kutuyu cebinden çıkarmaya niyetlendi ama sonra vazgeçti. Hayalindeki o güzel anın böyle bir kabusa dönüşmesine izin vermeyecekti. Ona bir bebek beklediğini ispatlamak zorunda değildi. Gözleri yaşlarla dolu, o derin acının altında adeta kaybolmuş bir halde odayı terk etti.
----



