Tekrardan hastanedeydim. Vücudumu hareket ettiremiyordum. Özellikle de hiç bir tarafımı da hareket ettiremiyordum. Birşeyler anlatmaya çalışıyordum. Olmuyordu. Canım nedense hâlâ çok acıyordu. Önümde birkaç doktor görüyordum. Birşeyler konuşuyorlardı. Birçok arkadaşım oradaydı. Bir dakika Ela ve Batuhan'ın geleceği belliydi de Seray ne alaka?
Doktorlar odadan çıktılar. Çıkarken perdeleri kapattılar. Herkesi benim olduğum odanın camından çıkardılar. Seray'a bakıyordum. Lavaboya gittiğini gördüm. Hiç kimse yoktu. Canım çok sıkılıyordu. Hemşire kılığıyla Seray geldi. İlk baştan onu gerçekten hemşire zannettim. Sonra yüzünden ve o sinsi cadı gibi gülüşünden onun olduğunu anladım. Ameliyat yatağıma bağlı bir fiş vardı.
Seray fişe yakınlaştı. Batuhan bir yandan odaya girdi. Doktorlar da içeri girdi. Batuhan:
-Olamaz doktorum fişi çekip bu hastayı öldürmeye çalışmış.
Bir kadın doktor:
-Katiyyen böyle birşey olamaz. Çok kötü bir ceza alacaksın.
Doktor Batuhan'a:
-Sen niye buradasın?
Batuhan:
-Doktorum beni erkek doktor hastanın nefes alıp almadığını öğrenmek için buraya gönderdi bu nedenle odaya girdim.
Doktor:
-Tamam anladım.
Doktorlar bana bir tedavi uyguladı. Tedavi bittikten sonra taburcu oldum. Artık rahatça konuşabiliyordum. Vücudumu kontrol edebiliyordum. Bacağım hariç her tarafı hareket ettirebiliyordum. Zaten bacağım alçıdaydı. Artık uzun bir süre yürüyemeyecektim. Ben doktorlara:
-Doktorum benim fişimi çekmeye çalışan kız aslında onunla aynı sınıftayız ve bana çok kötü davranıyor. Benim bacağım alçıdayken beni lavaboya kilitledi. Saatlerce ayakta kaldım. Zaten beni hastaneye aldığınız günden önceki gündü bu yaşananlar.
Doktor:
-Bu yaşananları karakola anlatmalısın. Onlar da o kızı haksız bulurlarsa o kıza büyük cezalar verilir.
Ben:
-Tamam doktorum.
Annem bile babam beni zorlu bir şekilde eve götürdüler. Beni arabaya yerleştirip çıkarması uzun sürdü. Evde tek yaptığım şey yatmaktı veya televizyon izliyordum. Canım çok sıkılıyordu. Annem birkaç hafta izin alıp işe gitmedi. Karakola gidip Seray'ı şikayet ettik. Annesini aradılar. Seray ve annesi karakola geldiler. Ceza sonucu 2 hafta sonra belli olacaktı. Çok sinirlendim, bir insanı öldürmeye çalıştı o kız nasıl hemen ceza vermezler ki!!
"2 Hafta Sonra, Mahkeme Kararı"
Heyecanla bekliyordum. Yanımda annem, babam, Ela ve Batuhan geldi. Ela bana ve ona yapılan zorbalıkları tek tek anlattı. Batuhan da aynı şekilde anlattı. Mahkemede ki avukat:
-Susun yeter! Duygu sömürülerinizi ve artık anlatılanları dinlemek istemiyorum. Ben anlayacağımı anladım. Açıklıyorum.
Çok heyecanlıyım. Bacaklarım titriyordu. Tekrardan avukat beni işaret ederek:
-Bu kıza yapılanı görmüyor musunuz? Kız neredeyse ölecekti ama yine de hâlâ haklı olduğunuzu ikna ediyorsunuz. Size de söylenem üzücü birşey var. Bu kız 18 yaşından küçük olduğu için ona hapis cezası uygulayamayız. Bu nedenle seni öldürmeye çalışan kıza 30.000 liralık para cezası uygulayacağız. Ailesi bu parayı ödemeyecek. Seni öldürmeye çalışan kız kendisi çalışarak bu parayı karşılayacak.
Aslında biraz üzüldüm. Yine de cezasını aldı.
Seray ağlayarak:
-Lütfen bana ceza vermeyin. O kadar parayı tek başıma ödemem imkansız.
Avukat:
-Sen de tek başına bu masum kızın yaşayıp yaşayamayacağına karar vermen çok şaşırtıcı doğrusu.
Seray'ın annesi:
-Bu kız çok küçük bu kadar parayı ödeyemez.
Avukat:
-Bu kız çok küçük ama bir insan öldürmeye kalkıştı. Di mi?
Seray'ın annesi utanarak ve kısık bir sesle:
-Doğrudur efendim.
Mahkeme bitti.
Batuhan:
-Kolay ceza aldı buna da ağlıyor. Ya hapishanede olsaydı. Bu kızda bir değişik.
Ben:
-Evet ya.
Annem:
-Gençler yine ne planlar yapıyorsunuz?
Ben:
-Öyle mahkeme hakkında konuşuyoruz anne.
Annem Batuhan'a:
-İstersen oğlum sen biraz bizde otur. Zaten Sema'nın da canı sıkılıyordu.
Batuhan:
-Olur.
Eve geçtik. Oturuyorduk. Anneme:
-Anne ben ve Batuhan benim odama geçiyoruz Müge Anlı'ya katlanamayacağız.
Annem gülerek:
-Öyle olsun bir dahakine izleteceğim ama söylüyorum.
Batuhan:
-Yeter Müge Anlı psikolojimizi bozdun.
Ben:
-Aynen.
Benim odama geçtik. Batuhan'a:
-Seray acaba okula gelecek ve benden intikam alacak mı?
Batuhan:
-Aslında alabilir ama bir daha böyle birşey yaparsa hapishaneye girme olasılığı yükselecek.
Ben:
-Anladım. Sağol.
Batuhan:
-Gerçekten buradaki en masum kişi sendin. Bir olay çıksın hepsinde sen yaralı çıkıyordun ve yaralayan hep Seray'dı. Yaralanma sırası onda.
Ben:
-Bencede Batuhan çok doğru söylüyorsun.






