Kardeşler sabah uyandıkları zaman konuşmaya başladılar. "Bugün Hunter'a söyleyeceğim." dedi Lucy üzgün bir şekilde.
"Gerçekten mi?" diye sordu Suzy mutlu bir şekilde.
"Benden nefret edecek ama daha fazla burada kalamayız."
Suzy Lucy'ye sarıldı. "Merak etme. Her şey yoluna girecek. Ayrıca o bir kurgu karakteri."
Lucy sinirli bir şekilde geri çekildi. "O benim için sadece bir kurgu karakteri değil. Bunu ne zaman anlayacaksın? Bir de oturmuş bana sarılmana izin veriyorum." dedi sinirli bir şekilde.
"Tamam özür dilerim. Öyle demek istemedim..." dedi Suzy ve o sırada Hunter kapıya geldi. Tam tıklatıcakken "...Biliyorum Hunter senin ilk aşkın."
"Ne?" diye sordu Hunter kendi kendine.
"Abla o zaman 9 yaşındaydım. Bu konuda bir daha asla konuşma. Neyse ben acıktım. Acaba kahvaltı hazır mı?"
Hunter kendine geldi. Kapıyı tıklattı. "İçeriye girebilir miyim?" diye sordu.
"Evet." dedi Lucy.
Hunter içeri girdi ve "Kahvaltı hazır." dedi. Lucy'nin yüzüne baktı. Dalgın olduğunu anladı.
...
Kahvaltıdan sonra Hunter dışarıya çıktı. Sky onu gördü. "Nasılsınız kralım?"
"İyiyim sen nasılsın?... Bana kralım deme. Ne de olsa sen benim arkadaşımsın."
"Yarış yapalım mı?"
"Gündüz olmasına rağmen seni vampir halimle bile yenerim."
"Peri olmak suç mu? Ayrıca bir vampir ile yarışmak istesem Luna'ya sorarım." dedi Sky. Hunter sadece kıkırdadı. "Bir şey mi oldu?"
"Aşık oldum diyelim."
"Tahmin ediyorum... Lucy."
"Çok mu belli ediyorum?" diye sordu Hunter. Sky kafasını olumlu anlamda salladı. "Bugün bir şey duydum. Lucy 9 yaşındayken beni seviyormuş."
"Bu harika bir şey değil mi?"
"Evet ama Lucy ablasına bu konuyu kapatmak istediğini söyledi."
"Sen sanırım bir şey unuttun. İlk aşklar kolay unutulmaz."
"Bu konuda haklısın. O yüzden ben şimdi gidiyorum. Görüşürüz." dedi Hunter ve saraya doğru gitti.
...
"Tamam o zaman ben Hunter'ın yanına gidiyorum. Sen de saraydan çıkma." dedi Lucy.
"Benim için endişelenme." dedi Suzy.
Lucy odadan çıktı. O sırada Hunter geldi. "Seninle konuşmam gerek." dediler aynı anda.
"Önce sen söyle." dedi Hunter.
"Hayır önce sen söyle." dedi Lucy tedirgin bir şekilde.
"Hiç ejderhaya bindin mi?" diye sordu Hunter bir anda.
"Tabi ki de hayır."
"O zaman gidelim." dedi Hunter ve Lucy'nin elini tuttu. Birlikte saraydan çıktılar. "Fire!" diye seslendi Hunter. Islık çaldı. Fire geldi. Hunter onun üstüne bindi. "Binmek ister misin?" diye sordu Hunter elini uzatarak.
Lucy çocukluğundan beri bugünü bekliyordu. O yüzden Hunter'ın elini tuttu ve bindi. "Nereye gidiyoruz?"
"Çok güzel bir yere gidiyoruz. Sen sadece sıkı tutun." dedi Hunter ve Lucy'nin elini tutup beline sardı. "Hazır mısın?"
"Evet." dedi Lucy ve Fire uçtu. Lucy korkudan Hunter'a daha sıkı sarıldı. "Çok hızlı değil mi?"
"Merak etme." dedi Hunter ve Fire'a uyarı verdi. Fire böylece yavaşladı. "Daha iyi misin?"
"Kesinlikle iyiyim." dedi Lucy etrafa bakarak. Fire bir dağın tepesine kondu. "Neden durduk?"
"Çünkü burası benim en sevdiğim yer."
"Anladım." dedi Lucy. Aslında bu cevabı vereceğini biliyordu ama yine de sormak istemişti. "Gerçekten güzelmiş."
"Biliyorum." dedi Hunter ve Fire yeniden uçtu. Yere indikten sonra Hunter indi. "Gidelim mi?" diye sordu elini uzatarak.
"Tamam." dedi Lucy ve Hunter'ın elini tuttu ve indi.
"Buraya bayılacaksın." dedi Hunter.
Yemyeşil bir yere gelmişlerdi. "Burası gerçekten çok güzel." dedi Lucy. Yıllardır buraya gelmek istiyordu.
"Gerçekten beğendin mi?" diye sordu Hunter. Lucy olumlu anlamda kafasını salladı. "Beğenmene sevindim."
Lucy dayanamayıp Hunter'ın boynuna sarılıp "Teşekkür ederim." dedi ve geri çekildi. "Kusura bakma. Heyecandan oldu."
"Önemli değil." dedi Hunter ve Lucy'nin elini tuttu. "Lucy, ben bugün bir şeye kulak misafiri oldum. Sen bana gerçekten 9 yaşındayken aşık mıydın?"
Lucy'nin gözleri dolmuştu. Elini geri çekti ve "Benim sana bir şey söylemem lazım." dedi Lucy üzgün bir şekilde. Hunter ne olduğunu merak ediyordu. "Ben başka bir boyuttan geliyorum. Senin gerçek olmadığın bir boyuttan geliyorum. Biliyorum sen bana inanmayacaksın. O yüzden zihnimi okuyabilirsin."
Hunter asasını çıkardı ve bir büyü fısıldadı.
...
"Anne ben daha sonra yerim." dedi Lucy.
"Neden?"
"Melez Prens..."
"İyi tamam."
"Ben çizgi film izlemeyi senin yaşındayken bıraktım." dedi Suzy.
"Ben sen değilim." dedi Lucy ve oturma odasına gitti. Lucy televizyonu açıp "İyi ki varsın Hunter. Gerçek olmasanda beni anlayan tek kişi sensin."
...
"Gerçekten öyle mi? Seni anlayan tek kişi ben miyim?" diye sordu Hunter üzgün bir şekilde.
"Evet." dedi Lucy ağlamak üzereydi. "Sen ve arkadaşların..."
"Tamam. Her şeyi anladım ama neden şimdi söylüyorsun?"
"Sadece bir kaç gün daha burada kalmak istedim. Ablam ise hemen gitmek istedi. Ben onu oyaladım."
"Anladım."
"Lütfen benden nefret etme. Sen benim ilk aşkımsın." dedi Lucy ve Hunter'ın elini tuttu. "Bana söz ver."
"Söz veriyorum. En azından sana daha fazla aşık olmadan öğrendim."
"Ne dedin sen?"
"Hadi gidelim."
...
Suzy sarayın önünde bekliyordu. O sırada ejderhayı gördü. Üstünde Lucy ve Hunter vardı. Fire yere indikten sonra Hunter indi ve Lucy'nin elini tuttu. Onu indirdi. "Lucy?"
"Biliyorum." dedi Hunter.