İçeriğe geç

BATAKLIK

Bölüm 8 · 2 dk okuma

BATAKLIK

Bölüm 8

No.1- Böyle İyi

Ben görmediğin bir gökkuşağı, üstünden kayan yıldız misali, kaldırımlar da basıp geçtiğin ve daha çok yerine oturan kaldırım taşı, sıcak evlerin içinde oluşan yuva, ve belki daha fazlası...

-ZEMHERİ: Her kim yapıyorsa bunu.. Elini oturduğumuz asfaltın taşına vurarak, yada her neyse uğraşacak gücüm kalmadı demişti. Elinin üstü kanlar içindeydi.

Bulutla Ömür eve gitmişlerdi, gün içerisinde sanki aptal bir oyuna girmemiştik fakat zarflar bizim nereye gittiğimizi biliyor gibi hep karşımıza çıkıyordu.

İlayda elinde 3 tane bardak mısırla yanımıza doğru gelirken denizin esintisi yüzüme doğru çarpıp, vücudumun titremesine sebebiyet veriyordu.

Elime aldığım mısır bardağı sımsıcaktı, bir kaşık aldığımda kaç gündür bir şey yemediğimden dolayı ilk defa sıcak bir şey girince midem şok olmuştu herhalde.

Zemherinin telefonu çalmıştı,

-Ömür arıyor.

A-alo abi koşun Bulut yok arabada yok ben markete inmiştim o arabada bekliyordu ama yok bulamıyorum telefonlarımı açmıyor.

Ömür çok korkuyordu, ve bi o kadar da endişeliydi, telefon hoparlörde olmamasına rağmen bağırdığı için sesi bizim duyabileceğimiz seviyedeydi.

-ZEMHERİ: tamam sen sakin ol hiç bir yere ayrılma konum at geliyoruz.

Kapanan telefonla Zemheri direk ayağa kalkmıştı daha ne olduğunu sormadan bize söylemişti zaten,

Bulut kayıp.

İlayda ile daha şok olmadan kendimizi arabanın içinde bulmuştuk. Saat çok geç olduğu için trafik yoğun değildi olan arabaları da zaten solluyorduk.

Ömür'ün yanına geldiğimizde uzaktan bir o tarafa bir bu tarafa yürüyüp, başını kollarının arasına almıştı. Ağlamaktan gözleri şişmişti belli ki kendini suçlayıp duruyordu Zemheri bizim arabada durmamızı söylemişti.

Zemheri Ömür'ün yanına gittiğinde sakinleşmesi için sarılmıştı fakat Ömür, Zemheri'nin göğsüne vurup, kendini daha çok hırpalıyordu. Zemheri arabadan inerken aldığı su şişesini Ömür'e verdiğin de ikisi de kaldırım taşına oturmuş, Ömür bir nebze sakinleşmişti.

İlayda oturduğu arka koltuktan , şu halimize bak paramparçayız, diyebilmişti sesi ağlamaklı geliyordu.

Arkamı döndüğümde onun kafasından tutarak göğsüme yasladığımda artık ikimizde ağlıyorduk.

Evet ağlıyorduk fakat, tek Bulutun kaybolmasına ağlamıyorduk. Biz bilmediğimiz sorunlarımıza yaralarımıza ağlıyorduk içimizi yakan bir binanın yıkımı gibi gerçekleşen olayların bizde bıraktığı sarsıntılara ağlıyorduk. O binanın altında kurtarılmayı bekleyenlere ağlıyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.