Topun sahibi:
-Tamam abla. Abla artık biz hep senle oynayalım. Sen bize öğret.
Ben:
-Ablacığım ben birkaç hafta sonra başka bir okula yazdırılacağım. Annemin tahini çıktı. Siz Ela ile oynayabilirsiniz. O size en ince ayrıntısına kadar anlatır.
Kızlardan birisi:
-Tamam ablacığım.
Teneffüs bitti. Dersimiz başlayacaktı. Ders başlamadan önce sınıfa:
-Arkadaşlar okul çıkışı sınıfça dondurma yiyelim mi?
Mine:
-Olur.
Alara:
-Benim için de sıkıntı yok. Katılırım.
Lara:
-Ben de katılırım.
Rana:
-Arkadaşlar para vermenize gerek yok. Babam dondurmacı hepimize birer top dondurma ısmarlar.
Alp:
-Beleşe dondurma parası da çıktığına göre herkes için olur mu?
Mert:
-Benim için olur.
Sude:
-Benim içinde uygun.
Ben gülerek:
-Fikir zaten benden çıktı ben gelmesem ayıp olur. Fkri bulan benim yararlanamayan da mı ben olacağım? Oh ne ala memleket!
Mine gülerek:
-Valla bu laflarından sonra memleketimi özledim.
Sınıfça kahkaha attık. Eğlenceli bir gün olacağına emindim. Öğretmenimiz derse girdi. Dersi işliyorduk. Öğretmenimiz:
-Sizin sınıfta bir eksiklik var. Eskisi kadar gülmüyorsunuz.
Ben üzülerek:
-Öğretmenim Batuhan eksik. Annesi o kadar kötüydü ki. Doktora götürdüler. Daha da iyi. Bu nedenle Batuhan annesinin yanında kalmak istedi.
Öğretmenimiz:
-Batuhan için üzüldüm. Peki annesinin durumu şuanda iyi mi?
Ben:
-Öğretmenim iyi ama biraz halsizdi. Batuhan anlattı. Batuhan'a çok üzüldük. Bugün dondurma gezimize katılamayacak. Erteleyelim mi arkadaşlar?

