-...Ve sessizliğin içinde üç el silah sesi duyduğumda, annemin beni sakladığı yerde ağlıyordum. Sakladığım yerin kapağını hafiften aralayıp ayın loş ışığıyla aydınlattığı odaya baktım
O vardı, sadece o...
Kim olduğu, amacının ne olduğu bilinmeyen yabancı.
Oradaki korkumdan belki yıllarca oradan çıkamayabilirdim. Bana güven veren şey camdan içeri giren mavi-kırmızı ışıklar ve kulaklarınızı titreten polis sireniydi.
İşte o zaman karar vermiştim.
Ben, suçluları yakalayan iyilikten sapmayan biri olacaktım.
O gün polislerin içeri girişini unutmuyorum...
Unutamıyorum...
Gelen polislerden biri yere eğildi , birşeylere dokundu ve konuşmaya başladı:
-Geç kaldık! Bir cinayet daha! Bu kaçıncı? Böyle devam ederse ülkede insan kalmayacak.dedi
Daha yakından başka bir ses:
-Abartma, ama haklısın. Şu katili bulduk mu işimiz bitecek. Altı aydır sadece aynı katil yüzünden fazladan mesai yapıyoruz.dedi
Katil? Cinayet? Polisler?
Kapağı açıp dışarı çıktım. Polisler şaşkın gözlerle bana bakıyorlardı. Birşey diyemedim, hareket edemedim. Sadece baktım. Ailemin yerde yatan cesedine... Sadece baktım...